S.S. Kalpler 17. Bölüm

Herkese merhaba arkadaşlar. Hepinizin geçmiş bayramı mübarek olsun. Uzun bir ara oldu bölüm gelmedi. ancak beklenmedik bir şekilde şehir dışından misafirlerim geldi ve İstanbul turu yaptık biraz. İlk fırsatta bölümü yazıp yayınlıyorum. Umarım bölümü seversiniz.

***

Genç kadın oldukça yoğun bir günü hastanede geçirirken birçok toplantıya girmişti. Hukuk departmanının başına en güvendiği kişiyi getirirken bir elinin her zaman üzerlerine olacağını da belirtmeden geçmemişti. Her ay düzenli olarak aldıkları dava dosyalarını kontrol edeceğini, iki ayda bir toplantı yapacaklarını da bildirdikten sonra son toplantısını da bitirerek yerinden kalkmıştı.

“Çisem Hanım, hazır buradayken geçte olsa size bir kutlama yemeği vermek istiyoruz.” Çalışma arkadaşlarından biri genç kadından cevap beklerken Çisem gülümseyerek başını iki yana sallamıştı.

“Buna hiç gerek yok arkadaşlar. Biliyorsunuz küçük bir bebeğim var ve bugün onu hiç görmedim neredeyse. Hemen eve dönmek istiyorum.” Adamlar anlayışla genç kadına bakarken önündeki dosyaları toplayarak çatasına sıkıştırmıştı. Herkesle vedalaştıktan sonra toplantı odasından çıkarak sessize aldığı telefonuna baktı. Birkaç kez kocası, birkaç kez de annesi aramıştı. İlk önce annesini arayarak oğlunu sormak istemişti. Birkaç çalıştan sonra karşı taraftan beklediği ses kulağına dolduğunda gözlerini kapatarak bir süre neşeli sesi dinlemişti.

“Kızım neden konuşmuyorsun?” annesinin sesiyle kendisine gelen genç kadın hemen cevap vermişti.

“Beni aramışsın anne, bir sorun yok ya? Cihangir iyi mi?”

“Bir ara çok huysuzluk etti ama şimdi iyi, Erhan oğlum geldi.” Genç kadın annesinin sözleriyle duraksamıştı.

“Erhan’ın bu gün şirkette çok işi vardı, neden geldi ki?”

“Cihangir’i susturamayınca seni aradım, sen cevap vermeyince Erhan’ı aradım o da hemen geldi. Kızım, bu çocuk Erhan’a çok alışmış. Ona baba diyor!” dediğinde Çisem yutkunarak gözlerini kapatmıştı. O da biliyordu oğlunun gerçekleri bilerek büyümesi gerektiğini ama Cihangir’in bir şeyleri kavramaya başladığı yaşlarda bu gerçeği ona söylemeyi düşünüyordu.

“Biliyorum anne, ileride gerçeği ona söyleyeceğiz.”

“Ben onun için söylemedim kızım. Torunumun Erhan’a olan düşkünlüğüne sevindim, ona baba demesine de sevindim.”

“Ben birazdan evde olurum anne, var mı bir ihtiyaç?”

“Yok kızım sen gel yeter. Akşam hep birlikte yemek yeriz.” Çisem anlayışla annesini onaylarken derin bir iç çekerek kapattığı telefonu çantasına oymuştu. Sabah erkenden oğlunu annesine bırakmış, Sevim Hanım ve Evin’e yük olmak istememişti. Narin babaannesiyle kalmak isteyince bir şey söylememişti. Şimdiyse hastaneden çıkmadan önce abisine uğramıştı ama onun ameliyatta olduğunu öğrenince eve doğru yola çıkmıştı. Araba eve yaklaşacağı sırada telefonunun melodisini duyan genç kadın sinyal vererek arabayı kenara çekerken çantasından telefonu alıp cevap verdi.

“Efendim anne?” Arayan kişi kayınvalidesi Sevim hanımdı.

“Kızım ne zaman geleceksiniz?”

“Akşama annemlere misafiriz anne, yemekten sonra geliriz. Bir şey mi oldu?”

“Narin seni istiyor.” Sevim hanımın sesindeki mahcubiyet Çisem’i üzmüştü. Bir süre duraksayan genç kadın hafif gülümseyerek kadına cevap vermişti.

“Anne sen Narin’i hazırlar mısın? Onu almaya geliyorum. Hatta sende hazırlan bu akşam bizimkilerle yemek yeriz.”

“Olmaz kızım, siz ailecek zaman geçirin. Ben sonra uğrarım ailene.”

“Sende bizim ailemizsin anne, darılırım. Hadi hazırlanın birazdan gelirim ben.” Çisem telefonu kapatarak arabayı Gürsel’in evine doğru çevirmişti. Yaklaşık bir saat sonra Sevim Hanım ve Narin’i de alarak baba evine dönerken yol boyunca Narin’in bıcır bıcır sesini dinlemişti. Araba evin büyük avlusunda dururken o daha arabadan inmeden evin kapısı hızla açılmıştı. Evden hızla çıkan kocasını görünce şaşırdı. Genç adam hızlı adımlarla arabanın yanına gelerek ön kapıyı açmıştı.

“Erhan, hayırdır?”

“Geç kaldın, merak ettik.” Erhan genç kadını sağ salim görünce büyük bir rahatlama yaşamıştı.

“Geldik işte, merak edilecek bir şey yok.”

“Çisem hastaneden çıkıyorum dedin ve bir saatten fazla oldu şimdi geliyorsun. On dakikalık yok ne düşünmemizi bekliyordun.”

“Narin’i almaya gitmiştim, arasaydınız ya!”

“Telefonun kapalı,” diyen adamla Çisem başını sallamıştı. Genç adam arka koltuktan kendisine merakla bakan kızını görünce sakinleşmek için derin bir nefes almıştı. Arabanın kapısını açarak kızını kucağına alırken Sevim Hanım sessizce oğluyla gelininin yanına gelmişti.

“Hayırdır oğlum neden bu kadar telaş yaptı?”

“Hoş geldin anne, bir şey yok geç kalınca sadece merak ettik.” Sevim Hanım oğluna anlayışla bakarken hep birlikte eve girmişlerdi. Ayşem Hanım mutfaktan çıkarken dünürünü görünce gülümseyerek kadına selam verip sarılmıştı.

“Anne ben çantaları yukarı bırakıp geliyorum,” diyen Çisem odasına çıkarken Erhan karısını göz hapsine almıştı. Sevim Hanım oğlunda garip bir haller olduğunu düşünerek “Oğlum sende bir karına bak istersen,” dediğinde Erhan hiç beklemeden genç kadının peşinden gitmişti. Daha önce kaldığı odanın kapısına geldiğinde beklemeden kapıyı açıp odaya girmişti. Odanın içindeki özel banyodan sesler gelince yatağı üzerine oturarak karısının banyodan çıkmasını beklemişti. Genç kadın elinde havluyla odasına geçtiğinde yatağın üzerinde oturan kocasını görünce duraksadı.

“Bir sorun mu var Erhan, neden bu kadar gerginsin?” genç adam karısının sesiyle hızla yerinden doğrularak kadının şaşkın bakışları arasında Çisem’i kollarının arasına hapsetmişti.

“Bir daha haber vermeden hiçbir yere gitme. Meraktan aklımı kaçırıyordum.”

“Saçmalama Erhan, Narin beni istemişti bende gidip kızımı aldım.” Erhan başını genç kadının boynuna gömerken Çisem farkında olmadan yutkunmuştu. Erhan’ın davranışları geç kadına normal gelmiyordu.

“Neler oluyor Erhan, daha önce böyle davrandığını görmemiştim. Şimdi bana neden bu kadar korktuğunu söyle.” Erhan geri çekilerek genç kadının yüzünü ellerinin arasına alıp mavi gözlerine buruk bir şekilde bakmıştı.

“Bir sorun var Çisem, buradan hemen gitmemiz gerekiyor.”

“Neden?” Çisem merakla kocasına bakıyordu. Erhan genç kadını elinden tutarak az önce kalktığı yatağa oturtup önüne diz çökmüştü. Kadının ellerini biran olsun bırakmıyordu.

“Erhan?”

“Eski eşin, yakında serbest kalacak. Avukatı kefaret ödeyeceklerini bildirmiş.” Çisem dişlerini sıkarak öfkeyle solumuştu.

“Sen ne dediğinin farkında mısın? O adam abimi öldürmeye kalktı. Ailemi dolandırdı.”

“Abini öldürmeye kalktığına dair bir delil yok Çisem, dolandırıcılık konusunda da paraları geri ödeyecekleri için serbest kalırmış.” Çisem sinirle yerinden kalkarken Erhan dikkatle onu izliyordu.

“O adam Serbest kalamaz Erhan, ne yapıp edip delil bulunacak. Dışarıya çıkarsa yeniden aileme zarar vermeye kalkabilir.”

“Buna cesaret edemez Çisem, ailenin başına bir şey gelirse ondan bilineceğini tahmin ediyordur.” Çisem sıkıntıyla saçlarını geriye atarken kapıya yönelmişti.

“Bunu sonra daha sakin bir anda konuşalım. Şimdi aşağıya inip oğluma vakit geçirmek istiyorum.” Erhan odadan çıkıp giden karısının ardından üzgün bir şekilde bakarken kendi kendine yemin etmişti.

“Ne senin ne de oğlumun saçının teline zarar vereni yaşatmam Çisem, yemin olsun onu kendi ellerimde kara toprağa gömerim!” Erhan bir süre daha sakinleşmeye çalışarak aşağı inerken tüm ailenin toplandığını görünce erkeklerle selamlaşıp karısının yanına oturmuştu. Erhan’ı gören küçük oğlan kollarını ona uzatırken Cesur yeğenini almak istediğini bebek dayısına gitmemişti.

“Şu yaramaza bak dayısına gelmiyor.”

“Şansı yok abi, Cihangir odada Erhan varken başkasına gitmiyor.” Çisem kendi sözlerini fark ettiğinde utanarak bakışlarını kaçırmıştı. Masanın hazır olduğunu bildiren çalışan kadınla hep birlikte yemeğe geçmişlerdi. Neşeli hoş bir sohbet eşliğinde yemeklerini yiyen aile yemek sonrası çay faslını da geçirdikten sonra Erhan yerinde doğrulmuştu.

“Biz kalkalım artık Servet baba, sabah erkenden gideceğiz.”

“Bu kadar çabuk mu? Kalsaydınız evladım.” Ayşem Hanım üzgün bir şekilde kızına bakarken Çisem annesinin eline uzanarak dudaklarına götürmüştü.

“Çok işimiz var anne, aslında birkaç hafta sonra gelecektik ama nikah yüzünden erken gelmek zorunda kaldık. Hem Erhan’ın hem de benim halletmem gereken işler var. Ayrıca yakında Mardin’e gideceğiz. İstersen sende bizimle gel, baba evini özlemişsindir.” Ayşem Hanım özlemle gözlerini kapatırken Servet Bey araya girmişti.

“Siz gittiğinizde haber verin annenle biz de buradan geliriz.”

“Gider miyiz Servet?” Ayşem Hanım hevesle sorarken Servet Bey karısına gülümseyerek bakmıştı.

“Elbette gideriz Ayşem, sen istedin de biz gitmedik mi?” Ayşem Hanım mahcup bir şekilde kocasına bakmıştı. Yaşlı adamın hakkını yiyemezdi. Kocası birçok kez onu memleketine götürmek istemiş ama Ayşem Hanım ailesinin kocasına olan davranışlarından dolayı kabul etmek istememişti. Şimdiyse aile büyüklerinden geriye sadece abisi ve yengesi kalmıştı. Ne kadar üzücü olsa da anne babasının olmayışıyla memleketinde rahat bir nefes alabilirlerdi.

“Biz kalkalım artık anne, çocuklarda uyudu zaten.” Çisem de kocasına katılarak yerinden kalkıp ailesiyle vedalaşmaya başlamıştı. Erhan uyuyan kızını kucağına alırken Çisem de oğlunu alarak kapıya yönelmişti. Kapıda bir kez daha görüşen aile arabanın hareket etmesini bekleyene kadar onların ardından bakmıştı.

***

“Oğlum zile vurmasaydın ya bende anahtar vardı.” Erhan kardeşinin evine geldiklerinde kapı ziline vurarak beklemeye başlamıştı. Sevim Hanım yetişemediği için genç adam çoktan zile basmış bulunmuştu.

“Ben nereden bileyim anahtarın var anne? Zaten bu ev meselesi canımı sıkmaya başladı. En kısa sürede bir ev bakalım Çisem, böyle olmuyor.”

“Ev mi bakalım?” Çisem şaşkın bir şekilde genç adama bakarken Erhan onun şaşkınlığına anlam verememişti.

“Neden şaşırıyorsun Hanım ağam? Ailen burada, onları ziyarete geldiğimizde hep kardeşlerimde mi kalacağız. Bizim de bir evimiz olmalı,” dediğinde Çisem gülmemek için kendisini zor tutmuştu.

“Ben daha çok ailemle kalırız diye düşünmüştüm. Ne de olsa onları ziyarete geliyoruz değil mi?” Erhan karısının sözleriyle yüzünü asmıştı.

“Olsun, orada da kalırız ancak bir evimiz olmalı.”

“Benim zaten bir evim var Erhan, gitmek istersen oraya gidebiliriz.” Erhan kaşlarını çatarak karısına bakmıştı. Eski kocasıyla kaldığı evin önünden dahi geçmezdi.

“Sen o evi unut Çisem, hatta o evi hemen yok et.”

“Neden unutayım. Boşandıktan sonra yaşamak için almıştım.” Erhan kapının açılmasıyla susmak zorunda kalmıştı.

“Anne sana anahtar vermedik mi biz,” Gürsel uykulu bir şekilde kapıyı araladığında Erhan kardeşine gözlerini devirerek bakmıştı.

“Ne oldu amirim sıcak yatağınızdan mı kaldırdık.”

“Yok karımın koyunundan kaldırdınız!” Gürsel uyku sersemi abisine cevap vererek geri döndüğünde Erhan şaşkın bir şekilde kardeşinin arkasından bakıyordu. Çisem kocasının şaşkınlığına gülmemek için kendini sıkarken Sevim Hanım çık çıklayarak “İyice terbiyesiz oldu bu çocuk,” diye söylenmişti.

“Hadi Allah rahatlık versin size çocuklar, ben Narin’i alıp odaya geçiyorum.” Erhan’ın kucağında uyuyan küçük kızı alarak kendisine verilen alt kattaki odaya geçmişti. Erhan ve Çisem ise Cihangir’le birlikte kendi odalarına geçti. Yorgun oldukları için hemen uykuya dalan çift sabah yoğun bir tempoyla uçağa yetişmeye çalışmıştı.

***

Uçak havaalanına indiğinde genç adam çantaları alarak çıkışta onları bekleyen arabanın bagajına koyup karısına dönmüştü.

“Şoför sizi konağa bırakacak benim toplantım var şirkete geçiyorum. Bir şey olursa hemen beni arıyorsun!” Çisem’e konuşurken bir yandan da bebeği araba koltuğuna yerleştiriyordu.

“İlk savaşta beni yalnız bırakacaksın öyle mi?” Erhan doğrularak karısına bakmıştı. Elini uzatarak genç kadının yüzüne gelen saçlarını geriye doğru çekti.

“Karım çok güçlüdür, eminim savaşı kazanacaktır.”

“Beni pohpohlamaya devam edersen kendime hakim olamayabilirim. Babaannen beni görünce hemen saldırıya geçecektir. Çelik zırhımı henüz giymemiştim.” Erhan gülerek karısına bakmıştı.

“Hadi gidin siz ben erken gelmeye çalışırım. Seni düşü terminatörden kurtarmaya çalışırım.” Çisem kocasının Nedret hanımı benzettiği şeye gülerek başını iki yana sallamıştı.

“Kolay gelsin sana,” diyerek arabaya binip Narin’i kucağına çekti. Sevim Hanım öne şoförün yanına otururken Erhan şoföre birkaç şey söyledikten sonra yola çıkmışlardı. Araba seri bir şekilde yolda ilerlerken yola dayanamayan Narin kucağında uyuya kalmıştı.

“Anne sence konakta durumlar nasıldır?”

“Nedret ve Hesna çıldırmıştır ama bir şey yapamadıkları için Hikmet babana sarmışlardır.”

“Yazık babama, iyi dayanıyor onlara.”

“Öyle, yıllardır nasıl insanlarla yaşadığımı yeni alıyor. Kocam ama acımıyorum.” Sevim hanımın sözlerine gülen genç kadın başını arabanın camına çevirip dışarıyı izlemeye başlamıştı.

“Bunca yıl onlara iyi dayanmışsın anne, Allah sana iyi sabır vermiş.”

“Onu birde bana sor. Çoğu zaman bırakıp gitmek istedim ama çocuklarımı bırakamadım. Eğer konaktan kendi isteğimle gitseydim bir daha hiç birinin yüzünü göstermezlerdi.” Sevim hanımın sözleri genç kadını üzmüştü. Araba konağın kapısından içeriye girdiğinde ortamın sakinliği dikkat çekecek kadar fazlaydı. Arabadan inerek etrafına bakınırken konağın üzerine ölü toprağı serpilmiş gibi sessizlik vardı.

“Hayırdır inşallah,” Sevim Hanım eve bakınırken alt bölümden koşarak kendilerine doğru gelen çalışan kıza merakla sormuştu.

“Konaktakiler nerede, neden bu kadar sessiz burası?”

“Hanımım, halalar evlerine döndü ama şey geldi…”

“Kim geldi!”

“Şey…” genç kız Çisem’e bakarken Çisem şüpheyle kıza bakıyordu. Sevim Hanım dayanamayarak üstelerken konağın merdivenlerinden yankılanan topuk sesleriyle başını merdivenin başından aşağıya doğru inen kadına takılmıştı. Çisem o kadını tanımıyordu ama kadınca bir hisle kim olduğunu hemen anlamıştı. Yanında ki yaşlı kadın kaşlarını çatarak imalı bir gülümsemeyle kendilerine doğru gelen kadına bakıyordu.

Çisem neredeyse kendi boylarında, esmer güzelini incelerken gözlerini kısmıştı. Giydiği kırmızı elbise bu topraklar için oldukça cüretkar sayılabilecek bir elbiseydi ve kabul etmeliydi ki kadına çok yakışmıştı. Kıvrımlı tüm hatlarını ortaya seren elbisenin göğüs kısmı uzun dalgalı kestane saçlarıyla kapatmıştı. Yüzünde kız kardeşinin tabiriyle bir ton makyajla gülümseyerek Sevim hanıma bakıyordu.

“Neriman, senin burada ne işin var?”

“Aa aşk olsun annecim, beni gördüğüne sevinmedin mi? Oysa sen sevinirsin diye düşünmüştüm.”

“Aksine, burada ne aradığını sordum. Hangi yüzle buraya geldin?”

“Kızımı görmeye geldim, yasak mı?”

“Bunca yıl sonra hangi dağda kurt öldü!” Çisem kucağında uyuyan kızı göğsüne yaslayarak onu korumak istemişti. Onun bu hareketiyle Neriman Çisem’e doğru yönelmişti. Narin’i almak istediğindeyse genç kadın bir adım geri çıkarken Sevim Hanım hemen ikilinin arasına girmişti.

“Sakın o pis ellerinle torunuma dokunma!” yaşlı kadının sözleriyle kadının yüzündeki alaycı gülümseme giderek sert bir ifade almıştı.

“Kızıma dokunmamı kimse engelleyemez. Unuttunuz galiba Sevim Hanım, o çocuğu ben doğurdum!”

“Sonrada babasına parayla satarak defolup gittin. Hangi yüzle buradasın!”

“Ben çağırdım bir sorun mu var gelin!” Nedret hanımın sert sesi konakta yankılanırken Çisem böyle bir hamle beklemediği için şaşırmıştı. Sırf istediği olmadığı için eski gelini konağa getirecek kadar gözleri dönmüştü. Çisem başını iki yana sallayarak gülümsemişti.

“Kimin evine kimi çağırıyorsunuz Nedret Hanım. Unuttuysanız hatırlatayım bu konağın hanımı benim.” Çisem sert bakışlarını ikili arasına dolaştırırken Sevim hanımın kucağında oğlunun huzursuzlandığını gören genç kadın “Anne biz odaya çıkalım bu sorunla ben sonra ilgileneceğim,” dedi.

Genç kadın sakin kalmaya çalışarak davetsiz misafirin yanından hızla çıkarak kendi dairesine doğru ilerlemişti. Nedret hanımın yanından geçerken kadının imalı bakışlarına aynı şekilde gülümseyerek ağır adımlarla yanına yaklaştı. Kadın bastonuna yaslanmış bir şekilde Çisem’in kendisine doğru ağır adımlarla ilerleyişini izlerken genç kadının bakışlarından hoşlanmayarak gözlerini kısmıştı. Yaşlı kadının tam önünde durarak tek kaşını kaldırıp kadının gözünün içine doğru tehditkar bir şekilde bakmıştı.

“Kendi kuyunu kazıyorsun Nedret Hanım, beni kayınvalidemle karıştırmamanı tavsiye ederim. Aileme el uzatan kim olursa olsun o eli keserim!” Çisem’in sesi o kadar soğuk çıkmıştı ki genç kadın Nedret hanımın bakışlarında ki tedirginliği anlayamamıştı. Kadının yanından hızlı bir şekilde geçerek dairesinin kapısından içeriye girerken oldukça öfkeliydi. Kollarında uyuyan küçük kız olmasa deli gibi çığlık atabilirdi.

“Kızım iyi misin?” arkasından odaya giren Sevim Hanım üzgün bir şekilde genç kadına bakmıştı.

“İyiyim anne, sen beni düşünme. Bu olanların üstesinden gelebilirim.”

“Bu kadını boşuna buraya getirmediler Çisem, dikkatli olsan iyi edersin. Özellikle Narin’i gözünün önünden ayırmanı istemiyorum.”

“Sen merak etme anne, yoruldun hadi gidip dinlen biraz. Bende uyuyacağım.” Narin’in üzerini usulca değiştirerek aynı şeyi oğlu içinde yapmıştı. Koca yatakta iki çocuğuyla uzanan genç kadının gözüne uyku girmemişti. Beyni deli gibi çalışıyordu. Karşılaştığı kadın kabul etmek istemese de çok güzeldi. Erhan’ın bu olanlardan haberi olduğunu sanmıyordu. Kocası eski karısını konakta gördüğünde ne yapacaktı merak etse de bir yandan da onların bir daha karşılaşmasından hoşlanmayacağını hissediyordu. Uyuyamayacağını anladığında derin bir iç çekerek yataktan sessizce kalkıp salona geçmişti. Konak diğer günlere göre gerçekten çok sessiz bir ortama sahipti.

***

Genç adam şirketten içeriye girdiğinde çalışanlar onu selamlamaya başlamış, yardımcısı toplantı için bilgi vermiş sonrada tüm yöneticilerle toplantıya girmişti. Özellikle yeni yatırımları hakkında projelerinden bahsederken kolundaki saate bakarak karısının aramayışına aklı takılmıştı. Oysaki Çisem’in konağa girer girmez kendisini arayacağını düşünmüştü. İki saatlik toplantıdan sonra odasına geçerken merak ederek karısını aradı. Çisem telefona cevap vermeyince bu kez annesini aramıştı. Annesi de cevap vermeyince iyice endişelenen genç adam çantasını toplayarak hızla odasından çıkmıştı.

“Efendim bir sonraki toplantı yarım saat sonra,” diyen sekreterine dönen genç adam “Hepsini iptal et,” diyerek sekreterin sözlerine aldırmadan hızla çıkışa yönelmişti. Telefonundan bu kez onları konağa götüren şoförü ararken adamın cevap vermesiyle derin bir nefes almıştı.

“Hanımın ile annem nerede?”

“Ağam ikisini de konağa bıraktım. Ben arabayı bakıma getirmiştim.”

“Konağa girdiklerini gördün değil mi?”

“Gördüm ağam, konakta Hanım ağam…” adamın sözleriyle rahat bir nefes alsa da kendi gözleriyle görmeden endişesi dinmeyecekti. Arabasına binerek hızla yola çıkarken içinde garip bir sıkıntı vardı. Yollar ilerledikçe sanki bitmiyordu. Sonunda konağa ulaştığında vakit ikindiye yaklaşmıştı ve konak genç adama terk edilmiş gibi gelmişti. Arabayı durdurarak aşağıya inerken kimsenin kapıya çıkmamış olması iyice işkillenmesine nen olmuştu.

“Nerede bu konağın çalışanları! Neden kapıda kimse yok?” Erhan’ın sert sesi konağın avlusunda yankılanırken alt odalardan birkaç kişi koşturarak adamın yanına gelmişti.

“Buyur ağam bir emrin mi vardı?”

“Nerede konaktakiler, neden kimse yok avluda?”

“Ağam herkes odasına çekildi, halalarınız da evlerine döndüler.”

“Sonunda gittiler öyle mi?” Erhan düşünceli bir şekilde etrafına bakınırken uzun zamandır duymadığı ve bir daha duymak istemediği o ayakkabı sesleri kulaklarına yankılandığında dişlerini sıkmaya başlamıştı. Hemen yan tarafından gelen sesle öfkeli bakışlarını o tarafa çevirdiğinde tahmininde yanılmadığını anlamıştı.

“Senin burada ne işin var?”

“Aşk olsun Erhan, kızının annesini bu şekilde mi karşılıyorsun?” genç adam kadının boya küpüne bulanmış kırmızı dudaklarını eğerek konuşması genç adamın midesini bulandırmıştı. Bir zamanlar karşısında ki kadınla evli olduğuna inanamıyordu.

“Sana bir soru sordum, benim evimde ne işin var?”

“Kızımı görmeye geldim!”

“Onu görmeye hakkın yok senin, hemen evimden defol!” Erhan’ın sert sesiyle az önce ki rahat tavrı yok olan kadın farkında olmadan yutkunmuştu.

“Kızımı görmeme engel olamazsın Erhan, buna hakkın yok!”

“Öyle mi dersin? Sen onu görme hakkını yıllar önce kendi ellerinle kaybettin. Şimdi nasıl geldiysen o şekilde gidiyorsun. Sabahında seni bu konakta görmeyeceğim.”

“Beni gönderemezsin Erhan, büyük halam çağırdı beni.” Erhan arkasını dönüp merdivene yöneldiğinde duyduğu sözlerle duraksamıştı.

“Babaannem mi çağırdı seni? Hangi hakla!” Erhan öfkeli bir şekilde konağın merdivenlerini çıkarken bir yandan da bağırmaya başlamıştı. “Nedret Hanım çık dışarı!” konakta kalan herkes odalarının kapılarına çıkarken Sevim Hanım endişeli bir şekilde oğlunun önüne geçmişti.

“Oğlum ne oluyor, neden bağırıp duruyorsun?”

“Babaannemin Neriman’ı konağa çağırdığını biliyor musun? O kadının bu konakta, benim ailemin yanında ne işi var anne? Nedret Hanım bunun hesabını verecek.”

“Erhan sakin ol!” bu kez araya Hikmet Bey girmişti. Yaşlı adam eski gelininin geldiğini bilmiyordu. Oğlunun sözlerine şaşırsa da bir şey dememişti.

“Sen biliyor muydun o kadını çağırdığını!”

“O kadın dediğin senin tek evladının annesi!” Nedret Hanım odasından çıkarken Erhan’a çıkışmıştı. Genç adam öfkeli bir şekilde yaşlı kadının önüne dikilerek alaycı bir şekilde gülümsemişti.

“Öyle mi? şimdi mi aklına anne olduğu geldi. Benden evladına karşılık aldığı paralar bitince mi anne olduğunu hatırladı. Seni uyarmıştım babaanne, benim aileme elini uzatma dedim sana. Hayatıma karışma dedim ama dinlemedin. Şimdi valizini hazırla, sevgili yeğeninle yazlık konağa gidiyorsun. Orada istediğin gibi yeğeninle hasret giderirsin.”

“Buna sen karar veremezsin Erhan, bu konak benim evim.”

“Yanlış, bu konak tamamen bana ve karıma ait. Sen bana saygı duymadığın sürece bu konakta yaşamayacaksın. Şimdi hazırlığınızı yapın, yarın ilk iş kendi ellerimle seni buradan götüreceğim.” Yaşlı kadının sözlerin aldırmadan hızla odasına doğru ilerlemişti. Eğer Çisem Neriman ile karşılaştıysa yanlış anlayabilirdi. Sakinleşebilmek için dairesinin kapısından içeriye girdiğinde sessiz karısını kucağında oğluyla koltukta oturmuş bir şekilde bulmuştu.

***

Çisem salonda otururken oğlunun ağlamasıyla odaya giderek Narin’i uyandırmadan Cihangir’i kucağına alıp yeniden salona geçmişti. Havanın güzel olmasından istifade ederek özel balkonlarına çıktığında aşağıda konuşan birkaç kişinin sesini duymuştu. Kimi konağa gelen kadının Çisem’in üzerine kuma alınacağını, kimiyse kendisinin buna izin vermeyeceği konusunda atıp tutuyordu. İçlerinden biri Narin’i ileri sürerek imam nikahlı da olsa Neriman’ın konakta kalabileceğini söylediğince tüm siniri tepesine çıkmıştı.

Genç kadın kucağında ki oğluyla içeriye girerek odasında ki kenarları el oymalı ikili koltuğa otururken oldukça öfkeliydi. Onun gibi sakin bir kadını bile öfkelendiren kişiye kendine olan saygısı olmasa saldırabilirdi. Asla kavgacı biri olmamıştı. Oğlunu omzuna yatırarak odadan çıkıp yanına gelip oturan küçük kıza bakmıştı. Küçük kızın gözleri korkuyla genç kadına bakarken Çisem kendini toparlamaya çalışmıştı. Şuanda tek başına oturmuş bir kolunun altında kızı, diğer omzunda oğluyla sakinleşmeye çalışıyordu. Birkaç dakika sonra odanın kapısı hızla açılarak içeriye kocası girmişti.

“Nasılsınız size bir şey yaptı mı?” adamın sorusuyla genç kadın alaycı bir şekilde konuşmuştu.

“Karın güzelmiş!”

“Eski karım!” adam genç kadının iyi olduğunu anlayınca ona yaklaşmadan kapattığı kapıya yaslanarak kollarını birbirine bağlamıştı. Şu birkaç haftada anlamıştı ki karısı kızgınken ona yaklaşmamalıydı.

“Eski veya değil, karının bu kadar güzel olmasını beklemiyordum!” genç adam gülümseyerek Çisem’e bakmıştı.

“Bana göre yeni karım daha güzel,” adamın cevabıyla genç kadın tek kaşını kaldırarak adama bakmıştı.

“O zaman yeni karın seni uyarıyor, çocuklarımı asla paylaşmam. Bu gün olanlar tekrarlanırsa olacaklardan ben sorumlu olmam.”

“Geleceğinden haberim yoktu, gittiğinden beri ilk kez görüyorum.”

“Buna inanmamı mı bekliyorsun,” diyen genç kadın çocukları korkutmamak için oldukça sakin konuşuyordu. Sesi sakin ve yumuşak olsa da Erhan karısının gözlerindeki alevi görebiliyordu.

“İster inan ister inanma ama gerçek bu. Narin’i doğurduktan sonra hastaneden babasının evine geçti. Eve dönmesini bekledim ama kızım iki yaşına girdiğinde boşandık. Kızına annelik yapmak istemedi.”

“Peki şimdi ne oldu da anne olduğu aklına geldi. Seni uyarıyorum Erhan, eski karın burada kalmayacak!”

“Gitmesi için elimden geleni yapacağım!”

“Yapma gönder! Ben kocasını eski karısıyla yaşayacak kadın değilim.” Genç kadın kendinden beklenmeyecek sertlikle konuşurken Erhan gülümseyerek ona bakmıştı.

“Sen nasıl istersen karıcım!”

***

Eski eş geldi bakalım konakta neler olacak. Neriman sinirleri bozacak gibi. 🙁 Yorumlarınızı bekliyorum. Ayrıca beklenen hikaye Asil Kan 2 haftaya başlıyor. Sonra da hikayeler için hep birlikte gün belirleyeceğiz. Siz ne dersiniz!

16. BÖLÜM <<<<<<———->>>>>> 18. BÖLÜM

30361cookie-checkS.S. Kalpler 17. Bölüm

16 yorum

  1. Pislik babaanne 😡 Erhan o kadar tehdit ederken nasıl rahat bu kadar anlamadım üstelik Hikmet bey öz oğlu diğeri gibi üvey de değil:-x babaanne ve yeğen gidici bakalım bir kaç bölüm rahatlayalim yahu 😀 o pislik eski koca nasıl çıkıyor ya bir o eksikti bari Neriman ile karşılaşmasa iş birliği yaparlar 😡

  2. Babaanneye bak ya kadının tek ayağı çukurda hala entrika peşinde eline emeğine sağlık yazarcım

  3. Ah Erhan hanım köylü oldu aferim çisem yollat şu babanneye artık ellerine emeğine yüreğine sağlık yazarcığım devamını sabırsızlıkla bekliyorum

  4. Huhuuu hanım ağa ağırlığını koydu netret hanım kendi topuğuna sıktı bakalım neler olacak emeğine sağlık

  5. Bence artık Nedret denen yaşlı bunak babaannenin bombası patlamalı ve Erhanın babası tüm gerçekleri öğrenmeli ve o yaşlı bunak ve hesna ve oğlunu def edip tüm mal mülkleri ellerinden alsın. Neriman denen o sürtük ile Çisem, Çisemin eski it kocasıyla da Erhan ilgilensin

  6. Bu ara çok uzun oldu be yazarcım özledik seni, o nedret cadısı o Erhan gönderemez illa birşey çıkar çisem terk eder konağı bence Erhan nasıl davranacak neler olacak çok merak ediyorum devamı gelse çok güzel olur böylece o verdiğimiz uzun arayı telafi etmiş oluruz bu arada geçmiş bayramın mübarek olsun, asilkan 2 yi merakla bekliyorum haftada 2 şer bölüm olsunda hangi günler olduğu önemli değil bence ama haftada 1 er bölüm olursa olursa dayanamıyorum ben burnum sızlıyor resmen özlemden,pazarteai perşembe S.S Kalpler çarşamba cuma asilkan 2 olsa meselaa güzel olmazmı ❤️❤️❤️❤️❤️

  7. Bu eski eşler ikiside sıkıntılı beb Çişekin eski eşinin daha çok problem çıkaracağını düşünüyorum.Erhzn babaannesini görderme kararıyla en iysisini yaptı.Güzel bir bölümdü emeğinize sağlık

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir