S.S. Kalpler 24. Bölüm

Herkese iyi geceler arkadaşlar. Biliyorum bölüm bekliyorsunuz. Bu yüzden sizlere bir açıklama yapmak istedim. Bilen bilir yaz ayında çay kesimi için memlekete dönüyorum. Bu yüzden çay hasadı döneminde oldukça yorucu zamanlar geçiriyorum. Yorgun bir şekilde eve gelerek işlerimi halledip hemen bölümün başına geçip yazmaya çalışıyorum. Önceden bir oturuşta bölümü yazmayı bitirirken şimdi bir bölümü ancak bir kaç günde bitirebiliyorum. Bu süre zarfında sizlerden anlayış bekliyorum. Bölümler gününde gelecektir ancak geçte gelebilirler, erkende. Durum ne gerektiririrse.

Keyifli okumalar!

-****—

Zamanın ne çabuk geçtiğini fark ettiğimizde aslında hiç bir şey yaşamadığımızı anlıyoruz. Zaman hiçbir şeyin telafisini yapmıyordu. Bizler elimizden geleni yapmadığımız sürece bazı şeyleri zamana yüklemeyi adet edinmiş durumdaydı. İnsan elinden geleni yapmalı ve sonrasında başarılı olup olmadığını deneyerek öğrenmeliydi. Genç kadında kendine göre birçok hata yapmış ve hatalarından ders çıkararak öğrenmeye başlamıştı. Derin bir iç çekerek salonun ortasında oynayan iki çocuğuna bakmıştı. Omzuna koyulan elle irkilerek elin sahibine dönünce kendisine gülümseyerek bakan yengesiyle göz göze gelmişti.

“Seni korkuttum mu?” Çisem hafif gülümseyerek yanına oturan genç kadına bakmıştı.

“Dalmışım sadece düşünüyordum.” Aylin genç kadının baktığı çocuklara iç çekerek bakmıştı. Kendi bebeğinin de büyüyüm bu salonda oynamasını sabırsızlıkla bekliyordu.

“Bu kadar çok düşünmek iyi değildir Çisem, hasta olacaksın yoksa!”

“Elimde değil Aylin abla, endişelenmeden edemiyorum. Soner’in bir yerden karşıma çıkacağını düşünmeden edemiyorum. Cihangir’i görmek isterse ona engel olamam.” Aylin küçük kıza neşe saçarak karşılık veren oğlana bakmıştı. Küçük çocuk hiçbir şeyin farkında olmadan öylece oynuyordu. Bazen çocuk olmayı dilemek nankörlük mü oluyordu acaba Yaradan’a…

“Sen nasılsın? Hamilelik nasıl geçiyor?” Çisem elini uzatarak genç kadının karnına koymuştu.

“Biraz sıkıntılar oluyor ama çok şükür iyiyim. Heyecanlıyım sadece.” Genç kadının heyecanı Çisem’e de geçmeye başlamıştı. Bir eli istem dışı karnına giderken Aylin bu davranışını kaçırmamıştı.

“Siz düşünmüyor musunuz bir tane daha?” Aylin kısa yoldan kardeşinden ayırmadığı genç kadının evliliğinin gidişatını öğrenmek istemişti.

“Henüz erken, Cihangir biraz büyüsün elbette üçüncü çocuğu isterim.” Çisem’in özellikle ‘üçüncü’ demesi Aylin’in dikkatinden kaçmamıştı. Öyle ki kapıda onları dinleyen Erhan’da bu ayrıntıyı fark etmişti. Karısı kızını Cihangir’den ayrı tutmuyordu. İç çekerek olduğu yerden çalışma odasına doğru ilerleyen genç adam alt odaların birinden çıkan Cesur ile karşılaşmıştı.

“Sen evde miydin?” Erhan şaşırarak genç adama bakmıştı. Cesur çalışma odasını işaret ederek Erhan’ın geçmesini istemişti. İkili çalışma odasına girdiğinde Erhan ilk kez Cesur’u bu kadar ciddi görmüştü.

“Sizin Urfa’ya dönmeniz gerekiyor!” Cesur’un dolanmadan konuya girmesiyle Erhan duraksamıştı.

“Nereden çıktı bu? Birkaç gün daha kalmayı planlıyorduk.” Erhan şüpheyle genç adama bakarken Cesur oturarak Erhan’ın da oturmasını istemişti. Dün kardeşinin söylediklerinden sonra onun için endişelenmişti.

“Ev gözetleniyor Erhan, Çisem ve Cihangir’in burada kalmaması lazım. Siz hemen geri dönün. Orada burada olduklarından daha güvende olurlar.” Erhan kaşlarını çatarak genç adama bakmıştı.

“Asıl hemen gidersek tehlikeye girerler. Planladığımız gibi birkaç gün daha kalacağız.”

“O zaman güvenliği arttırırız yapacak bir şey yok.”

“Ben o işi hallettim merak etme. Karımı ve çocuklarımın tüm güvenliğini sağladım.” Cesur nefesini dışarıya vererek önüne bakmıştı. Sıkıntıdaydı ve başları belaya girmeden bu işi halletmek istiyordu.

“Benim hastaneye gitmem gerek, sen evde mi kalacaksın?”

“Bende seninle geleyim, Gürsel ve Evin’e bakarım. Araf’ı da merak ettim.”

“Ben çantamı alayım geliyorum,” Cesur adamın yanından ayrılırken Erhan salona karısının yanına gitmişti.

“Çıkıyor musun?” Çisem kocasına sorarken genç adam yerdeki çocuklara kısa bir bakış atarak karısına dönmüştü.

“Evet, abinle birlikte hastaneye gideceğim. Siz evde olacaksınız değil mi?”

“Evet bu gün evde annemle kalacağım. Sen de dikkatli ol dışarıda.” Erhan kadının uyarısına gülümserken başını iki yana sallamıştı. Aylin karı kocasının konuşmasını sessizce dinlerken gülümsemeden edememişti.

“Merak etmeyin Hanım ağam, dikkat ederim. Dışarı çıkarsan haberim olsun.” Çisem gözlerini devirse de bir şey söylememişti.

“Hadi çıkalım,” Cesur salona girerek karısının tepesini öperken “Bir şeye ihtiyacın olursa hemen beni ara.” Aylin kocasına başını sallarken Cesur Çisem’in de başını öperek gülümsemişti. Erhan homurdanırken Erhan’ı gören Cihangir koltuğun kenarına tutarak ayağa kalkıp “Baba,” diye şakımıştı. Cesur ve Aylin şaşkınlıkla küçük çocuğa bakarken Erhan alışkın olduğu için keyifle oğlanı kucağına almıştı.

“Söyle bakalım küçük adam, ne istiyorsun?” Cihangir adamın sevecen ses tonuna karşılık ağzından anlaşılmaz kelimeler dökerken tek anlaşılır kelime ‘baba ve anne’ olmuştu. Çisem oğlanı Erhan’dan alırken Cihangir genç adama gitmek için debelenmeye başlamıştı.

“Siz çıksanız iyi edersiniz yoksa Cihangir ağlamaya başlayacak.” Cesur ve Erhan hızla dış kapıya giderken Aylin görümcesine bakarak “Ona baba mı demeye başladı?” diye sordu.

“Erhan ona çok iyi davranıyor, sanırım Narin’den öğrendi baba demeyi.”

“Erhan da hiç yadırgamadı bebeğin ‘baba’ demesini.”

“Erhan bayılıyor oğlumun konuşmasına. İlk sözü ‘baba’ olunca bana da laf atıp duruyor.” Aylin gülerken küçük oğlanın yanağını okşayarak konuşmuştu.

“Mutlu musun Çisem, kararından pişman oldun mu?” Çisem başını iki yana sallayarak gülümsemişti.

“Konakta işler yolunda değil ancak Erhan yanımda olduğu için mutluyum Aylin. O konakta Hikmet baba ve Sevim anne dışında kimse iyi değil. Hepsi bir şeyin peşinde… Özellikle babaanne sürekli planlar yapıyor. Bazen dikkat ediyordum da Hikmet babayla Nusret amcaya davrandığı gibi samimi değil. Bilmiyorum belki ben yanlış anlıyorum ama babama karşı değişik bir tavrı var kadının.”

“Anne babaannemi arayalım mı?” Narin’in sorusuyla konuşmaları bölünen ikili küçük kıza dönmüştü. Çisem kızın isteğini kabul ederek yerinden kalkmıştı.

“Aylin abla Cihangir’e bakar mısın? Biz içeride telefonla konuşalım.” Aylin gülümseyerek yerde oynayan küçük oğlana baktı.

“Sen rahatına bak, ben oğlanla ilgilenirim.” Çisem Narin’in elinden tutarak odaya geçerken Aylin yerinden kalkarak Cihangir’in yanına oturmuştu. Küçük oğlanla oynarken Cihangir’in sevecen halleri genç kadına kahkaha attırmıştı. Karşısında resmen kocasının bir kocası duruyordu. Cihangir tıp demiş dayısının burnundan düşmüştü.

“Gel bakalım yengeye hayatım, sen ne tatlı bir şeysin böyle!” Aylin Cihangir’i kucağına çekip öperken küçük çocuk kıkırdamaya başlamıştı.

***

Sevim Hanım mutfakta çalışanlara akşam için yapacakları yemekleri söylerken çalışanlar arı gibi çalışarak onun söylediklerini yapıyordu. Birkaç dakika sonra mutfağa giren Hesna kaşlarını çatarak sesini yükseltmişti.

“Neden simse salona bakmıyor, illa aşağıya mı ineceğiz?” Sevim Hanım eltisinin sözleriyle ona dönmüştü.

“Bir şey mi istedin Hesna?”

“Bu çalışanlara çok yüz veriyorsun Sevim, bir kahve isteyeceğiz herkes kendi aleminde… Kahve isteyecek kimse yok ortada.”

“Kızların hepsinin işi var Hesna, çok istiyorsan mutfağa iner kızlara söylersin.” Sevim Hanımın ani çıkışıyla Hesna duraksamıştı. Yıllardır laflarıyla ezmeye alıştığı kadın ona ani çıkışlar yapmaya başlamıştı.

“Hayırdır Sevim, sen böyle konuşmazdın ne oldu?” yaşlı kadın eltisine imalı bir şekilde gülümseyerek cevap vermişti.

“Çok bile dayandım size, bundan sonra böyle Hesna işine gelirse.” Sevim Hanımın sözleriyle çalışanların dikkatini çeken kadın homurdanarak “Biriniz bize kahve yapıp getirsin,” diyerek hızla mutfaktan çıkmıştı.

“Hanımım ben kahveyi yapayım.” Mutfaktaki kadın kahveleri yaparken Sevim Hanım diğerlerine işlerine devam etmelerini tembihleyerek dolaptan taze limonata alarak çalışma odasında olduğunu bildiği kocasının yanına gitmişti. Son zamanlarda kocasında değişik bir haller vardı ve onu yalnız bırakmak istemiyordu. Kapıyı çalarak odaya girdiğinde yaşlı adamın masada oturmuş bir şeylerle ilgilendiğini görünce duraksamıştı.

“Hikmet Bey?”

“Gel Sevim,” kadın odaya girerek elindeki limonatayı kocasının önüne bırakmıştı.

“Taze limonata yaptım, sen seversin. Havalarda çok ısındı, ferahlık verir.” Yaşlı adam karısına buruk bir gülümsemeyle bakarak cevap vermişti.

“Severim, geç otur sohbet edelim.” Kadın kocasının dediğini yaparken Hikmet Bey limonatasından bir yudum almıştı.

“Ne dersin Hikmet Bey, döndüklerinde torunları alıp yaylaya çıkalım mı?”

“Olur çıkarız sen iste.” Hikmet Bey’in kabulü ile kadın dikkatle ona bakmıştı.

“Hikmet Bey benden bir şey mi saklıyorsun? Son zamanlarda bir değişik davranıyorsun?”

“Bir şey saklamıyorum Sevim, sadece yaşlandık artık. Gençliğimizde geçiremediğimiz güzel zamanları şimdi geçirelim.”

“Yaşlılık seni yumuşattı Bey,” diyen kadın gülümsemişti. Başını iki yana sallarken derin bir iç çekti. Çisem ve çocuklar gideli daha iki gün olmuştu ama konaktaki kalabalığa rağmen bomboş geliyordu kadına. Yaşlı kadının telefonunun çalmasıyla arayan kişiye bakmıştı. Ekranda Çisem’in resmini gören kadın heyecanla telefonu açtı.

“Kızım nasılsınız?”

“Babaanne!” Narin’in seslenmesiyle yaşlı kadın duygulanmıştı.

“Narin’im, babaannesi kurban olsun seni verene!” yaşlı kadın sevecen bir şekilde görüntülü olarak konuşmaya başladığında Hikmet Bey de karısını sevgiyle izlemeye başlamıştı.

***

Genç kadın endişeli bir şekilde yoğun bakımın önünde beklerken gelip bir şeyler söylemesini bekliyordu. Gürsel karısının endişesi karşısında onu sakinleştirmek için elinden geleni yapsa da pek başarılı olduğu söylenemezdi.

“Evin, biraz sakin mi olsan hayatım?”

“Elimde değil Gürsel, oğlumu görmeden rahat edemeyeceğim. Doktorda gelmedi bir türlü.”

“Asaf dedi ya ameliyatta diye, hasta olacaksın yapma böyle.” Evin üzgün bir şekilde genç adama bakarken Gürsel sağlam koluyla genç kadını kendine çekerek sıkıca sarılmıştı.

“Seni böyle görmekten hoşlanmıyorum Evin, yapma lütfen. Beni de üzüyorsun.” Gürsel konuşmasını bitirirken koridorun sonundan gelen arkadaşlarını görünce duraksamıştı. İsmail, Cem, Kemal ve Defne yanlarına gelerek selam vermişti.

“Geçmiş olsun Gürsel, niye haber vermediniz?” İsmail’in konuşmasıyla ikili yerinden kalkarak adama bakmıştı.

“Teşekkür ederim nerden duydunuz?”

“Seni aramıştık Asaf abin çıktı telefona…” Cem cevap verirken onu Kemal tamamlamıştı.

“O söyledi. Söylemese yeğenimizin ameliyat olduğundan haberimiz olmayacaktı.” Defne Kemal’i onaylarken genç kadını yanına geçerek ona sarılmıştı.

“Merak etme ufaklık iyi olacak.” Defne’nin sarılmasıyla Evin yanağından aşağıya bir damla akıtmıştı. Kendi kız kardeşi ona düşmanıymış gibi davranırken hiç tanımadığı yabancı bir kız onu teselli ediyordu.

“İnşallah, geldiğiniz için çok teşekkür ederim.”

“O ne demek yenge elbette gelecektik. Ameliyat nasıl geçti, doktor bir şey söyledi mi?” İsmail sorarken Gürsel karısının ağladığını görünce kaşlarını çatarak ona bakmıştı.

“Yine mi ağladın sen? Araf iyi olacak kaç kez söyleyeceğim. Sen onun seni ilk gördüğünde vereceği tepkiyi düşünerek heyecanlan karıcım.” Genç adam karısını kendine çekerken arkadaşına dönmüştü.

“Bir süre yoğun bakımda kalacak önlem için. Mikrop kapmaması lazım…”

“Çok şükür iyi olmasına sevindim.”

“Ama orada korkar Gürsel, benim sesimi duymazsa çok korkar.”

“Haklısın yengecim, o yüzden şimdi seni hazırlayıp içeriye alacağız.” Evin arkasından gelen Asaf’ın sesiyle ona dönmüştü.

“Gerçekten mi?” genç kadın heyecanla Asaf’a sarılırken Gürsel boğazını temizleyerek uyarıcı sesler çıkarıyordu. Asaf kardeşine imalı imalı gülümserken elini Evin’in omzuna koyarak onu teselli etmişti.

“Bu kadar yeter ayrılın artık.” Gürsel araya girerken Asaf ve diğerleri dayanamayarak kahkaha atmıştı.

“Sen benim hatundan daha kıskanç çıktın birader, kardeşimi benden mi kıskanıyorsun?”

“Ben anlamam, ona benden başka sadece çocuklarımız sarılabilir.” Gürsel omzunu silkerken Evin şaşkınlıkla kocasına bakmıştı. Yüzü utançtan alev alırken Asaf gülerek “Hadi Evin hemşire seni hazırlasın. Yoksa Araf Bey yoğun bakımı başımıza yıkacak.” Evin heyecanla Asaf’ın peşine takılırken Cem Gürsel’in omzuna kolunu atarak “Bizde kantine inelim, kafein sana iyi gelir.” Kemal de Cem’i onaylarken Gürsel arkadaşlarıyla kantine inmişti.

“Anlat bakalım bu ameliyat nereden çıktı?” İsmail konuya girerken Gürsel rahatladığını belli eden bir nefes alarak sırayla arkadaşlarına bakmıştı.

“Araf’ın gözlerinin görme olasılığı varmış. Deri altında ışığa duyarlılık vardı. Doktorlar ameliyatla deriyi kaldırdılar. Şimdi de bandajların çıkıp görüp görmediğini anlayacaklar. Bunun için birkaç gün bekleyeceğiz.”

“Çok sevindim, inşallah görecek.”

“İnşallah.” Adamlar konuşurken Defne sessizce onları dinliyordu. Onun sessizliği Gürsel’in dikkatini çekmişti.

“Sen neden bu kadar suskunsun Defne? Bir sorun mu var?”

“Efsun telefonlarımı açmıyor. Hepimize küsmüş.” Genç kızın sözleriyle ekip arkadaşları ona dönmüştü.

“Onun küslüğü saman alevi gibidir bilmiyor musun? Yakında normale döner.”

“Öyle değil, bu gün müdürün odasında duydum. Bu görev sonrası tayin isteyecekmiş.” Gürsel kızın sözlerine karşılık duraksarken Cem kızgın bir şekilde elini masaya vurarak “Saçmalamasın, ne demek tayin istemek. Biz onun iyiliğini istiyoruz,” dedi.

“Öyle ama o anlamak istemiyor. Hastaneye yattığı için bizi suçluyor. Bu görev için onu biz önerdik biliyorsun.” Cem üzgün bir şekilde başını sallarken İsmail ve Kemal birbirine bakmıştı.

“Ben onunla konuşurum sen merak etme. Kararından vaz geçirmeye çalışırım.”

“Sence geçer mi? Efsun bu sonuçta,” diyen Defne oldukça üzgündü. Ekipte sadece iki kadın vardı. Kendisi ve Efsun! Efsun asabi olduğu için görev icabı hastaneye yatırılıştı. Ancak asıl amaç onun bu asabiliğini tedavi etmekti.

“Elimden geleni yaparım.” Kemal yanlarına gelen Erhan’ı görünce gülümsemişti.

“Ağamız da buradaymış, nasılsın abi?” erkekler yerinden kalkarak sırasıyla Erhan’la tokalaşmıştı.

“Ben iyiyim de sizin bu haliniz ne? Ekip dağılmış resmen.”

“Öyle deme abi ya dağılmak falan!” Defne duygusal bir şekilde konuşurken Erhan gülerek genç kıza bakmıştı.

“Sen bu duygusallıkla nasıl polis oldun hala anlamış değilim Defne, hadi oturun ne içiyorsunuz?”

“Kahve,” diyen Gürsel yerinden kalkarak abisi için kahve almak istemişti. Erhan karşısında oturan İsmail’e dönerek sordu.

“Bir haber var mı İsmail?” genç adam kendi adamları dışında İsmail’den de büyük halayı bulmak için yardım istemişti. İsmail ekibin istihbarat işlerine bakıyordu.

“Henüz elimde elle tutulur bir bilgi yok abi, yakında olur ama merak etme.”

“Biraz çabuk olursan sevinirim İsmail, bu konu bizim için çok önemli.”

“Sen merak etme abi, yakında sana haber getiririm.” İkilinin konuşmasından bir şey anlamayan diğerleri kaşlarını çatarak “Neden şifreli konuşuyorsunuz?” diye sormuştu. Gürsel masaya geri döndüğünde Erhan ekibe dönerek sakince konuşmuştu.

“İsmail’den birini araştırmasını istemiştim onu soruyorum. Şahsi bir konu!”

“Benim neden haberim yok abi, benden yardım isteyebilirdin?”

“Sizin bu konuya dahil olmanızı istemiyorum. Bu konu bir süre gizli tutulmalı.”

“Kimi arıyorsun?” Gürsel abisini duymazdan gelerek merakla sormuştu. Çisem’le alakalı bir şey beklerken daha önce duymadığı bir ismi duymuştu.

“Sevcan Kaleli, onu bulmam gerek!” Gürsel anlamaz bir şekilde abisine bakarken İsmail konuşmak üzereyken Defne merakla adama şakımıştı.

“Efsun’un ananesini neden arıyorsunuz ki?”

“Anlamadım, kim dedin?”

“Sevcan Kaleli demedin mi? Efsun’un ananesi işte.  Belki de isim benzerliğidir bilemedim ki şimdi?” Defne kendi kendine konuşurken Erhan hızla genç kıza bakmıştı.

“Efsun sizin diğer değişik arkadaşınız değil mi? Emin misin kadının adının soyadının aynı olduğuna?”

“Elbette, geçen yıl Efsun görüntülü konuşurken denk geçmiştim. Hani derler ya hükümet gibi kadın diye, işte öyle bir kadındı. Bir görseniz Efsun’a karşı sıcak davransa da diğerlerine karşı çok sert bir tavrı vardı. Aşiret Hanım ağası gibi!” Defne gülerken adamların gülmediğini görünce gülüşü yüzünde donmuştu. Özellikle Erhan dikkatle genç kıza bakıyordu.

“Abi neden bana öyle bakıyorsun?”

“İsmail ilk iş Efsun’un ailesinden başla araştırmaya. Kaleli soyadı çok kullanılan bir soy ad değil.”

“Sevcan Hanımı neden arıyorsun abi?”

“Sevcan Kaleli, bizim büyük halamız. Babamızın halası. Geçmişte ne olup bittiğini bilen tek kadın!”

“Hadi canım?” Cem şaşkınlıkla konuşurken Gürsel abisine şok olmuş bir şekilde bakıyordu.

“Eğer doğruysa Efsun’la akraba çıkacaksınız farkında mısınız?” Kemal’in sözleriyle Defne kahkaha atarken Gürsel bir elini alnına vurmuştu.

“Olamaz ya, biz onunla hiç anlaşamıyoruz.”

“Kız bir şey yapmıyor abi, sen kızı görünce takılmadan edemiyorsun!” İsmail Gürsel’i paylarken Gürsel omzunu silkmişti.

“Ne yapayım takılmadan edemiyorum.” Gurup konuşmaya devam ederken Erhan’ın telefonunun çalmasıyla genç adam izin isteyerek yanlarından ayrılmıştı.

“Efendim Çisem, evde bir şey mi oldu?” genç adam karısının aramasını cevaplarken telefonun karşısında kısa bir sessizlik olmuştu.

“İlla seni aramam için bir şey mi olması gerek?” Çisem’in çıkışıyla genç adam gülümsemişti.

“O zaman karım beni özledi sesimi duymak istedi.”

“Erhan ağam çok hayal kuruyorsunuz. Sadece Araf’ın durumunu öğrenmek için aramıştım.” Çisem’in sözlerine kahkaha atan genç adam anında cevabı yapıştırmıştı.

“Hastane sizin karıcım, istersen doktoru arayıp öğrenebilirdin.”

“Seni arayanda kabahat, bir daha aramayacağım.” Çisem’in telefonu kapatacağını anlayan genç adam panikle araya girmişti.

“Dur kapatma, hazır aradın biraz daha konuşalım. Sen özlememiş olabilirsin ama ben karımın sesini özledim.” Çisem’in sustuğunu anladığında gülümseyerek karısına seslendi.

“Hanım ağam orada mısın?” Erhan kulağına yankılanan kapanma sesiyle gülümsedi. Anlaşılan karısı utanmıştı.

***

Genç kadın telefonu kocasının yüzüne kapattığında yaptığını sonradan anlamış eliyle anlına vurmuştu.

“Ergen kızlar gibi davranıyorsun Çisem, adamın yüzüne telefon kapamak nedir?” kendi kendine kızarken annesi yanına gelerek kızına bakmıştı. Çisem annesinin imalı gülümsemesi karşısında bakışlarını kaçırarak “Gelsene anne,” dedi.

“Ne oldu kızım, neden kendine kızıyorsun?”

“Önemli bir şey yok anne, Erhan’la konuşuyordum.” Ayşem Hanım kızının yanına oturarak elini tutmuştu.

“Gözlerinin içi parlıyor kızım, hep mutlu ol inşallah.”

“Teşekkür ederim anne, inşallah.”

“Anlat bakalım damat oğlum sana iyi davranıyor mu? Aşiret gelini olmak kolay değil biliyorum.” Çisem gülümseyerek annesine baktı.

“Erhan çok düşünceli bir adam anne. Cihangir’e o kadar güzel davranıyor ki bazen oğlumun öz babası gibi hissediyorum. Bu normal mi anne?”

“Haklısın kızım, Cihangir onu kendine baba seçmiş.” Çisem gözleri nemli bir şekilde annesine bakıp başını sallamıştı.

“Onunla evlenmekten hiç pişman olmadım anne. İlk zamanlarda tanımadığım bir adamla evlendiğim için endişeliydim. Nasıl biri, oğluma kötü davranır mı? Benden yapamayacağım şeyler ister mi? bunun gibi birçok soru beynimi yiyip duruyordu. Korkularım o kadar yersiz çıktı ki… Şimdi sırtımı yaslayacağım bir adam var ardımda anne.” genç kadının sözleri Ayşem hanımı duygulandırmıştı. Genç kadını kendine çekerek saçlarını okşamaya başladı.

“Biliyorsun değil mi bu evin kapıları sana sonuna kadar açık.”

“Biliyorum anne, biliyorum.” ikili bir süre öylece sessizce otururken evin zilinin çalınmasıyla genç kadın toparlanmıştı. Bir süre sonra bir kargaşa ile salona zorla giren kadınla Çisem neye uğradığını şaşırmıştı.

“Sizin bu evde ne işiniz var?”

***

Umarım bölümü sevmişsinizdir. Yorumlar oldukça azaldı. Umarım yorum yaparsınız.”

23. BÖLÜM <<<<<<<——–>>>>>>>> 25. BÖLÜM

31260cookie-checkS.S. Kalpler 24. Bölüm

14 yorum

  1. Emeğine sağlık yazarcigim ♥️ay arkadaşı akraba çıktı görüyor musun 😀 şu hala ile konuşalım bakalım :/ bu hala Hikmet Bey’in halası ise niye Hikmet beyi bu kötü kadına bıraktı acaba alsaydı yanına keşke 🙁 ay görev için yaptırmışlar tayin istemek ne 😀 Efsunu daha çok göreceğiz gibi kardeşlerden bekar olan yok mu shipleyelim 😀 Arafimiz görecek inşallah bir gözleri acsalar Hikmet bey de kendisi araştırıyor öğrenir yakında 🙂

  2. Ay kim geldi yine bir kurtulamadılar etraflarındaki akbabalardan çok güzel bir bölümdü emeğinize sağlık yazarcım

  3. Okadar işin arasında bize zaman ayırıp bölüm yazdığın için teşekkür ederim yazarcığım ve bölüm harikaydı emeğine kalemine sağlık

  4. Çisem açıkca 2. Bebek istediğini Aylin e de söyledi. Yakında haber gelir gibi.
    Gerçi başlarındaki babaanne ve Soner ailesi rahat durmuyor.
    Aradıkları hala olmasın?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir