Cesur 63. Bölüm

Keyifli okumalar arkadaşlar. Umarım bölümü seversiniz.

****

“Hadi uzan artık neden sürekli ayaklanıyorsun?” genç adam hastaneden çıktığından beri ablasını ve Ayşem Hanımın yoğun ilgisi altındaydı. Kendi evine gitmek istediğinde ona izin verilmemişti. Ayşem kenardan genç adamın itirazlarına gülümserken oldukça eğleniyordu. Serdar tam bir çocuk muamelesi görüyor, bu durumdan da oldukça şikayetçi olduğunu belli etmekten geriye kalmıyordu.

“Abla yeter artık, lütfen beni düşünmek yerine kendine odaklanmalısın.” Serdar sonunda dayanamayarak çıkışmıştı. Ayşem Hanım kaşlarını çatarak genç adama baktı.

“Sen sus bakayım, on yaşındaki çocuk gibi davranıyorsun.” Ayşem babaannesinin sözlerine kıkırdarken Serdar’ın radarına yakalanmıştı.

“Çok mu komik Ayşem Hanım?”

“Evet, çocuk gibi davranıyorsun. Sen böyle davrandıkça onlar daha çok üzerine düşecek.”

“Sen neden benimle ilgilenmiyorsun? Asıl senin müstakbel eşinle ilgilenmen gerekmiyor mu?” Serdar’ın sorusuyla genç kız yutkunarak gözlerini büyütmüştü. Kızın şaşkın ifadesi genç adamı eğlendirirken Ayşem’i susturabilmenin keyfini sürmeye başlamıştı.

“Ben gidiyorum babaanne, mümkünse bir daha beni bu odaya çağırmayın.” Ayşem Serdar’ın itirazlarına rağmen hızla odadan çıkmıştı. Derin bir nefes alarak sırtını duvara yaslarken utançtan yanan yüzünü ellerinin arasına aldı. Adamın hiç ayarı yoktu. Freni patlamış kamyon gibi üzerine doğru geliyordu.

Bir süre kendine gelmeyi bekleyip derin enfes alıp hızla odasına geçmişti. Odasına girene kadar Serdar’ın iki kadına yaptığı itiraz seslerini duyabiliyordu. Odasının kapısını kapatarak okula gitmek için çantasını hazırlamaya başlamıştı. İhtiyacı olanları aldıktan sonra babaannesine haber vererek evden çıkarken oldukça sıkıntılıydı. Bu gün en ağır derslerinin olduğu gündü ve akşama eve geldiğinde oldukça yorgun olacaktı.

Hızlı adımlarla ilerideki otobüs durağına doğru ilerlerken oldukça düşünceliydi. Normalde babası ona araba almak istemiş ancak genç kız buna yanaşmamıştı. Her öğrenci gibi sade bir öğrencilik hayatı yaşamak istiyordu. İmkanı olsa da bunu gösterme taraftarı değildi. Eski hayatını biranda değiştiremezdi ki zaten değiştirmek istemiyordu. Telefonu çalınca cebindeki telefonu çıkarıp arayana bakmıştı.

“Kuzen nasılsın?” Gülsüm’ün neşeli sesi genç kıza sirayet ederken Ayşem de aynı şekilde karşılık vermişti.

“Mola mı verdin ne bu neşe?”

“Evet, şuanda kahvemi aldım hastanenin çatısından aşağıdaki insancıkları izliyorum,” diyen kızla Ayşem kendini tutamayarak gülmüştü. Otobüste olduğu için birkaç göz ona dönerken bakışlarını hemen kaçırıp devam etti.

“İnsanlar hakkında bu şekilde konuşmamalısın.”

“Ne yapayım Ayşem, buradan bakınca çok küçük görünüyorlar.” Ayşem de kızın ne demek istediğinin farkındaydı. Hastanenin en üst katında ki dinlenme terasından aşağıya baktığında insanlar küçücük görünüyordu.  Yeni eklenen katların bazıları boş olsa da babasının o katları yakında açacağına emindi.

“Yine de öyle söyleme, yazık. Bu arada keyfini neye borçluyuz.”

“Ah Ayşem çok keyifliyim. Büyük bir balık yakaladım ve ağa yakalanmış hamsi gibi oynayıp duruyor gözümün önünde.”

“Anlamadım, neden bahsediyorsun? Sen hamsi sevmezsin ki?” Ayşem kuzeninin deniz ürünlerine olan alerjisini bildiği için sormadan edememişti.

“Evet sevmem, zaten bu hamsiyi de sevmiyorum. Asıl mutlu eden ne biliyor musun? Hamsinin ağa takıldığından haberi yok.”

“Gülsüm saçmalamaya başladığının farkında mısın?”

“Saç mallanmaz kızım taranır, öğrenemedin mi?” Ayşem arkadaşının iğrenç esprisine kaşlarını çatarken “Kapatıyorum,” dedi.

“Dur hemen kapatma. Akşam mutlaka konuşmamız lazım, önemli ve bu evde olmasa çok iyi olur. Sizin şu daireye gitsek Cesur abi bir şey söyler mi?”

“Sen de bir karar ver Gülsüm, babama bir enişte diyorsun, bir amca diyorsun bir abi diyorsun. Kafamı allak bullak ettin. Ayrıca neden bir şey desin elbette gideriz. Bana da iyi gelir. Evdeki şahsı bu günün yorgunluğuyla çekemeyeceğim.”

“Aşk olsun Ayşem, adam seni sevdiğini çekinmeden söylüyor. Sense ayak diretiyorsun.”

“Ne alakası var Gülsüm, beni sürekli utandırıyor. Hem biliyorsun asıl önemli kişiye duygularımı söyledim. Serdar’da kimmiş?” Gülsüm kızın çıkışıyla kahkaha atarak Ayşem’e cevap vermişti.

“O duyguları hissettin adam canım,” dediğinde Ayşem bir eliyle yüzünü kapatarak başını sallamıştı.

“Haklısın, en kısa sürede konuşacağım onunla da. Ben okula geldim akşama görüşürüz.” Genç kız otobüsten inerken telefonu kapatmıştı. Hızlı adımlarla bölüme doğru ilerlerken arkadaşıyla konuşmanın kendisine iyi geldiğini hissetmişti. Gülsüm’ün iş yoğunluğu, Ayşem’in ağır dersleri derken ikili yatmaktan yatmaya görüyorlardı birbirini. Sohbet edemeden de ikisi uykuya dalıyordu. Bir ara Gülsüm kendine ev tutmayı planladığını söylediğinde Ayşem kesin dille karşı çıkmıştı. Bu genç kızı bir süre daha oyalarken ilerde ne olacağını kimse bilemezdi.

***

Ayşem pili bitmişçesine sınıfından çıkarken diğer öğrencilerinde ondan aşağı kalır yanı olmadığını görebiliyordu. Özellikle Perşembe günleri akşama kadar ders koyulması öğrencileri oldukça yoruyordu. Neyse ki ertesi gün uygulama dersleri vardı. Kolundan aşağıya düşen çantasının sapını geri atarken otobüslere sürünemeyeceği için yoldan geçen bir taksiyi çevirmişti. Hastanenin adresini veren genç kız cüzdanına bakarken parasının olmadığını görünce yüzünü asmıştı. Sıkıntıyla geriye yaslanırken gözlerini kapatarak bir süre dinlendi. Araba kırk dakika sonra hastanenin önüne durduğunda genç kız taksiciye “Kart geçiyor mu abi?” diye sordu. Adamdan aldığı olumsuz yanıtla yüzü asılan genç kız “Biraz bekler misin abi, üzerimde nakit yok,” dedi. Adam şüpheyle genç kıza bakarken Ayşem adama hak vermeden edememişti. Geldikleri yer bir hastaneydi, ev olsaydı adamın belki de bu kadar şüphelenmeyecekti.

“Bir dakika amca, bu arada taksimetreyi açık bırakabilirsiniz.” Ayşem telefonunu çıkararak babasını aramıştı. Babası telefona cevap vermeyince bu kez Gülsüm’ü aradı. Ancak ondan da cevap alamayınca kimi arayacağını düşünürken aklına gelen isimle gülümsemişti. Telefonun yeniden arama tuşuna dokunduğunda kısa bir süre sonra gelen “Alo,” sesiyle derin bir nefes alan genç kız hemen konuşmuştu.

“Halacım, hastanede misin?” karşında oluşan kısa bir sessizlikten sonra Ayşem gülmemek için kendisini tutuyordu.

“Evet Ayşem bir sorun mu var? Kafana bir şey mi düştü.”

“Aşk olsun halacım, biricik yeğenine bu şekilde konuşmamalısın.”

“Sen benim biricik yeğenim değilsin unuttun mu bir tane daha yeğenim var.”

“Alabilir ama tek kız yeğeninim.” Çisil’in derin nefes alması Ayşem’in kulağına kadar gelirken genç kız kıkırdamadan edememişti.

“Uğraştırma beni Ayşem, neden aradın? Birazdan seansım başlayacak.”

“Taksideyim, hastaneye geldim.”

“İyi ne güzel, bana neden söylüyorsun bunu?”

“Bil bakalım üzerimde ne yok?” diyen kızla Çisil’in duraksaması Ayşem’in eğlencesine eğlence katmıştı.

“Paran mı bitti? Neden babanı aramadın?”

“Aradım ama açmadı telefonu. Aklıma biricik halam geldi.” Çisil gülerek kıza cevap vermişti.

“Kanmıyorum Ayşem, beni ikna edemedin.”

“Taksici amca bekliyor hala, bana biraz para versen ne olur. Sanki iflas edeceksin. Kocan zengin senin…” diye tatlı bir şekilde çıkışan Ayşem halasının kahkahasını duyunca yüzünü asmıştı.

“Kocam zenginse senin de baban zengin.” Ayşem halasına cevap verecekken hastanenin kapısından çıkan adamı görünce gözleri parlamıştı.

“Aman sana kalmadım, nasılsa eniştemden alırım. Hadi görüşürüz.” Çisil’in itiraz etmesine fırsat vermeden hızla taksiden inmişti.

“Asaf enişte, bakar mısın?” Asaf hastanenin çıkışına elinde bir kahveyle çıktığında Ayşem’in seslenmesiyle ona dönmüştü. Asaf kızın kendisine ‘enişte’ diye seslenmesine gülümseyerek karşılık vermişti.

“Ayşem hoş geldin.”

“Hoş buldum ama üzerimde para yok. Taksinin ücretini öder misin babamdan alınca sana veririm.” Asaf kızın sözlerine gülerek başını iki yana sallamıştı. Bekleyen taksiciye ücretini verirken kolunu kızın omzuna atarak sormuştu.

“Halanı aradın mı?” Ayşem başını sallayarak cevap verdi.

“Aradım ama senin karın çok cimri. Bana para vermedi.”

“Halan cimri değil Ayşem, sadece tutumlu. İhtiyacı olmayan hiçbir şey almıyor.” Ayşem omzunu silkerken Asaf gülmüştü. Birlikte hastaneye girdiklerinde genç adam elinde içmediği kahveyi kıza uzatarak “İçmek ister misin berbat görünüyorsun,” dedi.

“Teşekkür ederim ama karnım aç. Yemek yedikten sonra belki sana ısmarlarım.”

“Paran olmadığını sanıyordum,” diye adama gülen genç kız etrafına bakınarak duraksamıştı. Olay olduktan sonra hastanenin girişi tamamen değiştirilmişti. Eskisinden daha iç açıcı olan danışma kısmı Ayşem’i mutlu etmişti. Onlara doğru gelen Çisil’i gören Ayşem tek kaşını kaldırarak genç kadına bakmıştı.

“Senin ki geliyor, kızmış olmalı.” Asaf kızın sözleriyle baktığı yöne dönmüştü. Çisil kaşlarını çatarak onlara doğru gelirken Asaf gülümsemişti.

“Hayatım, bir şey mi oldu?”

“Sen neden üzerinde para taşımıyorsun?” Çisil kocasının sorusunu es geçerek Ayşem’e sormuştu.

“Fark etmedim paramın bittiğini. Karttan da çekmemiştim.”

“Bu kadar dikkatsiz olma Ayşem, her zaman bizi bulamazsın yanında.  Şimdilik hastaneye gelirken paranın olmadığını anladın, ya ilerde başka bir yere giderken anlarsan ne olacak? Yarı yolda inecek misin?” Ayşem’in yüzü asılırken Asaf karısının elini tutarak onu durdurmuştu.

“Hayatım üzerine çok gitme istersen. Yorgun olduğu için fark etmemiştir. Bizde bu yollardan geçtik.” Asaf’ın yumuşak ses tonu genç kadını yatıştırmaya yetmişti.

“Tamam bu kez bir şey demiyorum ama bir dahakine daha dikkatli ol Ayşem.” Ayşem yüzünü asarak ağzının içinden gevelemişti. Günlük azarını da yediğine göre Gülsüm’ün yanına gidebilirdi. İkilinin yanından ayrılarak hızla muhasebe bölümüne giderken ayakları onu taşıyamayacak kadar yorgun hissediyordu.

“Selam ben geldim,” diyerek kapıdan içeriye giren Ayşem önündeki kağıtlara görülmüş olan kuzenini görünce gülümsemeden edememişti. Gülsüm’ün saçı başı dağılmış durumdaydı ve perişan bir halde görünüyordu.

“Ne olur ben kurtar Ayşem, bu gün iflahım kesildi resmen.”

“Kendine neden bu kadar eziyet ediyorsun ki? Senin bir müdürün yok mu?”

“Olmaz olur mu? Çömezim diye bana bu işleri yıktı. Ama bilmiyor ki onu alaşağı edeceğim.” Ayşem şüpheyle genç kıza bakmıştı. Kendinden o kadar emin konuşuyordu ki sormadan edememişti.

“Ne oluyor Gülsüm, ne bu konuşmalar?”

“Akşama anlatacağım. Şimdi istersen babanın odasına gidip dinlen. Benden berbat haldesin.” Ayşem genç kızın dediğini yaparak oradan ayrılırken aklı karışmıştı. Özel asansörle yönetim katına çıkarken ayaklarını sürüyerek babasının odasına girmişti. Babasının odada olmadığını gören genç kız onun hastalarla ilgilendiğini düşünerek ayaklarını çıkarıp odadaki üçlü koltuğa uzanmıştı. Kısa sürede gözleri yavaş bir şekilde kapanırken derin bir uykuya dalmıştı.

“Kızım, hadi uyan.” Genç kız saçlarında dolaşan elin sahibinin kulağına gelen şefkatli sesiyle gülümseyerek yerinde dönmüştü.

“Hım…”

“Ayşem, kızım hadi kalk geç oldu.” Ayşem babasının sesini duyuyor ama ona cevap verecek şekilde ayılamıyordu.

“Biraz daha baba, çok uykum var.” Adam kızının sözlerine gülerken yanlarında başka birinin boğazını temizlediğini duyunca hafif gözlerini aralamıştı.

“Baba?” Ayşem yerinden hafif doğrulurken kendisine bakmamak için gözlerini kaçıran asistan doktoru görünce dikkatli bir şekilde oturur pozisyona geçmişti.

“Burada uyuya kalmışsın kızım, neden boş odalardan birine yatmadın? Burada her yanın tutulacak.” Ayşem iyice ayıldığında bakışlarını kaçıran adama dönmüştü.

“Nasılsınız Emir Bey, hastaneye alışabildiniz mi?” Emir genç kızın sorusuyla ona dönmüştü.

“Teşekkür ederim, alıştım sayılır.”

“Sizin adınıza sevindim. Babacım saat kaç?” Ayşem’in sorusuyla genç adam akşamı geçtiğini söylemişti. Ayşem yerinden doğrularak çantasını toparlarken konuşmaya devam etti. “Baba bu akşam bizim daireye geçeceğiz. Gülsüm ile konuşacaklarımız var.”

“Neden evde konuşamıyor musunuz?” Cesur’un sorusuyla Ayşem babasına dönmüştü. Yüzüne yerleştirdiği kocaman bir gülümsemeyle adama bakınca Cesur hemen gardını indirmişti.

“Evde hastamız var unuttun mu baba, herkes onunla ilgileniyor. Bu gün çok yorucuydu inan o hengameye girecek enerjim yok. hem Gülsüm’le ne zamandır baş başa takılmamıştık.””

“Tamam ama dikkatli olacaksınız. Site güvenli olsa da kimseye kapı açmak yok.”

“Tamam babacım, sen nasıl istersen. Ben çıkıyorum Gülsüm’ün şimdiye kadar beni çağırması gerekiyordu. Anlaşılan işe daldı.” Cesur kızının başını öperken Ayşem duraksayarak babasına iç çekerek bakmıştı.

“Seni çok seviyorum babacım, bunu biliyorsun değil mi?” Cesur kızının birden bire neden bu şekilde konuştuğunu anlamamıştı.

“Bende seni seviyorum kızım, hadi çok geç kalmadan gidin.” Ayşem kapıdan çıkıp giderken Emir imrenerek baba kızı izlemişti.

“Kızınız size çok düşkün.” Emir’in sözleriyle genç adama dönen Cesur eliyle koltuğu göstererek oturmasını istemişti.

“Öyle,  ablandan bir haber var mı?” Emir üzgün bir şekilde Cesur’a bakarak başını sallamıştı.

“Suat komiser aldı götürdü nereye götürdü bilmiyorum. Bildiğim tek şey onu önce hastaneye yatıracaktı. Sonrada gizlice oradan çıkaracaktı.”

“Merak etme Suat ablanı koruyacaktır. Bu iş çok tehlikeli Emir, ablan kadar sizde tehlikede olabilirsiniz. İşi içinden büyük organ mafyası çıkacak gibi.” Emir yutkunurken düşünmeden edememişti. Babası onları bu işin içine sokmamak için işinden hep uzak tutmuştu. Başını sallarken asistanlık için gerekli bazı eksik belgeleri hazırlaması için adamın eline belge verip göndermişti. Yorgun olan genç adam toparlanarak odasından ayrılırken evdekilere Ayşem’in eve gelmeyeceğini söylediğinde tavırlarını merak ediyordu. Özellikle Serdar’ın yüz ifadesini görmeyi çok istiyordu. İki gündür evdeki tüm kadınları etrafına pervane etmişti. Üstelik onun karısı hamileydi.

***

“Geldin mi hayatım, Ayşem hala gelmedi senin yanında değil miydi?” Aylin salona giren kocasına sorarken kanepede uzanan adamı görünce tek kaşını kaldırıp ona bakmıştı.

“Ayşem bu akşam gelmeyecek Aylin, yemek hazırsa oturabiliriz.”

“Nasıl gelemeyecek? Nereye gidecek, neden benim haberim yok?” Serdar’ın yerinde doğrularak telaşla sorduğu sorular karşında Cesur tehditkâr bir şekilde adama bakmıştı.

“Babası olarak benden izin aldı, sana ne oluyor acaba?”

“Cesur, Serdar başlamayın yine.” Ayşem Hanım iki adamı uyarırken oğluna dönmüştü.

“Neden Ayşem eve gelmedi oğlum, yemek yiyecektik. Hem dışarda kalmakta ne oluyor?”

“Dışarıda kalmayacak anne, Gülsüm ile bizim diğer eve geçecekler. İkisi de bu gün çok yorgundu, dinlenmek istediler.”

“Burada dinlenemiyorlar mıydı? sen gönderdin değil mi?”

“Saçmalama Serdar, ne kadar bunalttıysan kızı eve gelmedi,” diyen Cesur’la Serdar’ın yüzü asılmıştı.

“Kimse itiraz etmesin yarın ben evime gidiyorum.” Aylin üzgün bir şekilde kardeşine bakmıştı.

“Seni tek başına bu halde bırakamam. Gitmek istiyorsan bende seninle gelirim.”

“Aylin, lütfen…” Cesur araya girmek istemiş ama Serdar ondan önce davranmıştı.

“Abla, senin yerin burası. Ben çocuk değilim artık beni düşünmeyi bırak. Hem iyiyim ben, bir şeyim kalmadı. Haftaya işe bile başlayacağım.”

“Saçmalama en az on beş gün dinlenmen gerek.” Serdar omzunu silkerken usulca yerinden doğrularak yavaş bir şekilde masaya geçmişti. Servet Bey salona girdiğinde genç adamın suratından bir şeyler olduğunu anlamıştı.

“Hayırdır kötü bir şey mi oldu? Neden yüzün asık?” Serdar adama hafif gülümseyerek karşılık vermişti.

“Eve gitmek istediğimi söyledim, kabul etmediler Servet amca, ona moralim bozuldu.”

“Ne işin var bu halde tek başına evde? Otur işte iyi olana kadar ablanın dizinin dibinde.” Servet beyin tatlı sert azarı Aylin’i gülümsetirken Cesur babasının oturmasıyla yan tarafına geçerek oturmuştu.

“Ayşem ve Gülsüm kızım yok mu?”

“Bu akşam diğer evde kalacaklar baba, kız kıza takılacaklarmış.”

“İyi bakalım, kapılarını kimseye açmamalarını tembihledin mi?” Serdar yaşlı adamın hiçbir şey söylememesine yüzünü asmıştı.

“Kızmayacak mısın Servet amca, iki genç kız tek başına kalacaklar. Babası da kızına izin vermiş.” Son sözlerini Cesur’u kınayarak söylemişti.

“Sende söylüyorsun Serdar, babası izin vermiş bize söz düşmez.” Serdar yenilmişlikle omuzlarını düşürürken sohbet eşliğinde yemeklerini yemişlerdi. Çay muhabbeti sırasında yorulduğunu söyleyen Serdar odasına çekilirken telefonunu alarak genç kızı aramaya karar vermişti. Telefon birkaç kez çaldıktan sonra açıldığında genç kızın konuşmasına müsaade etmeden konuşmuştu.

“Benden bu kadar rahatsız olduğunu söyleseydin evime geçerdim Ayşem, evden kaçmana gerek yoktu.” Genç kızın cevap vermemesi üzere adam derin bir nefes almıştı.

“Seni sıkıyor muyum?”

“Biraz ama bu akşam evde olmamamın bununla alakası yok.”

“Neden eve gelmedin o zaman? Sabahtan beri seni görmedim, özledim.” Ayşem adamın sözleriyle yutkunurken kısa bir süre sessiz kalmıştı.

“Yarın evde konuşuruz. Şimdi dinlenmene bak lütfen.”

“Ayşem, bana kızgın mısın?”

“Neden?”

“Sabah seni utandırdığım için. İnan seni utandırmak gibi bir niyetim yoktu, içimden geldiği gibi konuşuyordum.” Genç kız gülümserken Gülsüm’ün onu dürtmesiyle gülümsemesini yüzünden silmişti.

“Bunu gelince konuşuruz Serdar, uzun zamandır Gülsüm’le vakit geçirmedik. Bu akşam ikimize de iyi gelecek. Ayrıca Aylin ablayı gereksiz alınganlıklarla üzme.”

“Yarın geleceksin değil mi?”

“Evet geleceğim, hadi yat dinlen.” İkili sakin bir konuşma yapıp telefonu kapattığında Gülsüm imayla genç kıza bakmaya başlamıştı.

“Serdar hoca seni çok seviyor.”

“Farkındayım,” diyen Ayşem saçını arkaya savururken Gülsüm arkadaşına kahkaha atarak bakmıştı.

“Yesinler havanı, şu hale bak. Adamı peşinde divane ettin istemem yan cebime koy diyorsun. Duygularını artık ona söylemelisin sende biliyorsun.” Ayşem başını sallarken sipariş ettikleri lahmacunları yerken konuşmalarına devam etmişlerdi.

“Ee anlatmayacak mısın bana ne söyleyecektin? Bu kadar önemli olan ne?” Gülsüm lokmasını son anda yutarak uzanıp kanepenin kenarına koyduğu dosyayı eline almıştı.

“Buna bakman lazım.” Ayşem elindekileri masaya bırakarak kenardaki peçete ile parmaklarını silmişti. Dosyayı eline alırken “Ne bu?” diye sordu.

“Bakınca anlayacaksın.” Ayşem birkaç sayfayı çevirdikten sonra karşısına çıkan sayısal verilerle gözlerini kısmıştı.

“Sen anlatsan olmuyor mu illa beni yoracaksın.”

“O dosyada babanın paracıklarının nasıl cebe indirildiği yazıyor.”

“Anlamadım?” Ayşem kaşlarını çatarak Gülsüm’e bakmıştı.

“Anlaşılmayacak bir şey yok. Muhasebe müdürünüz hastaneden para çalıyor. Hem de öyle az miktarlar değil.”

“Emin misin? Tamam ilaç şirketleri üzerinden eski eniştem hastaneyi dolandırmıştı ama muhasebecinin bu kadar ileri gideceğini sanmıyorum. Cesaret etse bile bu zamana kadar anlaşılmaz mıydı?”

“Adam iyi tezgah kurdu Ayşem, hastalardan yüksek para alıyor. Yarısı hesaba aktarılıyor yarısı da adamın cebine gidiyor.”

“Nasıl?” Gülsüm heyecanla bir ayağını kırarak üzerine otururken Ayşem’e dönmüştü.

“Şöyle ki hasta ameliyat oluyor. Adama ameliyatına göre bir fatura çıkarılıyor ancak çıkarılan fatura kesilen fişten daha fazla. Adam faturasını alıyor ancak hastane faturalarına bu paranın sadece hesaba yatırılan kısmı giriyor. Elden verilen faturalar yok piyasada.” Ayşem anlamamış gibi kaşlarını çatmıştı.

“Bir şey anlamadım.”

“Sen zeki olduğuna emin misin Ayşem? Şöyle düşün adam ameliyat oldu ya da başka bir tedavi gördü. Ne yapıyor muhasebe bölümüne gidip parasını ödüyor değil mi?”

“Evet!”

“İste o hasta müdürün uyarısıyla yarısını kartla ödüyor, ya da büyük bir kısmını kartla ödeyerek diğer kısmını elden alıyor. Elden alınan kısım müdürün cebine giriyor. Paranın geri kalanı sorulduğunda da hastanın vakıf hastası olduğu söylenerek ücretin yarısının alındığı bilgisi veriliyor.” Ayşem kaşlarını çatarak Gülsüm’e bakmıştı.

“Bunu gerçekten yapmıyor değil mi? ne yani adam hem parayı alıp hem de bizim ihtiyacı olan hastalara ayırdığımız fonu mu soyuyor.”

“Aynen öyle…” Gülsüm keyiflenmişti. Ayşem ona kaşlarını çatarak bakarken genç kız omzunu silkmişti.

“Peki sen neden bu kadar keyiflisin? Adam bizi dolandırıyor sen gülüyorsun.”

“Neden keyifli olmayayım ki? Beni küçük gören o adamın ipini çekeceğim. Hem benimle uğraşmak neymiş onu öğrenecek hem de yaptığının cezasını çekecek. Yediği kapa pisleyenlere dayanamıyorum.”

“Peki sen nasıl fak ettin?”

“Geçenlerde bir hasta ödeme yaparken bende oradaydım. Sonradan fark ettim ki elden alınan para ay sonunda hastane hesaplarına geçmemiş. Bende işin peşine düştüm. Bu gibi bir çok hastanın faturasını takip ettim ve bir kaçıyla görüştüm. Hepsinden fatura var ve bizdeki eksik faturaların kopyasını hastalardan aldım.”

“Senden korkulur Gülsüm, cidden bu kadar uğraştığına inanamıyorum.”

“Herhalde kızım, aldığı para kuzenimin parası, yedirir miyim ona?” Ayşem kızın ciddiyetine gülerek başını iki yana sallamıştı. İkili geç saate kadar oturup sohbet ederken sonunda yorgunluğa dayanamayarak uykuya dalmıştı.

***

Genç adam kollarında yatan kadını göğsüne çekerek başını saçlarının arasına sokup kokusunu içine çekiyordu. Kadın o kadar huzurla uyuyordu ki onu uyandırmaya kıyamamıştı. Ya taraftaki küçük masa üstü saate baktığında karısını uyandırması gerektiğini anlamıştı.

“Aylin hayatım uyanman gerek.”

“Hım…”

“Doktor kontrolüne geç kalacağız, hadi kalk güzelim.” Aylin kocasının naif sesiyle gözlerini aralarken Cesur yavaşça kadının saçlarını okşuyordu.

“Saat kaç?”

“Dokuza geliyor. İki saat sonra doktor randevusu var. Hazırlanıp çıkmamız bir saati bulur canım. Hadi kalkalım.” Aylin iç çekerek yattığı yerden kalkarken Cesur ona yardım etmeye çalışıyordu. İkili yarım saat sonra hazırlanıp odalarından çıktığında Ayşem Hanım onları gülerek karşılamıştı.

“Kızım kahvaltı hazır hadi oturun da bir şeyler atıştırın.”

“Kusura bakma anne, geç kalktık.”

“Olur mu öyle şey Aylin, sen iki canlısın. Daha çok dinlenmelisin bu aylarda.” Aylin kadının sözlerine gülümseyerek kocasına dönmüştü.

“Kahvaltı yapmamda sorun olur mu? Doktor tahlil isterse ne olacak?”

“Hafif bir şekilde atıştır Aylin, sorun olacağını sanmıyorum. Hem midene de iyi gelir.” Kocasının sözlerine hafif bir kahvaltı yapan genç kadın kocasının uyarısıyla kontrole gitmek için evden ayrılmışlardı. İkili arabada ilerlerken Aylin heyecanla kocasına bakmıştı.

“Sence kendini gösterir mi?”

“Daha erken Aylin sanmıyorum.” Kadının yüzü asılırken Cesur uzanarak elini tutmuştu.

“Ben hemen öğrenmek isterdim.”

“Fark eder mi Aylin, kız ya da erkek ne fark eder. Sağlıkla doğduktan sonra benim için fark etmez.” Aylin iç çekerken bakışlarını yola çevirmişti.

“Ben erkek olmasını isterdim.” Cesur ilk kez karısının ağzından bebeği hakkında istediği cinsiyeti duyuyordu.

“Neden?”

“Zaten bir kızımız var, başka çocuğumuzun olup olmayacağı belli değil. Erkek olmasını isterdim. Hem Ayşem’e de yoldaşlık ederdi.” Cesur kadının sözleriyle gülümsemişti.

“Kız olsa da ablasına yoldaşlık ederdi.”

“Olsun, yine de erkek olacağını hissediyorum ben.” Cesur karısının sözleriyle başını iki yana sallayarak gülümsemesine devam etti.

“Hayırlısı karıcım,” hastaneye geldiklerinde Cesur arabayı park ederek karısının inmesine yardımcı olmuştu. Bu durum Aylin’in göz devirmesine neden olurken takılmadan edememişti.

“Doğurmuyorum Cesur, kendim arabadan inebilirim.”

“Olsun, heyecandan ters bir hareket yaparsın ben önlemimi alayım değil mi hayatım?”

“Ne alaka Cesur, ben bebeğimi düşünmüyor muyum?” Aylin’in ani çıkışıyla duraksayan adam yandık dercesine gözlerini kapatmıştı. Aylin’in hormonları erkenden çalışmaya başlamıştı anlaşılan.

“Ben öyle bir şey mi söyledim şimdi, hadi geç kalmayalım.” Karısının elini tutup onun yönlendirmesiyle doktorun odasına doğru ilerlerken ikisi de sessizdi. Doktorun odasının kapısına geldiklerinde ekranda yazan isimle beklemeden içeriye girmişlerdi.

“Hoş geldin Aylin,” diye arkadaşını karşılayan doktor, Cesur’u görünce imayla tek kaşını kaldırarak sözlerine devam etmişti. “Hoş geldiniz demeliydim sanırım. Bizim dahi doktoru burada görmek oldukça şaşkınlık verici.” Aylin genç kadının sözlerine göz devirirken Cesur da aynı şekilde karşılık vermişti.

“Demek mezun olmayı başardın ha Canan? Senden hiç umudum yoktu aslında.”

“Ne demek o? Tamam senin kadar başarılı değildik ama bizde fena sayılmazdık derslerde.”

“Ona ne şüphe,” diyen adam gülümseyerek kadına elini uzatmıştı. İkili selamlaşırken Aylin tedirgin bir şekilde ikiliye bakıyordu. Oldukça gergindi ve Canan’ın yönlendirmesiyle sedyeye uzandığında Cesur hemen elini tutmuştu.

“Sakin ol hayatım, bir sorun çıkmayacak.” Canan Cesur’u onaylarken Aylin’in karnını açması için ona yardım etmişti. Karnına değen soğuk jel ile ürperen genç kadın kocasının elini daha sıkı tutmuştu. Ekranda beliren görüntüyü inceleyen doktor birkaç ölçüm yaptıktan sonra ikiliye dönmüştü.

“Bebeğimiz şimdilik gayet sağlıklı görünüyor. Bu ayı da atlatırsanız tehlike azda olsa geçmiş olacak. Aylin bol bol dinlenmeni istiyorum. Biliyorsun senin durumunda ki kadınlar için bebeğin gelişmeme olasılığı diğer gebelere göre daha fazla.” Aylin kadının sözlerine üzülürken birden kulaklarına dolan sesle hızla kocasına dönmüştü.

“Ne oluyor Cesur?” Aylin endişeyle kocasına bakarken ondan iyi bir şey duymak istemişti. Her ne kadar doktoru Canan olsa da o kocasına daha çok güveniyordu. Cesur gülümseyerek uzanıp karısının alnını öpmüştü.

“Bu bizim ufaklığın kalp atışı hayatım, oldukça güçlü atıyor.” Aylin gözleri dolarak ekrana bakarken Cesur’unda ondan aşağı kalır yanı yoktu. Aylin birkaç tuşa bastıktan sonra görüntü alarak Aylin’e uzatmıştı.

“Siz toparlanın gerisini içeride konuşalım,” dediğinde Cesur karısının kanını silmeye başlamıştı. Aylin yanlarından ayrılırken genç adam karısının toparlanmasına yardım ederek Canan’ın karısında ki sandalyelere oturmuşlardı.

“Birkaç test yapacağız Aylin, ona göre sana kullanman gerek vitaminleri vereceğim.”

“Bir sorun yok değil mi?”

“Merak etme, önemli bir sorun yok. Biliyorsun hamilelikte şeker ve tansiyon çıkabiliyor. Onları kontrol edeceğim. Zaten sen yanındasın. Bildiğim akdarıyla kardeşin de kadın doğum doktoru. Ona da sorabilirsin.” Aylin başını sallayarak kadını onaylarken dayanamayarak sormuştu.

“Cinsiyetini ne zaman öğrenebiliriz.”

“Gelecek ay kendini gösterirse öğrenebiliriz.” Aylin sevinçle kocasına dönerken Cesur kadının başını göğsüne yaslayarak Canan’a teşekkür etmişti. Test vermek için laboratuvara giden ikili oldukça heyecanlıydı. Cesur ilk kez baba olacak gibi heyecanlanırken Aylin bebeğin durumunun iyi olduğunu öğrendiği için sevinçliydi.  Bundan sonra daha dikkatli olacak ve Allah’ın izniyle de bebeğine kavuşacaktı. Elini tutan adamın sıcaklığını yüreğinde hisseden kadın kocasına baktığında hala onunla evlendiğine inanamıyordu. Sevdiği adamın karısıydı ve ondan bir bebeği olacaktı.

“Bir şey mi oldu hayatım?” Cesur merakla sorarken Aylin gülümseyerek başını iki yana sallamıştı.

“Seni seviyorum kocacım,” diyen kadınla şaşıran Cesur kısa bir sürede kendini toparlayarak karısının başını öpmüştü.

“Bende seni seviyorum karıcım, hem de çok.” İkili el ele işlerini halledip hastaneden çıkarken başka bir yerde çıldırmak üzere bir adam vardı.

***

Yorumlarınızı bekliyorum. Birkaç bölüm içinde final yapacak hikayemiz arkadaşlar.

62. BÖLÜM <<<<<<<<<<————>>>>>>>>>>>> 64. BÖLÜM

29090cookie-checkCesur 63. Bölüm

11 yorum

  1. Bölümler çok güzel, okumaya doyamıyorum, hiç bitmesini istemiyorum ama her zaman olduğu gibi güzel şeyler ergeç birgün biter, dilerim daha daha güzel hikayelerde buluşuruz emeğine yüreğine sağlık sevgili yazarcım

  2. Vay pislik görüyor musun hırsızlık yapıyormuş 😡 bebişe bir şey olmadan doğacak inşallah:)❤️

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir