S.S. Kalpler 30. Bölüm

Keyifli okumalar arkadaşlar!

***

Genç kadın hızlı adımlarla odasına doğru ilerlerken dolu gözlerini kimsenin görmemesi için başını çevirmiyordu. Kocasının kendisine haber vermediğine inanamıyordu. Araf’ın gözleri açılırken orada olmayı çok istediğini bilmesine rağmen Asaf ona haber vermemişti. Onun bu kadar kızgın olabileceğini düşünmediğinden kendisini hızla odasına atıp kapıyı kilitledi. Şimdi rahat bir şekilde gözlerini boşaltabilirdi. Islak yanaklarını silerken kendine inanamıyordu. O Çisil Karahanlı’ydı ve daha önce hiç bu kadar ağlamak istediğini hatırlamıyordu. Evlilik ona yaramamıştı anlaşılan

“Çisil odasında mı?” kapının ağzında kocasının sesini duyunca elini ağzına kapatarak ağlamasını sakinleştirmeye çalışmıştı. Kapı kolunun aşağıya indiğini görünce başını bacaklarının arasına soktu. Şuanda kimseyi görmek istemiyordu.

“Kapı neden kapalı?”

“Çisil Hanım odasında olmadığı zamanlar kapısını kilitliyor Asaf Bey?” Asaf kaşlarını çatarak asistan kıza bakmıştı.

“Çisil bu tarafa geldi, odasında değilse nereye gitti?”

“Onu görmedim,” diyen kızla Asaf’ın sesi kapıdan uzaklaşmaya başlamıştı. Birkaç dakika sonra cebindeki telefon titremeye başladığında kimin aradığını biliyordu. Telefonun ekranına kısa bir süre baktıktan sonra ekranını ters çevirerek yanına bırakmıştı.

Asaf karısına ulaşamadığı için oldukça endişeliydi. Evlendiklerinden bu yana ilk kez tartışmışlardı ve bu Asaf’ın hiç hoşuna gitmemişti. O karısının her zaman gülen yüzünü görmek istiyordu. Telefon çaldıkça karşıdan cevap alamadıkça endişesi artmaya başladı.

“Hayırdır Asaf ne arıyorsun?” Cesur ameliyattan çıkmış odasına doğru ilerlerken Asaf’ı endişeli bir şekilde telefon ederken görünce duraksamıştı. Genç adamın yanına yaklaşarak endişesinin sebebini öğrenmek istemişti.

“Çisil’i arıyorum ama telefonu açmıyor.”

“Neden? Kavga mı ettiniz?” Asaf’ın yüzünden başka bir sonuç çıkaramıyordu adam. Asaf yüzünü asarak başını salladı.

“Ona kızmıştım ama bu kadar ciddiye alacağını düşünmemiştim.”

“Eminim seni affedecektir, hadi aşağıda bir şeyler yiyelim.”

“Onu bulmadan rahat edemem. Sonra sana katılırız.” Asaf Cesur’un yanından ayrılarak karısını aramaya devam etmişti. Çisil’in kendi odasında ağlayarak uyuya kaldığını bilmeden akşama kadar karısından bir haber alamamak genç adamı içinden çıkılmaz bir duygu karmaşasına neden olmuştu. Endişe, korku ve karamsarlık her bir yanını sarmıştı.

“Bu böyle olmayacak Gürsel, karıma ulaşamıyorum. Polise gideceğim, ya Soner pisliği ona bir şey yapmaya kalktıysa?”

“Buna cesaret edemez. Hastanenin kameralarına baktın mı?” Asaf kaşları çatılı bir şekilde kardeşine bakmıştı. Bakışları gün boyu gözlerini oğlundan ayıramayan Evin’e çevirdi. Genç kadın halâ oğlunun görebildiğine inanamıyordu. Araf başta dışarıya tepki verse de tanıdık sesin sahiplerine kocaman gülümsüyordu.

“Evin hayatım Araf’ın uyuması gerek.”

“Biliyorum ama kendime engel olamıyorum. O kadar anlamlı bakıyor ki hala gerçek mi değil mi anlayamıyorum.” Gürsel karısının yanına giderek omzunun üzerinden Araf’a bakmıştı. Küçük çocuk ilgiyle etrafına bakınıyordu. Şeffaf gözleri adeta parıldıyordu.

“İnan hayatım oğlumuz seni de beni de görüyor. Değil mi küçük adam?” Gürsel gülümseyerek kollarıyla hareketler yapan çocuğa bakıyordu.

“Bana bakacak mısınız?” Asaf çocuk gibi şikayet ederken Evin üzgün bir şekilde adama bakmıştı.

“Çisil’i Araf’ın gözleri açılırken çağırmamız gerekiyordu. Eminim bu yüzden bize kırıldı.”

“Öyle mi dersin, ama her şey aniden gelişti ona haber verecek zamanı bulamadık ki!” Asaf üzgün bir şekilde ikiliye bakarken saatin epey geç olduğunu fark ederek derin bir nefes verdi.

“Bu böyle olmayacak ben kamera kayıtlarına bakmaya gidiyorum.” Asaf hızla hastanenin güvenlik odasına giderken en son Çisil’i gördüğü saati söyleyerek kamera odası görevliyle kayıtlara bakmaya başlamıştı. Çisil’in odasına girdiği ve bir daha çıkmadığını görünce endişelenerek hızla güvenlik odasından Çisil’in odasına doğru koşmaya başlamıştı. Asistanını görünce genç kadının odasının yedek anahtarını alarak hızla kapıyı açtı. Odaya girdiğinde karanlıktı ve Asaf hızla ışığı yakarak etrafına bakınmaya başlamıştı. Çisil hastalarının uzandığı koltukta öylece yatıyordu. Asaf endişeyle karısının yanına ulaşarak genç kadını uyandırmaya çalışmıştı.

“Çisil, hayatım uyan!” genç adam uyanmayan karısını biraz sarsınca genç kadın yavaşça gözlerini aralamıştı.

“Asaf?” genç adam karısının baygın konuşmasıyla hızla kadını kendine çekerek sıkıca sarılmıştı.

“Beni çok korkuttun, ne kadar endişelendim haberin var mı?” Asaf’ın her saniye daha da sıkıca sarılması Çisil’i kendine getirmişti.

“Asaf ne yapıyorsun, nefes alamıyorum.”

“Sana ulaşamayınca bende nefes alamadım, Gürsel kamera kayıtlarına bakmamı söylemeseydi kim bilir daha ne kadar süre sen arardım.”

“Saat kaç?” genç kadın masasının üzerinde ki küçük saate baktığında akşam olduğunu görünce şaşırmıştı. Bunca saat uyumuş muydu yani?”

“Ben uyuya kalmışım.”

“Uyuya mı kaldın? Bunca saat uyuyor muydun?” Asaf geri çekilerek karısının yüzünü avuçlarının arasına almıştı. Gözleri karısının kızarmış gözleriyle çakışınca kaşları çatıldı.

“Sen ağladın mı?” Asaf’ın parmakları genç kadının gözaltlarında dolaşırken Çisil bakışlarını kaçırmıştı. Asistan kız karı kocayı yalnız bırakarak odadan çıkmıştı.

“Ben acıktım kafeteryaya iniyorum,” Çisil kocasının sorusunu cevapsız bırakarak yerinden kalkmıştı. Asaf karısının kapıya yöneldiğini görünce dayanamayarak kolundan tutup kendine çevirdi.

Yapma Çisil, bana arkanı dönme. Buna dayanamam. Lütfen konuşalım.” Çisil kocasının sözleriyle gözlerinin dolduğunu hissetmişti. Asaf öyle duygu yüklü konuşuyordu ki genç kadının dayanmasına imkan yoktu.

“Ben konuşmak istemiyorum.”

“Çisil lütfen, beni senden mahrum etme. Tamam istediğin gibi araba kullanabilirsin. Sana karışmayacağım artık. Ama lütfen bana sırtını dönme.”

“Bu gün ilk kez o odada kendimi yabancı gibi hissettim Asaf, Araf’ın yanında olmak istemiştim ama sen buna izin vermedin.”

“Bunun doğru olmadığını biliyorsun hayatım. Sen benim ailemsin, nasıl yabancı olabilirsin?” genç kadın omzunu silkelerken kapıyı açarak son sözlerini söylemişti.

“Bu akşam annemde kalacağım, beni yalnız bırakırsan sevinirim.” Asaf bir şey söyleyemeden genç kadın hızla odadan çıkıp asansöre doğru ilerlemeye başlamıştı. Çisil kafeteryaya gitmek yerine hastaneden çıkarak taksi çevirmiş ve ailesini adresini vermişti. Kısa mesafe olduğu için taksici ile küçük bir tartışma yaşasa da kazanan genç kadın olmuştu.

***

Genç kadın bir türlü uyuyamıyordu. Yanında mışıl mışıl uyuyan küçük kızın ateşini yeniden ölçtükten sonra yavaşça yerinden kalkarak odanın kapısına yönelmişti. Erhan’ın uyuyup uyumadığını merak ediyordu. Usul adımlarla odadan çıkıp kendi odasına girdiğinde kocasının rahat bir şekilde uyuduğunu görünce kaşlarını çatmıştı. O uyuyamazken kocası olacak adam rahatlığından ödün vermiyordu. Elini yüzünü yıkamak için ebeveyn banyosuna geçerek işlerini halledip yatağın kendi tarafına geçerek uzandı. Sinirle arkasını dönerken birden beline sarılan kollarla irkilmişti.

“Sonunda gelebildin Hanım ağam!” kocasının boğuk sesini duyan genç kadın belindeki kolları itelemiş ama Erhan ona izin vermemişti.

“Senin için gelmedim Erhan ağa, kızım yatağında rahat uyusun diye geldim.” Erhan karısının cevabına homurdanarak başını boynuna gömmüştü.

“Sebep ne olursa olsun sonuçta kollarımdasın, gerisi umurumda değil.” Çisem kocasının davranışıyla duraksamıştı. Adamın nefesi ensesini okşarken derin bir nefes almıştı. Gerçekten yorgundu ve Erhan’a laf yetiştirecek gücü kendinde bulamıyordu. Kısa sürede uykuya dalarken ne kocasına döndüğünün farkındaydı ne de kollarını adama sıkıca doladığının.

Genç adam karısının kendisine sıkıca sarılıp sokulmasıyla onu izlemeye başlamıştı. Sabaha kadar uyumayan adam karısını izlemenin keyfini yaşadı. Arada homurdanan karısının kendisine saydırdığını düşünüyordu. İstem dışı yüzünde oluşan gülümsemeyle dudaklarını karısının alnına bastırmıştı. Kızının odasından sesler gelince yavaşça yattığı yerden kalkarak kızının odasına geçmişti. Küçük kız sıcaktan bunalmış bir şekilde dönüp duruyordu. Genç adam kızının üzerini değiştirerek ince bir örtüyle örterek geldiği sessizlikle odasına dönmüştü. Yatağa girer girmez karısı ona dolanmıştı. Çisem’in bu davranışı genç adamın içini huzurla doldurdu. Son birkaç gündür üzerinde olan huzursuzluk karısının bir dokunuşuyla yok oluyordu.

***

Çisil ailesinin evine geldiğinde Asaf’ın nöbeti olduğunu söyleyerek gece onlarda kalacağını belirtmişti. Kızının yüzünden bir şeyler olduğunu anlayan Ayşem Hanım Çisil’in üzerine gitmeyerek akşam boyunca onun dikkatini çekecek sohbetler yapmaya çalışmıştı. Çisil oldukça sessizdi ve aile üyeleri onun bu sessizliğine alışık olmadığı için garipsemişti. Cesur’un eve gelmesiyle ailesi olanları öğrenmiş ancak kızlarına bir şey söylememişlerdi. Ayşem Hanım evlendiğinden beri ilk kez kızının yüzünü asıl görüyordu. Bu konuda Asaf’a hak verse de Çisil’in çok kırıldığı da belliydi.

“Gelebilir miyim kızım?” Ayşem Hanım odasına çekilen kızının kapısını çalarak aralamıştı. Genç kadın annesine hafif gülümseyerek başını salladı.

“Gelsene anne, ne zamandan beri odama girerken izin alır oldun?”

“Artık eskisi gibi odana giremem kızım, evli barklı kadınsın.” Ayşem Hanım muzip bir şekilde kızına takılırken Çisil gözlerini devirerek yatakta kenara kaymıştı. Ayşem Hanım boşalan yere otururken genç kadın annesinin göğsüne sinerek kolunu beline dolamıştı.

“Anlatmayacak mısın?”

“Anlatacak bir şey yok anne, Asaf’la biraz tartıştık.”

“Evliliğin tadı tuzudur tartışmalar. Kavgasız evlilik olmaz Çisil, önemli olan akşamları eşinle aynı yastığa baş koymaktır.”

“Ona beni bu akşam rahat bırakmasını söyledim. Çok kırıldım anne,” Çisil üzgün bir şekilde başını iyice annesinin göğsüne yaslamıştı.

“Bu akşam sensiz kalsın da aklı başına gelsin değil mi kızım?” Çisil başını kaldırarak annesine bakmıştı. Onun ciddi olmadığını sesinden anlayabilse de yüzünü görmek istemişti.

“Anne ne saklıyorsun?”

“Hadi sen uyu, sabah düşünürsün Asaf’la konuşup konuşmayacağını. Hatta babanla konuşalım da seni bir süre burada misafir edelim.”

“Olmaz ben yarın evime dönerim.”

“Burası da senin evin unuttun mu?” Çisil yüzünü asarak annesine bakmıştı.

“Ben kendi evime gitmek istiyorum. Bir gece Asaf’a yeter.” Ayşem Hanım kızının davranışına gülmemek için kendisini zor tutmuştu. Bazen Çisil çocuk gibi oluyordu. Kızının yanaklarını öperek odasından çıkmıştı. Salona indiğinde Servet beyi elinde bulmacayla otururken buldu.

“Asaf haklı sende biliyorsun değil mi?” Karısının salona geldiğini gören yaşlı adam konuşmuştu.

“Yarın evine dönecek, bu ayrılık ikisine de iyi gelecek.” Ayşem Hanım kocasının yanına oturarak gülümsemişti.

“Elbette dönecek, bu gece Asaf’ın kapıya dayanmaması müzice,” adamın sözleriyle kapı zilinin çalması bir olmuştu. Yaşlı kadın kocasına döndüğünde Servet Bey omzunu silkerek karşılık verdi.

“Geç bile kalmıştı. Bizim kızı başkası olsa çekmezdi. Artık oğlan ne kadar seviyorsa…”

“Sevinmelisin Servet Bey, kızın el üstünde tutuluyor.”

“Elbette seviniyorum, Asaf almasaydı kız başımıza kalırdı,” diyen adamla Ayşem Hanım balını iki yana sallarken Servet Bey gülüyordu. Ayşem Hanım kapıyı açmak için yerinden kalkarken derin bir nefes almıştı. Allah  verede kızı olay çıkarmasaydı.

“Hayırlı akşamlar anne, rahatsız ettim ama…” yaşlı kadın Asaf’ın çekingen davranışına karşılık gülümsemişti.

“Gel evladım bizde seni bekliyorduk.” Asaf heyecanla sormuştu.

“Çisil de mi?” Ayşem Hanım kenara çekilerek genç adamın eve girmesine izin vermişti. Başını iki yana sallayarak “Çisil çoktan yattı, babanla ben ayaktayız.” Asaf aldığı cevapla yüzünü asmıştı.

“Çisil uyudu demek, ben gideyim o zaman,” diyen adama Ayşem Hanım kaşlarını çattı.

“Koca adam oldunuz hala çocuk gibisiniz. Geç babana selam ve sonrada çık karının yanına.” Ayşem Hanım damadını geride bırakarak salona girmişti. Asaf kadını takip edip Servet beye selam verdikten sonra izin isteyerek karısının odasına çıkmıştı. Kapıyı aralarken oldukça tedirgindi. Çisil’in sağı solu belli olmuyordu. Ona gelmemesini söylemesine rağmen eve geçtiğinde duvarlar üstüne üstüne gelince dayanamayarak karısının yanına gelmişti. Yatağın boş tarafına geçip sırtını başlığa dayayarak karısına bakmıştı. Çisil yatağın sallanmasıyla gözlerini aralayarak genç adama baktı. Uyku sersemi gülümseyerek konuşmuştu.

“Geciktin hasta çok muydu?” Asaf karısının sorusuyla iç çekerek başını iki yana sallamıştı.

“Evde duramadım,” dediğinde genç kadın yavaşça kendine gelmişti. Gözlerini tamamen aralayarak kocası gibi oturur pozisyona geçmişti.

“Geç kaldın,” dediğinde Asaf başını karısına döndürmüştü.

“Seni rahat bırakmamı istedin.”

“Ama buradasın,” diyen kadına elin uzatarak yanağını avuçlamıştı.

“O eve sen olmadan girmek işkence gibi Çisil, seninle küs kalmaya dayanamıyorum. Sana sarılmadan uyuyamam.”

“Yine de geç kaldın,” diyen genç kadın omzunu silkerken Asaf karısını kendine çekerek sıkıca sarılmıştı.

“Özür dilerim, seni üzmek istememiştim. Ben çok üzgünüm,” diyen adama sıkıca sarılan kadın başını iyice göğsüne yasladı.

“Bende özür dilerim, seni endişelendirmek istememiştim. Bir daha tartışmayalım Asaf, ben seninle konuşmadan duramam.” Asaf gülümseyerek karısının tepesini öpmüştü.

“Yarın akşam Urfa’ya gideceğiz.” Çisil geri çekilerek kocasına baktı.

“Urfa’ya mı neden?” Asaf karısının gözünün içine bakarak cevap vermişti.

“Aşiret Asaf beylerinin karısını tanımak istiyormuş. Senin varlığını iyice anlamaları lazım ki saçma sapan isteklerde bulunmasınlar. Ayrıca biz düğün yapmadık, şöyle karıma yakışır bir düğün yapmak istiyorum.” Çisil şaşkınlıkla Asaf’a bakmıştı.

“Ne düğünü Asaf, biz evleneli aylar oldu.”

“Öyle bile olsa milletin ağzını kapatmamız lazım. Biliyorsun ağalıkta üçüncü sıradayım,” diyen Asaf’a göz deviren genç kadın gülmeden edememişti.

“Sen ve ağalık mı? Güldürme beni Asaf… Ayrıca sakın ağalık hevesine kapılayım deme ben ablam gibi olamam. Aşiretinizi birbirine sokarım.” Asaf gülerek karısına cevap vermişti.

“Ona ne şüphe, sen yaparsın.”

“Elbette yaparım,” diyen kadın yatağa uzanarak kocasının da uzanması için alan açmıştı. Asaf üzerini çıkararak karısının yanına uzanmıştı. Çisil’i kollarına aldığında günün tüm sıkıntısını anında üzerinden atmıştı.  Karı koca birbirine dolanmış bir şekilde huzurlu bir uykuya dalarken oldukça mutluydu.

***

“Fırsatçının birisin ağam,” Çisem sabah uyandığında kendini kocasının göğsünde yatarken bulmuştu. Erhan kollarını genç kadının beline sıkıca dolamış bir şekilde uyuyordu. Onu bırakmaya da niyeti yok gibiydi.

“Anne!” Çisem beşikte tutunarak ayağa kalkan oğlunun seslenmesiyle ona dönmüştü. Küçük oğlan yavaş yavaş konuşmaya başlamıştı. ‘anne, baba’ ve birkaç hitabı daha öğrenmişti.

“Erhan uyan artık Cihangir uyandı.” Kocasının eline vururken Erhan’ın uyanmaya niyeti yok gibiydi. Cihangir annesinin kalkmamasıyla çığlığı basarken Erhan birden yerinden fırlamıştı.

“Oğlum,” diyen uykulu adam hemen beşiğe yönelirken Çisem şaşkınlıkla kocasına bakmıştı. Kendi o kadar seslenmişti ama kocası oğlunun çığlığıyla uyanmıştı. Erhan beşikteki oğlanı kucağına alarak pışpışlamaya başlamıştı. Çisem sırtını yatağın başlığına dayayarak kollarını bağlamış kocasını izliyordu.

“Çisem oğlan uyandı neden bakmıyorsun?” Çisem kocasının sorusuyla tek kaşını kaldırarak Erhan’a bakmıştı.

“Acaba ahtapot gibi bana sarılıp ne kadar uyandırmaya çalışsam da uyanmayan kocam yüzünden olabilir mi?” Erhan genç kadının sitemiyle gözlerini kısmıştı. Çisem taviz vermez bir şekilde ona bakıyordu. Oğlanın yüzünü avuçlamasıyla Cihangir’e dönen genç adam gülümseyerek kendisine bakan çocukla keyiflenmişti.

İkili hazırlanarak çocuklarıyla birlikte dairesinden çıkarken konaktakilerin hepsi uyanmıştı. Sevim Hanım gece hastalanan torununu görünce yerinden kalkarak Narin’i Erhan’ın kucağından almıştı.

“Benim torunum nasıl oldu?” Narin babaannesine gülümseyerek bakmıştı. Erhan annesine cevap verirken Çisem küçük oğlanı çalışan kıza vererek mutfağa götürmesini istemişti. Genç kız Cihangirle yanlarından ayrılırken genç kadının bakışları kendilerini izleyen iki kadına takılmıştı. Nedret hanımın bakışlarından hoşlanmamıştı. Yine bir şeylerin peşinde olduğu belli olan yaşlı kadına hislerinin aksine gülümseyerek başını sallamıştı. Sevim Hanım gelinin baktığı yöne başını kaldırdığında iki zehirli engereğin onları izlediğini görmüştü.

“Hadi çocuklar masa hazır kahvaltıya geçelim.”

“Anne siz geçin ben Cihangir’i doyurup geliyorum.” Çisem izin isteyerek yanlarından ayrılırken mutfağa girdiğinde Zeynep’in çoktan oğlunu yedirmeye başladığını görünce minnetle ona gülümsemişti.

“Ben hallederim Zeynep, çok teşekkür ederim.”

“Hanımım o nasıl söz, küçük adamla ilgilenmek bizi mutlu ediyor.” Çisem kızın samimi olduğunu biliyordu.

“O zaman sen onu doyurmaya devam et ben içeri geçeyim.” Çisem mutfaktan çıkarak kahvaltı salonuna geçmişti. Tüm aile üyeleri masada yerini almıştı ve kendisini gören aile üyeleri ne konuşuyorsa biranda susmuştu.

“Hayırlı sabahlar, afiyet olsun.”

“Hayırlı sabahlar kızım,” Hikmet Bey gelinine şefkatle bakarken Çisem yerine oturarak çalışanın çayını doldurmasını izlemişti. Erhan karısına kısa bir bakış atarak masadakilere döndü.

“Akşam Asaf ve Çisil gelecek,” diyen genç adam Çisem’in kendisine dönmesiyle gülümsemişti. Genç kadın gözlerini kısarak kocasına baktı.

“Çisil’in geleceğinden haberi var mı? Olsaydı mutlaka bana haber verirdi.”

“Ne işleri var burada?” Nedret hanımın sözleri masada soğuk hava estirirken Hikmet Bey annesine çıkışmıştı.

“Oğlum evine gelirken izin mi almalı anne, ne demek ne işleri var burada?”

“Asaf’a bir sözüm yok o kızın buraya gelmesine ne gerek vardı diye sordum ben.” Burnundan kıl aldırmayan yaşlı kadın Çisem’in sinirine dokunmaya başlamıştı.

“O kız dediğiniz kişi Asaf’ın karısı Nedret Hanım. Onunla gelmeyecekti de kiminle gelecekti baba ocağına?”

“Sana soran olmadı,” diyen kadınla Erhan öfkeyle elini masaya vurmuştu.

“Büyüğümüzsün diye alttan almaya çalışıyorum babaanne ama haddini aşmamanı tavsiye ederim. Karıma karşı sözlerine dikkat etmeni tavsiye ederim.”

“Oğlunun babaannesiyle nasıl konuştuğunu duyuyor musun Hikmet?” yaşlı adam da en az oğlu kadar kızmıştı annesine ama Erhan’ın büyüğüyle bu şekilde konuşmasına da göz yumamazdı.

“Erhan babaannenle daha düzgün konuş!”

“Babaannem de haddini bilsin baba, ayrıca konuştuğu kişi Hanım ağası, bunu unutmasa iyi olur. Benden de karımdan da annemin sabrını beklemeyin. Ayrıca o beğenmediğiniz kız belki de ilerdeki Hanım ağanız olur. Her şey iki dudağımın arasında unutmayın!” Çisem şaşkınlıkla kocasına bakmıştı.

“Erhan biraz sakin ol.”

“Sakin falan olamam, bir değil iki değil. Herkes kimin karısıyla konuştuğunu bilecek. Seninle konuşurken daha dikkatli olacak. Ayrıca bir duyuru daha yapayım. İki gün içinde Asaf’ın düğünü olacak. Ona göre hazırlık yapın. Tüm aşiret Çisil’i tanıyacak.”

“Buna izin vermem, o kıza düğün kurulmayacak.”

“Görmek istemiyorsan konaktan ayrılabilirsin ama kesinlikle düğün kurulacak. Sende ister gelirsin ister çeker gidersin.” Nedret Hanım bastonunu yere vurarak oturduğu yerden kalkmıştı.

“Bu düğüne izin vermem bu da son sözüm.” Yaşlı kadın oradan ayrılırken Çisem ilk kez kadının yapabileceklerinden korkmaya başlamıştı. Hikmet Bey ve Sevim Hanım da yaşlı kadının arkasından endişeli gözlerle bakmıştı.

“Allah sonumuzu hayr eylesin!”

***

Bir sonraki bölümde düğünümüz mü var acaba? Umarım bölümü sevmişsinizdir. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere…

29. BÖLÜM <<<<<<<<—————>>>>>>> 31. BÖLÜM

31701cookie-checkS.S. Kalpler 30. Bölüm

17 yorum

  1. Çisem bile korkmaya başladıysa, nedret hanımın yapacaklarının yeni bölümü daha da merak ettim ellerinize emeğinize sağlık

  2. Nedret Hanım’ın sırlarını bir dokse Erhan susup kalır ya da gitmek zorunda kalır gibime geliyor ya bitmiyor pislikleri 😡 Asaf ve Çisil barismasina sevindim düğün olur bence görelim düğün 🙂 ♥️ Cihangire bayılıyorum ya nasıl tatlı Erhan ile iletişimi ♥️♥️ Ayşemi de arada görseydik süper olurdu 😀

  3. Cadı babanne ölmedi gitti erhan ipliğini pazara çıkar defolup gitsin töre yaptıklarından dolayı ölüm emri versinler

    1. Annesi ve babası çisili nasıl da tanıyor asafı çok seviyorlar.
      Erhan ağa karısına sarılmak için hiç bir fırsatı kaçırmıyor. Yalnız bunlar bir düğünle birlikte oldu bir düğün daha geliyor
      Babaanne ve tayfasının şu evden kovulduğu günü umarım görürüz

  4. Erhanın bir an önce o iki engereği oradan kovmasılazım yok sa iki kardeşe hayatı zehir edecekler emeğine sağlık yazarcım yeni bölümü merakla bekliyorum

  5. Ay bir solukta okuyorum yazarcım bir bana bu kadar kısa geliyor çok güzel bir bölümdü heyecanla düğünu bekliyorum bu Nedret hnm hiç rahat durmuyor ne dili ne eli bakalım yine ne yapacak

  6. Çok güzel bir bölümdü yazarcim ellerine emeğine yüreğine aklına sağlık nedret hanım hikmet beyin öz annesi mı ben onu çok merak ediyorum düğündeki yatalak yaşlı kadın bir şeyler söylemişti ne kadarı doğru acaba nedret ile yengenin ipliği pazara çıksa çok sevinicem

  7. Şu yaşlı çiyana artık biri dur desin, ayrıca son gittikleri düğünde yaşlı kadının dediklerini Erhan ne çabuk unuttu belli ki bir şeyler biliyordu bahsettiği kişi sanırım hikmet’in gerçek annesi nasıl unutur yok sayar anlamıyorum kaç bölümdür aklına getirsin diye bekliyorum

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir