S.S. Kalpler 31. Bölüm

Merhaba arkadaşlar. Uzun zaman sonra ilk kez bu kadar uzun bölüm yazdım. Umarım seversiniz. Keyifli okumalar’

***

Genç kadın arabasından inerek arka koltuktaki oğlunu kucağına alıp handan içeriye girmişti. Sekreterliğini yapan kız ayağa kalkarken kucağında ki oğlanı ona uzatarak “Sen Cihangirle ilgilen benim biraz işim var,” dedi. Genç kız Cihangir’i alarak ofisin arkasında ki bahçeye çıkarıp oyun alanına bırakmıştı. Avukat olarak aldığı birkaç davanın dosyasını incelerken gözüne Erhan ve eski karısının boşanma evraklarına takılmıştı. O evraklarda Narin’in velayetiyle alakalı bilgilerde mevcuttu. Dayanamayarak elindeki dosyayı bırakıp velayet dosyasını incelemeye başlamıştı. Saatlerce dosyada bir açık aramaya çalışmıştı. Ama Erhan o kadar ince bir sözleşme yapmıştı ki Erhan ölmeden kızını almasına imkan yoktu Neriman’ın.

“Çisem Hanım bir misafiriniz var.” Çisem dalgınlığından çalışan kızın sesiyle çıkmıştı. Başını kaldırıp kapıda ki kişilere bakarken genç kadının kaşları çatılmıştı.

“Buyurun size nasıl yardımcı olabilirim?” genç kadın kapıda ki adamı tanıdığını sanmıyordu. Ellili yaşlarda takım elbiseli bir adam kapıdan içeriye girerek genç kadının karşısına dikilmişti.

“Duyduğuma göre avukatmışsınız, benim bir davam vardı.” yaşlı adam duraksarken Çisem ona oturması için koltuğu göstermişti.

“Yardımcı olabileceğim bir konuysa elbette, dava neyle ilgiliydi?” Çisem adamın sert ifadesinden bir şey anlayamıyordu. Kıyafetine bakınca istediği avukatı tutacak parası olduğuna emindi.

“Ben durumu iyi olmayan kişilere avukatlık yapıyorum…” adamın adını bilmediği için duraksamıştı.

“Biliyorum ama bu durum sizin iyi avukat olduğunuz gerçeğini değiştirmiyor Hanım ağa,” diyen adamın son hitabını baskıyla söylemesi genç kadının gözlerini kısmasına neden olmuştu.

“Adınızı öğrenmemde sakınca var mı?” Çisem ılımlı ifadesini değiştirerek buz gibi gözlerle adama bakmaya başlamıştı.

“Sercan ağa hoş geldin!” Çisem’e cevabı koruması olan Adem vermişti. Çisem elinde paketle odasına giren genç adama bakarak “Bir şey mi istedin Adem?” diye sordu.

“Yok Hanım ağam, ağam bu paketi size gönderdi.”

“Şuraya bırak,” diyen genç kadın adamın paketi bırakıp dışarı çıkmasını beklerken masanın arkasına geçip hemen başucunda dikilmesine anlam verememişti.

“Adem burada konuşuyoruz, sen çık!” yaşlı adamın sözlerine Çisem kaşlarını çatmıştı. Adem ise yaşlı adama aldırmayarak elleri arkasında bağlı bir şekilde cevap verdi.

“Ağam, karısını bana emanet etti Sercan ağa. O emretmeden buradan gitmem. Hele de siz ziyarete gelmişken,” diyen genç adamın sesi oldukça soğuktu.

“Konuya biran önce girsek Adem ağa, davanız ne hakkındaydı?”

“Benim oğlan hapiste…” diyen adamla genç kadın gerilmişti. Adem’in de başucunda gerildiğini anlayabiliyordu.

“Ben ceza avukatı değilim, daha çok şirket işlerine bakarım.” Çisem soğuk kanlı bir şekilde cevap verirken Adem araya girmişti.

“Senin oğlanın dışarı çıkmasına imkan yok Sercan ağa, boşuna buraya kadar geldin.”

“Haddin olmayan işe karışma Adem, ağan senin ipini bol bıraktı anlaşılan.”

“Sözlerinize dikkat edin Sercan ağa, benim çalışanlarım hakkında düzgün konuşun. Kimseye saygısızlık yapamazsınız.” Adem Çisem’in araya girmesiyle kısa bir an ona bakmış hemen sonrasında karşısında ki yaşlı adama dönmüştü.

“Size bir tavsiye Hanım ağa, yanınızdakilere çok fazla güvenmeyin. Parayı gördüklerinde hemen sahiplerini sırtlarından vuruyorlar.”

“Orası sizi ilgilendirmez, derdinizi söyleyin sonra da işimize bakalım Sercan ağa. Takdir edersiniz ki çok işim var.”

“Oğlum hapiste davasına bakan avukat işe yaramazın teki. Davaya sizin bakmanızı istiyorum.”

“Oğlunuz neden hapiste?” Çisem alacağı cevaptan hoşlanmayacağını hissediyordu.

“Reşit olmayan kızı kaçırmaktan.” Adem cevaplarken sesindeki öfke farklı şeylerin olduğunu anlatıyordu.

“İftira…”

“İftira mı? Senin oğlun kızın ırzına geçti. Birçok tanık var Sercan ağa. Urfa’nın en iyi avukatını tuttun. Sende görgü tanıkları olmasaydı o adamın oğlunu çıkarabileceğini biliyorsun.”

“Sen çok konuşma Adem, sana bizim yanımızda laf düşmez.”

“Davanızı alabilirim.” Çisem dişlerini sıkarak adama bakmaya başlamıştı. Adem şaşkınlıkla genç kadına bakmıştı.

“Hanım ağam siz…”  Çisem elini kaldırarak Adem’i durdurmuştu.

“Akıllı kadının hali başka tabi,” diyen Sercan ağanın sözleri Çisem’in sözleriyle bölünmüştü.

“Oğlunuzun en ağır cezayı alması için elimden geleni yapacağıma emin olabilirsiniz.” Sercan ağa kadının sözleriyle hızla yerinden kalkmıştı. Adem bir adım öne çıkarken Çisem geriye doğru yaslanarak hafif gülümsemişti.

“Sen…” adam parmağını sallarken Adem’in bir eli istem dışı belindeki silaha gitmişti.

“Buraya gelmeden önce beni araştırmış olman gerekiyordu Sercan ağa. Suçlu benim müvekkilim de olsa gerçekten suçlu olduğunda onun en ağır şekilde ceza almasını sağlarım.” Adem hayranlıkla Hanım ağasına bakarken Sercan ağa öfkeyle kapıya yönelmişti.

“Bu günü unutma Hanım ağa, hesabı sorulacak.”

“Bence de bu günü unutmayın, beni tehdit ettiğiniz ilk ve son an olacak.” Çisem adamın çıkıp gitmesiyle derin bir nefes bırakmıştı. Adem hala genç kadına hayranlıkla bakıyordu.

“Bana neden öyle bakıyorsun Adem?” kadının sorusuyla kendisine gelen genç adam hemen toparlanmıştı.

“Hanım ağam bu durumu Ağam’ın bilmesi gerek. Sercan ağa boş yere tehdit etmez.”

“Bir Sercan ağamız eksikti zaten. Neyse hazırlanayım da çıkalım. Narin’i okuldan alacağız.” Adem başını sallayarak ofisten çıkmıştı. Cihangir pusetinde uyuya kalmıştı. Genç kadın usulca oğlunu kucağına alarak arabadaki bebek koltuğuna onu yerleştirip ön koltuğa oturmuştu. Arka koltukta iki tane çocuk koltuğu yerleştirdiği içi yer yoktu. Adem’in arabayı çalıştırmasıyla sessizce yola çıktılar.

“Hanım ağam, Asaf ağamlar akşam gelecek biliyorsunuz. Ağam onları almamı emretti. Yola çıkmadan benden istediğiniz bir şey var mı?”

“Dikkatli ol Adem, kardeşime bir şey olmasın.” Adem genç kadının başta neden bahsettiğini anlamayarak cevap vermişti.

“Asaf ağam doktordur ama Hikmet ağam tüm çocuklarını iyi eğitti. Sen bakma öyle salon erkeği gibi dolaştıklarına hepsi özel olarak eğitildi onların,” dediğinde Çisem gülmeden edememişti.

“Özel olarak mı eğitildiler?”

“Öyle Hanım ağam. Cihangir ağam biraz büyüsün onun da eğitimi verilir.” Adem’in sözleriyle Çisem tek kaşını kaldırarak genç adama bakmıştı.

“Ben Asaf’tan bahsetmemiştim Adem, onun karısından bahsetmiştim.” Adem kısa bir duraksama yaşadıktan sonra Çisem’e bakmıştı.

“Asaf ağam evlendi mi ki?” Çisem adamın sorusuyla duraksamıştı. Erhan gerçekten haklıydı. Urfa’da düğün olmayınca kayınlarının evlilikleri kabul görmüyordu.

“Bana dediğini sakın Çisil’in yanında söyleme dilinden kurtulamazsın.” Adem mahcup bir şekilde bakışlarını kaçırmıştı. Narin’i okuldan aldıktan sonra birlikte konağa döndüler. Konakta hummalı bir çalışma vardı ve bu durum Çisem’i de mutlu ediyordu. Kardeşi gelecekti ötesi var mıydı? Sevim Hanım elleri dolu bir şekilde mutfaktan çıkarken Çisem ona dönerek gülümsemişti.

“Geldin mi kızım bende seni arayacaktım.”

“Hayırdı anne bir şey mi oldu?” Çisem endişelenirken Sevim Hanım gülümseyerek gelinine bakmıştı.

“Yok kızım Çisil ne sever onu soracaktım. Bir de odalarına bir bakıver eksik bir şey gözüne çarparsa giderelim.”

“Çisil ne bulursa yer anne, özel bir şey yapmana gerek yok. Ama yöresel yemeklerden yaparsanız çok hoşuna gider. Farklı yemekler yemeyi seviyor.”

“Hay çok yaşa bizim kızlarda Urfa yemekleri yapmıştı. Bende sizin yemekleri yapalım diye düşünmüştüm.”

“Gerek yok anne, ben çocukların üzerini değiştireyim yardıma gelirim sana.”

“Sen de dinlen kızım biz her şeyi hallettik zaten.” Çisem minnetle yaşlı kadına bakmıştı.

“Erhan geldi mi anne? Bu gün hiç konuşmadık.”

“Yarın kasabada düğün varmış onun için işlerini halletmeye gitti.”

“Düğün mü?” Çisem merakla sorarken Sevim Hanım bilmediğini belirterek salona yönelmişti.

“Bilmiyorum kızım gelince kendine sorarsın artık.”  Çisem’in aslında bir tahmini vardı ama Erhan’ın bunu doğrulamasını bekleyecekti. Çocuklarda kendisi de çok yorgundu. Odaya çıkıp biraz dinlenmeye karar vererek akşama kardeşini dinç bir şekilde karşılamayı umuyordu. Genç kadın odasına girip üzerini değiştirdikten sonra iki çocuğu da yanına alarak yatağına uzanmıştı. Cihangir bir taraftan sarılırken Narin başını kadının göğsüne yaslayarak gözlerini kapatmıştı. Çisem huzurla gözlerini kapatırken Narin’in kendisine daha da sokulma çabasına gülümseyerek kolunu küçük kızın bedenine dolamıştı. Üçü birlikte uykuya dalarken yarım saat sonra telaşla çocukları arayan adamın odaya girip büyük bir rahatlamayla derince nefeslendiğinden habersizdi.

Erhan karısının tehdit edildiğini öğrendikten sonra hemen konağa dönmüş, annesinden karısının dinlendiğini öğrendiğinde çocukları sormuştu. Çocukların odalarında olduğunu öğrenen adam odaları boş bulunca birden paniklemişti. Sercan denilen adamın nereden çıkacağı belli olmazdı. Hızla kendi odasına girdiğinde ise karısıyla çocukları sarmaş dolaş uyurken bulunca rahat bir nefes aldı. Yavaşa yatağa yaklaşarak uyuyan küçük ailesine sevgiyle bakmaya başlamıştı. Özellikle Çisem’in Narin’e olan samimi sevgisi adamı mest etmeye yetiyordu. Bir süre onları izledikten sonra sessizce giyinme odasına geçerek üzerine rahat bir kıyafetler geçirmişti. Salon olarak kullandıkları yere geçip halletmesi gereken işlerin üzerine çalışmaya başlamıştı. Ertesi akşam düğün olacaktı ve bunun için karısıyla hediye alması gerekiyordu. Ayrıca Asaf’ların düğünü içinde ciddi hazırlık yapması gerekiyordu. Bir de büyük hala meselesi vardı ki Günay aşiretine bu haber bomba gibi düşmesi bekleniyordu.

Genç adam kendini toparladığında saatin oldukça geç olduğunu görünce yerinde doğrularak belini esnetmişti. Asaf ve Çisil’in gelmek üzere olduklarını tahmin edebiliyordu. Karısını uyandırmak için odaya geçtiğinde Çihangir2in çoktan uyanmış bir şekilde karısı ve kızına kaşları çatık olarak baktığını görünce gülümsemesine engel olamamıştı. Anne kız bir birine sarılı bir şekilde uyurken Çisem’in arkasında kalan küçük oğlan anlaşılan annesini kıskanmıştı.

“Oğlum!” Erhan fısıltıyla küçük oğlanın dikkatini çekerken çatık kaşlar kendisine dönmüş ve anında yumuşamıştı. Kollarını Erhan’a uzatarak “Baba,” diye seslenen çocuk Erhan’dan anında karşılık almıştı. Cihangir’i kollarının altından tutarak kucağına alan adam burnuna gelen kötü kokuyla başını iki yana sallayarak “Çok ayıp Cihangir ağa, sana hiç yakışıyor mu böyle yapmak,” diyen adam eğlenerek oğlanı kendi odasına götürüp altını değiştirmeye başlamıştı. Çisem Erhan’ın oğlunu aldığını hissedip gözlerini araladığında ikilinin kapıdan çıkışını hafif aralık gözlerle izledi. Kollarında ki masum kızın saçlarını öperek yerinden kalkarken ağır adımlarla odadan çıkıp Erhan’ın peşinden oğlanın odasına geçmişti. Kocasını oğlunun altını temizlerken gören kadın bir süre kapıda durup onları izlemiş sonra iç çekerek ikilinin yanına yaklaşmıştı.

“Koskoca Erhan ağanın bez değiştirdiğini biri görse ne derdi acaba?” Çisem’in sesini duyan adam gülümseyerek karısına dönmüştü.

“Bu durum kimseyi ilgilendirmez karıcım. Ağa olabilirim ama öncelikle babayım,” diyen adama hayranlıkla bakan genç kadın adamın derin bakışlarının altında utanarak gözlerini çekmişti.

“Ne zaman geldin sen, neden beni uyandırmadın?”

“Güzellik uykunuzdan uyanmanızı istemedim Hanım ağam, dinlenmeye ihtiyacın vardı.” Çisem başını sallayarak kendisine kollarını uzatan oğlunu adamdan alarak yanaklarını öpmüştü. Boynundan kokulu öpücük alırken “Oh mis gibi benim oğlum,” diye şakımıştı.

“Kıskanıyorum ama hani benim öpücüğüm?” diyen adama şaşkınlıkla bakan genç kadın yutkunarak konuşmuştu.

“Sen öpücüğü hak etmedin.”

“Nasıl hak etmedim, koskoca Erhan ağa çocuk bezi değiştirdi. Sence bir ödülü olması gerekmiyor mu?” diye soran adam karısının taklidini yapmıştı.

“Bir düşünmem gerek,” diyen kadın adama usulca yaklaşıp yanağına uzanmıştı. Onun kendisini öpeceğine ihtimal vermeyen adam donup kalırken Çisem adamın şaşkınlığından faydalanarak hızla odadan ayrılmıştı.

“Gel buraya öyle bal çalıp kaçmak yok karıcım,” diyen adam keyifle karısının peşinden gitmişti. Çocukları Erhan’a bırakan genç kadın kısa bir duş alıp hazırlanırken kardeşinin gelmek üzere olduğunu bildiği için heyecanı iyice artmıştı.

“Erhan babaannen Çisil’e karşı kötü davranırsa kendimi tutamayabilirim haberin olsun,” diye kocasını uyaran kadın oldukça ciddiydi.

“Merak etme hayatım, Asaf karısını korur.”

“Bana ne söylediği önemli değil Erhan ama Çisil’e uzanacak herhangi bir kötü dile dayanamam.” Erhan başını sallarken aşağıdan gelen korna sesiyle Çisem heyecanla “Geldiler,” diyerek odasından koşar adım çıkmıştı. Merdivenlerden aşağıya indiğinde Sevim Hanım ve Hikmet beyin çoktan Asaf’ları karşılamak için avluda olduklarını görünce gülümsemişti.

“Çisil!” Çisem hızla kardeşine doğru giderken genç kadının yüzünde kocaman bir gülümseme vardı. Çisil ablasının sevincine ortak olarak kollarını açarken iki kardeşinin birbirine sarılması görülmeye değerdi. Konaktaki çalışanlar iki kardeşin güzelliği karşısında tekrar hayran kalırken Çisil geri çekilerek muzip bir şekilde konuştu.

“Bakıyorum beni çok özlediniz Hanım ağam,” Çisem kardeşinin muzip bir şekilde şakımasına gülerek karşılık vermişti.

“Hem de çok özledim. Annemler nasıllar, ya abim, diğerleri…”

“Önce bir soluk alsın kızım kardeşin. Hadi içeri geçelim.” Sevim Hanım iki gelinine sevgiyle bakarken Çisil ablasından ayrılarak Sevim hanımın eline uzanıp saygıyla öpmüştü.

“Nasılsın anne? Sağlığın yerinde mi?” Çisil’in ani sorusuyla Sevim Hanım duraksamıştı. Elini öpen gelinini kendine çekerek sıkıca sarıldı.

“El öpenlerin çok olsun kızım,” diyen kadına Çisil şakacı bir şekilde cevap vermişti.

“İnşallah ama uzun yıllar sonra. Hemen kocamak istemiyorum,” dediğinde Hikmet Bey boğazını temizleyince Çisil adama dönmüştü. Genç kadın kayınbabasının bakışları altında dik durarak ona yaklaşmıştı. Kendisini ilk istemeye geldiklerinde Hikmet beyin onu onaylamıyor olmasını unutmasına imkan yoktu. Genç kadın karşısındaki adamın davranışı yüzünden zamanında Asaf’ı terk etmiş, söz yüzüğünü çıkarıp adamın eline vermişti. Çisem ikilinin bakışması karşısında gerilirken Asaf karısının ne yapacağını dikkatle izliyordu. Çisil dile getirmese de babasına kırgın olduğunu her hareketiyle belli etmişti.

“Öpeyim Hikmet baba,” diyen genç kadın beklenmeyecek bir olgunlukla adamın eline uzanmıştı. Yaşlı adam başta şaşırsa da elini uzatıp öptürürken Çisil hızlı davranarak geri çekilmişti.

“Hoş geldin gelin Hanım,” diyen yaşlı adam Çisil’in buruk bir şekilde gülümsemesine neden olmuştu.

“Hoş buldum efendim. Nasılsınız?” dediğinde Sevim Hanım kızın kocasına kibar ama uzak davranışına üzülmüştü. Bu durum yaşlı adamın dikkatinden de kaçmamıştı.

“Aç mısınız?” Sevim Hanım ortamı yumuşatmak için hemen araya girerken Asaf annesine esefle bakarak “Gelinini gördün beni unuttun anne, hani bana hoş geldin demek yok mu?” diye sorduğunda ortam birde ısınmıştı. Genç adam önce babasının sonra annesinin elini öperken yeğenleriyle aşağıya inen ağabeyini görünce onunda elini öpmek için yanına yaklaşmıştı.

“Emmi,” diyen küçük oğlan herkesi şaşkınlığa uğratırken Çisem hızla Erhan’a bakmıştı.

“Erhan sen mi öğrettin?” Erhan omzunu silkeleyerek Cihangir’e dönmüştü.

“Bu kim oğlum?” diye sorduğunda Cihangir alkışlayarak gülmüştü. Çisil çocuğun konuşmasına izin vermeden hızla araya girdi.

“Teyze, gel bakalım sen teyzene.” Erhan’ın kucağında ki yeğenini alan genç kadın gözlerini devirerek şakımıştı. “Şimdi sen yenge falan dedirtirsin hiç çekemem.” Kızın sözleri herkesi güldürürken Çisil’in gözleri arkada kendine bakan küçük kıza takılmıştı. Çekinerek kendisine bakıyordu.

“Teyzem sen neden orada duruyorsun? Gel bakalım yanıma,” diye Narin’i çağıran Çisil ilk güncen yaşlı çiftin onayını almıştı. Hep birlikte salona girdiklerinde Nedret ve Hesna Hanım kaşları çatılı olarak onları karşılamıştı.

“Hoş geldin demek yok mu babaanne?” Asaf babaannesinin elini öperken Çisil de kocasının peşinden gidip kadının elini öpmek istemiş ama yaşlı kadın elini çekerek “İstemez,” dediğinde Asaf dişlerini sıkarak “Babaanne,” diye ona çıkışmıştı.

“Sorun değil Asaf,” diye araya giren Çisil Sevim Hanım’a döndü.

“Anne ben çok açım yemek var mı?” dediğinde Sevim Hanım hemen genç kadını kollarının arasına alarak başını okşamıştı.

“Olmaz mı annem siz geliyorsunuz diye sabahtan beri mutfaktan çıkmadı,” dediğinde Çisil ablasına tek kaşını kaldırarak bakmıştı.

“Ne o Hanım ağam kıskandın mı?” Çisem kardeşinden geriye kalan yere geçerek Sevim hanıma sıkıca sarılmıştı.

“Neden kıskanayım, sen gidicisin annem bana kalacak,” dediğinde iki kardeş kadını güldürmüş kocalarını kendine hayran bırakmıştı. Hikmet Bey karısı ve gelinlerinin bu sevgi gösterisine iç çekerek bakarken diğer iki yaşlı kadın haset gözlerini onlara dikerek planlar kuruyordu. Bu bakışlar Hikmet beyin gözünden kaçmamıştı elbet.

***

Nedret Hanım ve Hesna’nın iğneli konuşmalarına rağmen akşam yemeği oldukça keyifli geçmişti. Çisil sürekli konuşuyor Çisem kardeşini keyifle dinliyordu. Arada Asaf ve Sevim hanıma takılan genç kadın konaktaki herkesin dikkatini çekmeyi başarmıştı. Öyle ki çalışanlar Çisil’in neşesine ve heyecanlı hallerine gülerek karşılık veriyor kendi aralarında onu sevdiklerine dair konuşmalar yapıyorlardı. Yemekler bitmiş çay faslına geçildiğinde çalışan kızlardan Zeynep gelerek çocukları odalarına götürüp yatırmıştı. Büyükler salonda oturmuş sohbetine devam ederken konağın büyük kapısı açılmış içeriye oldukça kalabalık bir grup girmişti.

“Ağam bir baksanız iyi olacak!” kahya Erhan’a seslenirken Erhan adamın yüzünden bir şeylerin ters gittiğini anlamıştı. Yerinden kalkarken Asaf’ta hemen yerinden kalkıp ağabeyinin peşine takılmıştı.

“Neler oluyor abi?”

“Bilmiyorum, öğreneceğiz.” Genç adam avluya çıktığında kalabalıkla karşılaşmış ve kaşlarını çatarak onlara bakmıştı.

“Hayrola ağalar, baskın yapar gibi habersiz gelmekte ne ola?” Erhan aşiretin ileri gelenlerin gençlerini bir arada görünce dikkatle onları incelemeye başlamıştı. Normalde muhatap alacağı kişiler karşısındaki kişiler değildi. Erhan onların babaları ya da amcalarıyla muhatap oluyordu.

“Erhan ağa önemli bir konuda konuşmamız gerekiyor, acil!” diyerek ileriye çıkan adam kendinden sonraki en güçlü aşiret liderinin oğluydu.

“Sorun ne, sizi ne bu kadar telaşlandırdı?” Asaf abisinin dikkatini çekerek kendisine bakmasını sağlamıştı.

“Abi konuşmak için daha uygun bir yere mi geçsek?”

“Asaf ağa haklı ağam, daha uygun bir yerde konuşsak iyi olur. Bu arada hoş gelmişsen Asaf ağa!” diyen gence ‘ben ağa değilim’ diye çıkışmak istese de sadece başını sallamakla yetinmişti. Hep birlikte ağalarla toplantı yaptığı salona geçtiklerinde üst balkondan olanları gören Çisem ve Çisil merakla birbirine bakmıştı.

“Neler oluyor abla, ne bu şimdi?” Çisem omzunu silkerken “Bilmiyorum Çisem, nasılsa öğreniriz,” dedi. İki kadın birlikte Çisem’in dairesine doğru giderken oldukça neşeliydi. İkili dairenin oturma salonuna girdiğinde Çisil imayla “Vay Hanım ağama bakın kendine özel oturma salonu var. Leydiler gibisin…” dediğinde Çisem göz devirip köşedeki kahve makinesine doğru ilerlemişti.

“Şimdilik hazır kahveyle idare et, mutfağa inemem. Anlat bakalım nasıl oldu da geldiniz?” Erhan onların düğününü yapacağını söylemiş olsa da Asaf ve Çisil’in konağa gelme nedenlerinin farklı olduğunu düşünmeden edemiyordu.

“Bende bilmiyorum. Asaf birden memlekete gidiyoruz dedi. Bende itiraz etmedim. Hem senin düğününe geldiğimde olanları biliyorsun, pek bir şey anlamadım. Bu gelişimde bol bol gezeceğim,” dedi. Birkaç dakika sonra dairenin kapısı tıklatılmış onlara Yonca öğretmen katılmıştı. Çisil Yonca’yı tanıdığı için sohbet iyice koyulaşmıştı. Saatlerce oturup sohbet eden kadınların keyfi Erhan’ın odaya gelmesiyle sekteye uğramıştı.

“Hayırdır enişte abi, neden bu kadar sıkıntılısın?”

“Asaf anlatır sana baldız gelin,” diyerek Çisil’e karşılık veren Erhan Çisem’in gülmesine neden olmuştu.

“O nasıl hitap ya, sen bana Çisil de sadece.”

“Sende o zaman abi de, enişte demene gerek yok.”

“Olmaz benim bir tane eniştem var.” Çisil omuz silkerken Erhan kolunu karısının omzuna atarak tek kaşını kaldırıp genç kadına bakmıştı.

“Asaf seni bekliyordu, istersen yanına git. Yoksa babaannem her an onu katakulliye getirebilir.” Çisil kaşlarını çatarken hızla odadan çıkıp gitmişti.

“Çok fenasın Erhan, o nasıl söz Allah aşkına. Çisil şimdi Asaf’ın başının etini yer.”

“Bir şey olmaz karıcım, bırak kendi aralarında halletsinler. Ama sözlerimde ciddiydim. Babaannemi biraz olsun tanıyorsam yarın Asaf için beğendiği kızları konağa çağırır.”

“Yok artık.” Çisem hızla kocasının kolunun altından çıkarken kollarını bağlayarak adama bakmaya başladı.

“Sabah olunca görürsün.” Erhan da karısını taklit ederek kollarını bağlayıp ona bakmıştı.

“Adamlar ne istiyordu?” Çisem konuyu değiştirerek sormuştu. Erhan kollarını çözerek salondaki koltuklardan birine oturmuştu. Genç kadın kocasının karşısındaki yere oturarak cevap beklemeye başladı.

“Aşiret ağalarının oğullarıydı gelenler.”

“Yani? Ne istiyorlarmış?”

“Ağa babalarından şikayetçi olmaya gelmişler. “ Çisem kocasının sözlerine dayanamayarak gülmüştü. Nedense adamın şaka yaptığını düşünüyordu. Erhan karısının bakışlarından ona inanmadığını anladığında gülümseyerek başını iki yana salladı.

“Doğru söylüyorum, oğulları yaşlı babalarını şikayet etti. Son zamanlarda arazilerin ekimi olsun, işçiler olsun çok boş bırakıldı. Mardin’e kiralayacağımız arazileri duymuşlar konuşmak için geldiler.”

“Şaşırdım doğrusu, başta babaları olmasına rağmen gençlerin halkı düşünmesi güzel bir meziyet.”

“Hepsi olmasa da bazıları halkını düşünmekle kalmayıp onlarla çalışıyor. Bu topraklar herkesin ekmek teknesi. Düşünmek zorundayız.” Çisem kocasına hak veriyordu.

“Mardin’e ne zaman gideceğiz?” Erhan derin bir soluk alarak öne doğru eğilmişti.

“Şuanda bu planı ertelememiz gerekiyor. Biliyorsun ortalık karışık. Düğünden sonra birkaç ay yoğun olacağım. Senin de bu zaman içinde dikkatli hareket etmeni istiyorum. Bak Çisem, ne kadar korumaların olsa da sen de tetikte olmalısın. Özellikle bu gün gelen Sercan denen adam, onun tehditlerini yabana atma. Korumaları arttıracağım.”

“Buna gerek yok Erhan, kendimi koruyabilirim. İlk kez böyle adamlarla uğraşmıyorum.”

“Bu adamların kanunu yok Çisem, çok rica ediyorum hayatını tehlikeye atacak işler yapma.” Genç adam yerinden kalkarak karısının önüne çökmüştü. Çisem dikkatle genç adamı izlerken Erhan genç kadının yüzünü avucunun içine hapsederek derin bir iç çekmişti. Genç kadın sessizce kocasının hareketlerini izlerken Erhan uzanarak kadının alnına dudaklarını bastırmıştı.

“Lütfen bir karar verirken bizi düşün, çocukları düşün. Bize sensizliği yaşatma,” dediğinde genç kadın yutkunmadan edememişti. Erhan öyle derin bakıyordu ki genç kadın hipnoz olmuş bir şekilde kocasına bakıyordu. Bir süre sessizce gözlerinin içinde kaybolduğu adam yerinde doğrularak genç kadını da kaldırmıştı. Kocasının her hareketine sessizce itaat eden genç kadın içinden bu huzurun bozulmaması için dua ediyordu. Erhan’ın ona her yaklaşmasında kalbi deli gibi atıyordu. Adam o kadar güzel bakıyordu ki kadın bacaklarının tutmadığını hissederek tutunma ihtiyacıyla adamın koluna sarılmıştı. Genç adam usulca karısını kucağına alarak odasına taşırken kadının yapabileceği tek şey başını adamın göğsüne yaslayıp gözlerini kapamak olmuştu. Karı koca huzurlu bir şekilde yataklarına girdiğinde düşüncelerinde tek bir dua vardı.  Huzurlarının bozulmaması, her daim yan yana olmaktı.

***

Genç kadın sabah uyandığında alışkanlıkla yerinden kalkıp odadaki banyoya geçmiş ve spor kıyafetleriyle odadan çıkarak mutfağa inmişti. Sabah erkenden kalktığı için henüz kimse kalkmamıştı. Mutfağa ilk kez girdiği için etrafı inceleyen kadın köşedeki büyük boy demliği görünce gülmeden edememişti. O demliği kendisinin kaldırmasına olanak yoktu. Hemen yanındaki ilginç demlik ise kızın dikkatini çekmişti. Demlik o kadar büyüktü ki gövdesinde musluk vardı. Ocağın üzerine koyduğu büyük demliğe sürahi ile su doldurmaya başlamıştı. Çay suyunu koyduktan sonra ablasının çok sevdiği böreği yapmak için dolapların içinde malzemeleri aramaya başlamıştı. Gerekli olanları bulduktan sonra hamuru hazırlayan genç kadın gülümseyerek alnındaki teri elinin tersiyle silmişti. Mutfağa giren çalışanlar genç kadını yerde oturmuş hamur yoğururken görünce şaşkınlıkla hemen öne çıkmışlardı.

“Hanımım ne yapıyorsunuz?”

“Börek yapacaktım, siz çaya bakar mısınız?”

“Olur mu öyle hanımım biz yapardık.” Çisil gülümseyerek telaşla konuşan kadınlara bakmıştı.

“Elime mi yapışacak, siz diğer işleri yapın ben bunu hallederim.” Genç kadın ayaklarından destek alarak elinde hamurla kalkmıştı. Kısa bir süre bağlaması için masanın üzerine bıraktığı hamurun iç harcını hazırlamaya başlayan genç kadın çalışanların kaçamak bakışları altında rahat bir şekilde mutfakta dolanıyordu.

“Hanımım siz otursaydınız biz yapardık.”

“Bir daha ben yaparım dersen mutfaktan kovarım seni, sen kendi işini yap ben de kendi işimi değil mi ama…” kadın susarken kahvaltı masasını hep birlikte hazırlamaya başlamışlardı. Börekleri yağda kızartmaya başlayan genç kadın oldukça eğlenceli bir şekilde mutfak çalışanlarıyla kahvaltıyı hazırlarken kapıdan içeriye giren kızla gözleri kısılmıştı.

“Ne bu gürültü, sesiniz yukarıdan duyuluyor.” Çisil tanımadığı kızın bağırmasıyla kaşlarını çatmıştı. Çalışanlar el pençe kenara çekilirken genç kadın ocaktaki böreğini çevirerek azarı çeken kıza dönmüştü.

“Çok mu ses yaptık, halbuki taş evlerde fazla ses gitmez diye biliyordum ben.”

“Sende kimsin, sana soran oldu mu?”

“Bence sen bağırmak için bahane arıyorsun.” Çisil oldukça soğuk bir şekilde karşısındaki kıza cevap vermişti.

“Bana bak haddini bil,” diye çıkışan kıza Çisil gözlerini kısarak bakmıştı. Çalışanlardan birine dönerek parmağıyla bağırıp duran kızı göstererek “Kim bu?” diye sorduğunda kız Çisil’in kendini muhatap almamasına daha da sinirlenerek öne doğru çıkmıştı.

“Şey han…”

“Kes sesini,” çalışan kızı susturan kıza dönen Çisil kaşları çatılı bir şekilde çıkışmıştı.

“Sesini yükseltmeden konuş, burada senin küçüğün yok.” Çisil’in sözlerine daha da sinirlenen kız genç kadının burnunun dibine kadar girerek imalı bir şekilde gülümsemişti.

“Şu düğün olsun o zaman bak bakalım bu konakta kalabilecek misin? İlk işim seni kovmak olacak!” Çisil tek kaşını kaldırarak kıza bakmıştı. Bir adım öne çıkarak tek kaşını kaldırarak gülümsemişti.

“Beni bu konaktan gönderecek kişi daha doğmadı. Ancak kocamla bu konaktan ayrılırım.” Çisil’in sözleri çalışanların yutkunmasına neden olurken genç kadın devam etmişti. “Kim bu Allah aşkına, hem ne düğününden bahsediyor bu kız? Konakta düğün varda benim mi haberim yok,” diye soran Çisil’e kapıda bir süre onları dinleyen Hesna’nın kızı Dicle cevap vermişti. Genç kadının yanına kadar girerek imayla konuşmuştu.

“Asaf’ın sözlüsü…” Çisil duydukları karşısında öfke kanında dolaşmaya başlamıştı. Gözleri alev alan genç kadın elini kaldırarak Dicle’yi susturmuştu.

“Kimin sözlüsü dedin?” Çisil’in buz gibi sesi mutfakta yankılanırken Dicle alayla gülerek aynı şeyi tekrarlamıştı.

“Asaf’ın sözlüsü!” genç kız gözü dönmüş bir şekilde gülmeye başladığında çalışan kızlardan biri korkuyla mutfaktan koşarak çıkmış, Çisem’e haber vermek istemişti. Birkaç dakika sonra konakta yükselen çığlık sesleri tüm ahaliyi uyandırırken Çisem ve Asaf koşarak merdivenlerden aşağıya inmişti.

“Çisil!” Çisem koşarak mutfağa yöneldiğinde kardeşinin iki kızın saçlarını tutarak sürüklediğini görünce yutkunarak bir adım geri atmıştı. Biliyordu ki kardeşine şuanda engel olursa kendisi de bu durumdan nasibini alırdı. Asaf şaşkınlıkla karısına bakarken Çisil çığlık çığlığa olan kızların saçlarını daha da eline doluyordu.

“Tekrar et bakayım kimin sözlüsüymüşsün!” diyen genç kadın avlunun kalabalıklaşmasıyla önce tanımadığı kızı savurarak bastonunu yere vurup “Ne oluyor!” diye azarlayan Nedret hanımın önüne atmıştı. Dicle’nin saçları hala avucunca dururken kız çığlık çığlığa “Bırak beni,” diye bağırıyordu.

“Sen kim oluyorsun da kızıma saldırıyorsun!” Hesna öne atılırken Çisil çığlık atarcasına bağırmıştı.

“Sakın karışayım deme büyük demem seni de nasiplendiririm. Yıllar önce sizin yapmanız gereken şeyi yapıyorum. Kızınıza nasıl davranması gerektiğini öğretiyorum. Bir daha başkasının kocasına göz dikmez.” Dicle’yi kendine çevirerek esaslı bir tokatla yere savururken yeniden saçlarından tutup başını geri çekmiş yüzünü kendine çevirmişti.

“Bana bak kızım ben ablama benzemem. O sabırlı olabilir ama benim olana göz koyanın gözünü çıkarırım. Bir daha seni ve yandaşlarını ailemin etrafında görürsem yemin olsun seni mahvederim. Duydun mu beni…” kızın başını öne doğru savururken kendisine öfkeyle bakanlara aynı şekilde karşılık vermişti. Olanları şaşkınlıkla izleyen Sevim Hanım ve Hikmet Bey suskundu. Az çok olanları tahmin edebiliyorlardı.

“Kendine aldığın kadına bak Asaf, terbiyesiz…”

“Terbiyesiz olan benim karım değil babaanne. Karım ne yapmışsa doğru yapmış. Sende torununda haddinizi aştınız. Sen de kalk defol bu konaktan.” Asaf yerdeki kıza öfkeyle bakarken sinirli karısına doğru yavaşça ilerlemeye başlamıştı.

“Beni bu yüzden mi buraya getirdin Asaf? Kız karşıma geçmiş utanmadan senin sözlün olduğunu söylüyor,” dediğinde Asaf dişlerini sıkarak sinirden titreyen karısını kollarının arasına almıştı.

“Seni buraya getirdim çünkü tüm aşiret hanımlarını tanısın istedim. Burada sana yakışan bir düğün yapmak istedim.” Çisil kocasının sözleriyle ablasına dönmüştü. Genç kadın ondan onay bekliyordu. O kadar sinirliydi ki şuanda güvenebileceği tek kişi ablasıydı. Çisem kardeşinin yakaran gözlerinden derdini anlayarak başını salladı.

“Asaf haklı, sizin düğününüzün hazırlığını yapıyoruz.” Çisil kocasına dönerken genç adam büyüklerinden utanmadan karısını kollarına alarak sıkıca sarılmıştı.

“Seni ne zorlukla almışım, üzerine gül koklar mıyım karıcım.” Genç kadın kocasının sözlerine istem dışı gülümserken Hikmet beyle göz göze gelince yutkunarak geri çekilmiş utanarak başını öne eğmişti. Az önce yaptıklarıyla adamın gözünden iyice düştüğünü düşünüyordu.

“Ana…” Hikmet beyin sert sesi ortamda yankılanırken Nedret Hanım ilk kez oğlunun bu şekilde bağırmasıyla kaşlarını çatmıştı.

“Hikmet…”

“Ana seni ilk ve son kez uyarıyorum. Elini çocuklarımın üzerinden çek. Bir daha ne gelinlerime ne de oğullarıma sıkıntı verdiğini görürsem hiç tanımadığın Hikmet’le tanışırsın.”

“Hikmet sen…”

“Bu son sözüm ana… Bir daha bu konaktan çocuklarıma bulaşan olursa onu bu topraklarda barındırmam. Ayağınızı denk alın. Son olarak yakında büyük halam konağa gelecek, hazırlık yapın!” dediğinde herkes şok olurken Nedret Hanım gözleri büyüyerek balkondan içeriye giren adamın arkasından bakmıştı.

***

Büyük halanın geleceği öğrenildi. Bakalım Nedret cadısı ne yapacak. Çisil yine tarzını gösterdi. Sizce ne olur bundan sonra?

30. BÖLÜM <<<<<<<<————>>>>>> 32. BÖLÜM

31761cookie-checkS.S. Kalpler 31. Bölüm

21 yorum

  1. Harikaydı ya ne guzel yaptı Çisil 😀 ♥️ büyük hala geliyor gerçekler çıkar artık herhalde 🙂 ve büyük halanin torunu mu ne vardı ya polis o da gelse ya 😀 Nedret hanım hikmet bey ve büyük hala olayıni çözemedim hala ama bakalım ne çıkacak? Bu kendine ağa diyen adam da başımıza bela olmasa 😡

  2. Çisilin ellerine sağlık bundan sonra her bulduğu adama kocam diye ortalığa çıkmaz.
    Hikmet bey çisille arasını baya düzeltecek gibi aile çılgın bi gelin geldi evlere şenlik.
    Büyük halanın gelişi Nedret ve tayfasının sonunu hazırlayacak gibi

  3. Allahım süperdi çişil bayılıyorum hatun sana
    Bakalım bastonlu cadı hala için ne planlar yapacak

    1. Kahkalarla okudum, yarabbim nasıl güzel bir bölümdü ya, birdaha açık alanda okumayacağım ama rezil oldum resmen, çevremde oturan insanlar hali de ayrı komikti herkes deli görmüş gibiydi, ayy çok utandım, eveet yine harikalar yazmışsın sevgili yazar büyük halanın gelişi nelere gebe merak konusu çisil canım ahh ellerine sağlık varya idolumsün kızım evet çisem sabırlı ve düşünerek hareket etmesi çok güzel ama arada delilik de iyidir iyi yeni bölümü heyecanla bekliyorum …

  4. Çok güzel ve uzun bir bölümdü. Önümüzdeki hafta bakalım dugun mü olacak. Ama umarım bütün kardeşler ve gelinler toplanır. Ben menekse idi sanırım. Ona üzülmüştüm. Umarım hep beraber toplanırlar. Ayrica niye ise Erhan in paketi ne ile ilgiliydi. Merak ettim.

  5. Çişim ellerine sağlık iyi yaptın hakettimişti dicle cadısı …muhteşemdi ellerine emeğine yüreğine sağlık ❤️

  6. Ay ne güzel bir bölümdü içimin yağları eridi keske biraz daha dövseydi iyice etrafi bos bulmuslar atip tutuyorlardı hadi bakalım bundan sonrasını Nedret hnm ve tayfasi düsünsün

  7. Afferim kız çisil ne keyif aldım okurken kendim dövmüş gibi bakalım hala gelince neler olacak emeğine sağlık

  8. Ayy bayadır okuyamiyordum hepsini 1 kerede okudum cisil süpersin hak edene hakkını teslim ettin al sana sözlü azcık daha lazımdı dicleye bence sanane gürültüden diş kapının mandali cisili de cisem gibi cook sevecekler konaktakiler büyük halaya bu sefer dokunamazlar bence cook güzzel di emeğine sağlık

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir