S.S. Kalpler 38. Bölüm

Merhaba arkadaşlar. Uzun zamandır yazdığım en uzun bölüm oldu bu bölüm. Umarım okurken keyif alırsınız. Ayrıca uzun zaman sonra Asil Kan hikayesine de bölüm yazıp yayınladım. Ona da bakarsanız sevinirim. Keyifli okumalar!

***

Genç kadın yoğun bakım odasından çıktıktan sonra dışarıda kendisini bekleyen ağabeyi ve Adem’e üzgün gözlerle bakmıştı. İçi yanıyordu… İçi cayır cayır yanıyordu.

“Uyanmadı, neden uyanmadı?” Abisine sorarken Cesur üzgün bir şekilde kardeşini kollarının arasına çekmişti.

“Kendine eziyet edip durma Çisem, ağır bir ameliyat geçirdi. İlaçlar bir süre daha onu uyutacak.”

“Ya hiç uyanmazsa?”

“Uyanacak, sizi yalnız bırakmaz o.” Çisem içinden dua ederken gözleri Adem’e takılmıştı. Her şeyi bilmesine rağmen neden kimsey bir şey anlatmadığını merak ediyordu. Adem etrafa delici bakışlar atarken Çisem ile göz göze gelmişti.

“Biraz konuşalım mı Adem?” Adem başını sallarken Cesur kardeşinin sesinin neden buz gibi soğuk olduğunu anlayamamıştı.

“Peki hanımım, ancak burada konuşmak pek uygun değil.” Çisem kaşlarını çatarken Cesur araya girip “Teras kata çıkalım, orada oturma alanları vardı.” Dedi. Adem tedirgin bir şekilde genç adama bakarak “Burayı tek bırakmasak doktor ağam?” dediğinde Cesur’un kaşları çatıldı.

“Ne demek o?”

“Malum, ağam savunmasız içeride yatar, düşmanı çoktur.” Çisem dişlerini sıkarken Adem’e hak vermeden edememişti.

“Adem haklı abi, sen burada kalsan?”

“Neler oluyor Çisem, benden bir şey mi saklıyorsun?” Çisem başını iki yana sallarken koridorun başından gelen kişileri görünce duraksamıştı. Azra, Naz ve Ali onlara doğru hızlı adımlarla geliyordu.

“Abim nasıl oldu?” Naz merakla sorarken Çisem kaşlarını çatarak onlara bakmıştı.

“Siz neden buradasınız?”

“Abimi merak ettik yenge, o nasıl soru?” Çisem sıkıntıyla nefesini dışarıya vermişti.

“Çocuklar konaktayken neden hepiniz geldiniz ki? Konak hiç güvenli değil.”

“Annemler, abimler konakta biz gidince de onlar gelecek.” Çisem başını iki yana sallarken içini kemiren düşüncelerden çıkamıyordu. O konak ailesi için hiç güvenli değildi. O konakta Soner’e yardım eden birileri vardı yoksa Soner gibi korkak biri tek başına aşiret ağasının evine gelmeye cesaret edemezdi.

“Abin aynı değişen bir şey yok. Madem geldiniz bizim birkaç işimiz var. Onları halledene kadar siz burada kalın. Sakın kapıdan ayrılmayın.” Çisem’in sözleri kardeşleri tedirgin ederken Ali bir avukat olarak öne çıkmıştı.

“Neler oluyor yenge, şüphelendiğin bir şey mi var?”

“Neden şaşırıyorsun Ali? Konak ana baba günü gibiyken bile kocamı vurdular. Burada kimse yok, sence işlerini tamamlamak istemezler mi?” Ali yutkunarak genç kadına bakmıştı.

“Siz gidin biz buradayız,” diyen adam yengesine hak vererek konuyu fazla uzatmamıştı. Çisem önde hemen arkasında abisi ve Adem genç kadını takip ediyorlardı. Genç kadının içinde patlamaya hazır bir volkan vardu ve kimi aleve vereceği belli olmazdı. Hep birlikte asansöre binerek teras kata çıktıklarında sessizce boş masalardan birine geçip oturmuşlardı.

“Seni dinliyorum Adem, neden Soner’in adını vermedin?” Adem tedirgin bir şekilde Cesur’a bakarken Çisem sıkıntıyla nefesini dışarı vererek “Abim her şeyi biliyor,” dedi.

“Eski kocanızın adını verseydim ortalık daha da karışacaktı. Herkes sizin üzerinize gelirdi. Ağam bu durumdayken buna müsaade edemem.”

“Verseydin en azından elimizden kaçamazdı. Adamlar onu bulur hak ettiği cezayı verirdi.” Çisem o kadar nefret doluydu ki kimseye acıması yoktu. Kaldı ki Cesur kardeşinin sözleri karşısında şaşkına dönmüştü.

“Çisem sen ne diyorsun?”

“Duydun, o adam yaşamayı hak etmiyor. Önce siz şimdide kocamı öldürmeye çalıştı. Ne söylememi bekliyorsun?”

“Sen avukatsın.”

“Ama öncelikle anneyim, Erhan’in eşiyim…” iki kardeş atışırken Adem araya girerek ikisini de şoka sokan o sözleri söylemişti.

“Ağamı Soner vurmadı!”

“Ne?” genç kadın donmuş bir şekilde adama bakarken Cesur’un da ondan bir farkı yoktu.

“Ne demek Soner vurmadı, Çisem sen Soner’in ona silah dorğrulttuğunu söylemiştin.”

“Evet, bize silah çekmişti. Sonra boğuşma oldu ve Erhan vuruldu!”

“Doğru hanım ağam, size silah çekti ancak Erhan ağamı vuran Soner değildi. Onun elinden silahı aldığım sırada biri vurdu ağamı. Sonrasında da Soner elimden kaçtı.”

“Sen ne dediğinin farkında mısın?” Adem hızla başını sallamıştı.

“Ağamı vuran kişi konaktan ateş etti. Buna eminim, hatırlarsanız Cihangir’i size verip bize döndüğü sırada sırtından vuruldu. Biz ağamın önündeydik, zaten elimdeki silah ateş almadı. Kim vurduysa konağın içinden ateş etti!” Çisem dehşete düşmüş bir şekilde Adem’e bakmıştı.

“O konakta benim çocuklarım var, ailem var kim buna cesaret eder?” Çisem hızla yerinden kalkarken sandalyesinin yere devrilmesine neden olmuştu.

“Çisem sakin ol!” Cesur etraftaki insanlara kısa bir bakış atarak yeniden kardeşine dönmüştü.

“Nasıl sakin olayım abi, o konakta bir katil var şuanda. Annem, babam kardeşim çocuklarım… O konak onlar için güvenli değil.”

“Sakin ol dedim sana. Erkan’ı ararım o dikkatli olur.”

“Onca adam Erhan’ın vurulmasına engel olamadı Erkan abi mi olacak? Benim konağa gidip çocukları almam lazım, sizde hemen geri dönüyorsunuz!”

“Saçmalama Çisem, seni yalnız bırakmayacağız.” Cesur kardeşini kollarının arasına alırken bulundukları yeri düşünüyordu. Erhan’ın nerede hedef alınıp vurulabileceğini düşünüyordum.

“Benim konağa dönmem lazım. Ayrıca bu konuştuklarımız aramızda Adem unutma. Kimse bilmeyecek!”

“Ama hanımım!”

“Anlamıyorsun, kimseye güvenemem. Bunu yapan kişi ailedense öğrenildiğini bilirse kaçmaya çalışabilir.”

“Aileden kim Erhan’ı öldürmek istesin ki? Neden yapsın bunu?”

“Güç abi, Erhan’ın elindeki gücü isteyen biri olmalı. Başka bir açıklama bulamıyorum bu duruma.” Cesur sıkıntıyla kardeşine bakarken derin bir nefes vermişti.

“Erhan kendine gelir gelmez onu Ankara’ya sevk edeceğim. Burada kalmanız güvenli değil.”

“Olmaz, buradan hiçbir yere gitmeyeceğiz. Erhan aşiretini bana emanet etti.” Cesur onaylamasa da Çisem’i vazgeçiremeyeceğinin farkındaydı.

“Hanımım şimdi ne olacak?”

“Biz arka bahçedeyken düğün alanında kimlerin olmadığını öğrenmeni istiyorum. Özellikle aileden olmayan biri varmı öğrenmelisin. Bunu gizli yapman gerektiğini biliyorsun değil mi?” Adem başını sallarken Çisem sakin kalmaya çalışıyordu.

“En azından Suat ve Gürsel bilmeli bu durumu. Onlar daha çabuk bulur suçluyu!”

“Bu bölgeye polis bakmıyor abi, jandarma bölgesindeyiz. Bu yüzden Suat ve Gürsel’in forsu burada işlemez.”

“Ama en azından araştırma yapabilirler.” Çisem karar veremezken Adem araya girmişti.

“Hanım ağam, Sadık’a da söyleyebiliriz. O bize daha fazla yardım eder.” Çisem gözlerini kısarak dşünmeye başlamıştı.

“Sadık kim?”

“Hikmet ağamın en yakın adamıdır kendisi. Onun ve ağamlar için öl de ölür!” Çisem birkaç kez gördüğünü hatırladığı adamın konakta bir hayaletten farksız olmadığını biliyordu. Adını bilmediğinden bir şey söyleyememişti.

“Güvenilir yani?”

“Yeri geldiğinde benden bile güvenilirdir hanım ağam. Sadık’ın Hikmet ağam için yapamayacağı birşey yoktur. Ağamı babası gibi görür.”

“Ailesi…”

“Ailesi yoktur. Bildiğim kadarıyla babası ölünce kimsesi kalmamıştır. Hikmet ağam ona sahip çıkmıştır.” Çisem başını sallayarak arkasını dönmüştü.

“Konağa gidiyoruz. Abi sen burada kal, gözün Erhan’ın üzerinde olsun. Güvenilir olmayan kimse yanına girmeyecek.”

“Başında ben bekleyeceğim merak etme.” Çisem hızlı bir şekilde hastaneden ayrılırken oldukça soğuk bir ifadeye sahipti. Onu görüp geçmiş olsun dileyenleri bile gözü görmüyordu. Tek hedefi şuanda konaktı ve konağa vardığında sakin kalabilmeyi diliyordu. Adem’in kapısını açtığı arabanın arka koltuğuna yerleşirken vakur bir şekilde başını öne çevirmiş, çenesini dik tutarak arkasına yaslanmıştı. Hemen arkasında ki koruma ordusuyla yola çıkan genç kadın geride bıraktığı yolları takip ederken içinden ‘hepsi bu topraklara hakim olabilmek için,’ dedi.

“Bilmiyorlar ki hiç biri onlara kalmayacak!”

“Bir şey mi dediniz hanımım?”

“Erhan… Erhan ağanın yerine geçmek isteyenler kim olabilir Adem?” Adem kadının sorusuyla kısa bir duraksama yaşamıştı.

“Bu da soru mu hanımım, aşiretteki tüm ağalar onun yerine geçmek için can atar.”

“Peki Erhan olmasaydı kim aşiretin başına geçecekti?” Çisem arabanın camından dışarıya bakarak sorularını oldukça soğuk bir şekilde soruyordu.

“Erkan Ağam…”

“Erkan abi olmaz, başka…”

“Sırasıyla Asaf, ve diğer ağalarım geçerdi.” Çisem dikiz aynasından gözlerini kısarak başını Adem’in gözlerine dikmişti.

“Adem yorma beni, bu saydıklarının hepsinin ağalıkta gözü olmadığını gerekirse çekileceklerini biliyorsun. Bir tek Erhan ağalık koltuğuna oturmayı kabul etti. O olmasaydı kim?” Adem hanım ağasının soğuk bakışları karşısında titreyerek yutkunmuştu.

“Sanırın Nusret ağa olurdu. Aileden sorumluluğun çıkmasına izin vermezlerdi. Yıllardır aşiret önderliği en büyük toprak sahibi olan Günay aşiretindedir.”

“Demek Nusret ağa…”

“Ama hanımımNusret ağa neden böyle bir şey yapsın ki?”

“Öğreneceğiz Adem, şimdilik aramızda söylememe gerek yok sanırım. Kanıt bulup bunu yapanı hak ettiği yere göndereceğim.” Adem yeniden yutkunarak önüne dönerken, yaklaştıkları konağın dışındaki jandarma arabalarını görünce “Hanımım jandarmalar!” dedi. Çisem orta kısımdan öne doğru eğilerek konağın önündeki kalabalık jandarma gurubuna bakmıştı.

“Neden bu kadar kalabalıklar?”

“Erhan ağa vuruldu hanımım, onu sevenler karışıklık çıkarabilir. Önlem alıyorlar sanırım.” Araba konağın kapısına yaklaştığında jandarma tarafından durdurulmuştu.

“İçeri girmek yasak, geri dönün!” jandarma erinin sözleriyle camı aşağıya indiren Adem cevap vermişti.

“Konağın hanımı var arabada, Erhan ağanın eşi.” Adam eğilerek arabanın içine bakarken Çisem kemerini çözerek “Araba dışarıda kalabilir adem ben içeri geçiyorum,” dedi. Çisem arabadan indiğinde jandarma kimliğini istemişti.

“Kimliğim içeride, takdir edersiniz ki acele bir şekilde hastane gittik, yanıma almadım.” Adam arkadakı komutanına seslenerek Çisem’i göstermişti.

“Erhan ağanın eşi kendisi komutanım. Kimliği yanında yok.” Komutana doğru ilerleyen genç kadın “Ben Çisem Günay, Erhan Günay’ın eşiyim. Eğer müsaade ederseniz odamdan size kimliğimi göstermek için almak istiyorum.” Dediğinde komutan dikkatle genç kadına baktıktan sonra cevap vermişti. Ağa konağında vurgun olduğu için kimlik kontrolü olmadan içeri kimseyi almıyorlardı. Kimin ne yapacağı ön görülemez bir bölgede yaşıyorlardı.

“Gerek yok, aile üyeleri sizi nasılsa danıyacaktır.” Çisem komutanla büyük avlu kapısından içeriye girerken Adem hemen arkasındaydı. Jandarma genç adamı durdurmak istediğinde Çisem rica ederek genç adamın içeri girmesine yardımcı olmuştu. İkili sıralı halde konağa girerken üst balkonda acılı bir şekilde etrafı izleyen kadın onu görünce haykırırcasına “Çisem, kızım!” diyerek hızla yerinden doğrulmuştu. Çisem Sevim hanımın çığlığı karşısında yutkunurken jandarma komutanı onun evin gelini olduğuna emin olmuştu. Yaşlı kadın koşturarak merdivenleri inerken Çisem endişeyle “Anne sakin ol düşeceksin,” dedi.

“Erhan nasıl, iyi değil mi?”

“Merak etme anne iyi olacak. Hala uyuyor uyanmasını bekliyoruz.”

“Sen neden geldin? Erhan’ımın yanında kim var?”

“Kızlar ve Ali orada. Abim de başında bekliyor merak etme. Benim birkaç işim var onları halledip hastaneye döneceğim.” Sevim hanım genç kadına sıkıca sarılarak ağlamaya başlamıştı.

“Benim oğlumdan kim ne ister ki?”

“Öğreneceğiz anne, merak etme. Jandarma incelemesini yaptı mı var mı bir gelişme?”

“Geceden beri uğraşıyorlar, henüz bir şey yok. Çocuklar seni soruyordu baksan iyi edersin. Çisil susturamıyor onları.” Çisem başını sallayarak yanında ki adamına “Sen çalışma odasına geç, Sadık’ı da çağır…” dedi. Jandarma şüpheyle genç kadına bakarken Çisem izin isteyerek merdivenlerden yukarıya çıkmaya başlamıştı. Konak kalabalık olmasına rağmen çok sessizdi. Haddinden fazla sessizdi.

“Herkes nerede neden kimse yok ortalıkta?”

“Odalarına çekildiler, hepsi çok gergin. Hadi sende git dinlen.” Çisem önce kardeşinin odasına uğrayarak uyuyan çocuklarını kontrol etmiş sonra kendi odasına geçerek sıcak bir duş almıştı. Tüm bedeni sızlıyordu, düşünmekten aklını oynatacaktı ancak sakin kalması gereken kişinin kendisi olduğunu biliyordu. Üzerini giyinerek yüzüne hafif bir pudra sürmüştü. Bu onun maske takma yöntemişti. Soğuk avukat kimliğine bürünerek odasından çıkarken yanından geçen çalışan kıza “Benim için çalışma odasına ekmek arası birşeyler gönderin” dedi. Genç kadının isteğiyle çalışan kız hemen mutfağa geçerken Çisem aç olmasa da karnında ki can için yemek zorunda olduğunu biliyordu. Olayın olduğu andan beri ağzına tek lokma girmemişti. Ağır adımlarla çalışma odasına doğru ilerlerken gözü sürekli etraftaydı. Kimin hain olduğunu öğrenmeden içi rahat etmeyecekti.

Ağır oymalı kapıyı açarak çalışma odasından içeriye giren Çisem odadaki iki adamın el pence hızla kendisinden bakışlarını kaçırmasıyla masanın başına geçerek sandalyeye oturmuştu. Genç kadın o kadar yavaş hareket ediyordu ki Adem ve Sadık onun bu hareketine ister istemez tedirgin oluyordu.

“Ağana ne kadar sadıksın Sadık?” Çisem’in ani sorusuyla genç adam bakışlarını genç kadına çevirmişti.

“Ağama canım feda hanımım.”

“O zaman onu vuranı bulmak için elinden gelen her şeyi yaparsın değil mi?”

“Emret hanımım!” Sadık’ın ani çıkışıyla genç kadın derin bir nefes almıştı. Aklına gelen şeyle dişlerini sıkan Çisem bir elini masaya vurarak “Bunu nasıl unuturum,” dediğinde iki adam da ‘ne oluyoruz?’ der gibi bir birine bakmıştı. Çisem oturduğu yerden hızla kalkarak odada dönmeye başldı.

“Onu geberteceğim,” diyen genç kadın iki adamı da şok etmişti.

“Hanımım iyi misiniz?” Adem’in sorusuyla hızla ona dönen genç kadın gözlerinden adeta ateş ediyordu.

“Bana Neriman denen o kadını bulun? Benim oğlumu kaçırmaya çalışmak ne demekmiş ona soracağım.”

“Siz ne dersiniz hanımım?”

“Dün akşam Zeynep’i bayıltıp Cihangir’i alan oydu. Sonra da onu Soner’e verdi.” Genç kadının sözleri ortamı iyice gererken Sadık araya girerek sormuştu.

“Emin misiniz hanımım? Bir yanlışlık olmasın?”

“Yanlışlık yok, o kadını dün düğünde gördüm. Önce yanlış gördüm sandım ama çocuklara bakmaya geldiğimde Zeynep odanın balkonunda yarı baygın yatıyordu. Cihangir’i alanın Neriman olduğunu söyledi.”

“Eminim ağamda bu yüzden arka bahçeye gitti. Cihangir’i korumak için…” Çisem dişlerini sıkarak başını sallamıştı.

“Bu konakta kameralar olduğunu bilen biri yaptı bunu? Yoksa kameralara yakalanmadan elini kolunu sallayarak kimse çocuk kaçırmaya cesaret edemez. Onun da bir yardımcısı olmalı.” Sadık kadının sözlerine hak veriyordu.

“Neriman hanımım amacı ne olabilir ki?” diyen Adem’e cevabı Sadık vermişti.

“Ne olacak, Narin’i alıp konağa yerleşmek.”

“Bu mümkün değil, herkes ağamın  kızını hanım ağama bırakacağını bilir.” Sadık yine onaylarcasına başını sallarken Çisem’e bakarak “Hikmet ağama söylememiz lazım. Uzun zamandır Nedret Hanım ve diğerlerini gözlem altına tutuyordu. Diğer adamların bildiklerini öğrenmeliyiz.”

“Neden yapsın bunu?” Sadık derin bir nefes alarak genç kadına cevap vermişti.

“Şu büyük hala olayı ortaya çıkınca Nedret Hanım da Hesna Hanım da garip davranmaya başladı. Sizde biliyorsunuz mutfağa kamera yerleştirdik.” Çisem başını sallarken Adem şaşırmıştı.

“Mutfakta kamera mı var?”

“Evet, konumuz bu değil şimdi?”

“Ama hanımım mutfaktan ateş edilmişti!” Çisem adamın sözleriyle hızla ona bakmıştı.

“Emin misin?” Adem heyecanla cevap verdi.

“Evet hanım ağam, silah kıvılcımı mutfak penceresinde yansıdı.” Çisem sakinleşmek için gözlerini kapatarak birkaç kez içinden saymaya başladı. Bunu şimdilik kimse bilmemeliydi. Gözlerini iki adamın üzerine çevirerek “Bu şimdilik aramızda, önceliğimiz Neriman olmalı. O kadının nerede olduğunu bulun bana!” dedi.

“Çok aramaya gerek yok, diğer konakta kalıyor bildiğim kadarıyla. Ağam onu konaktan atmak için gidiyordu ancak ne olduysa yarı yolda geri döndü.” Çisem ne olduğunu elbette ki biliyordu. Kendisi onu yoldan çevirmişti. Tam cevap vereceği anda odanın kapısının tıklatılmasıyla genç kadın “Gel,” diyerek kapıdaki çalışanı içeriye çağırmıştı. Çalışan kız elinde yemek tepsisi ile masaya doğru ilerlerken Çisem Adem’e dönerek “Emin ol nerede olduğundan?” dedi. Adem izin isteyerek odadan çıkarken Sadık öylece emir bekliyordu.

“Hanım ağam komutan sizinle konuşmak istiyormuş. İfde mi neymiş onu alacakmış.” Çisem ifade vermesini gerektiğini elbette biliyordu. Geç bile kalmıştı bu konuda. Kızın çıkmasını bekleyerek karşısında ki adama dönmüştü.  Sadık “Benden yapmamı istediğiniz bir şey var mı?” dediğinde başını sallayarak ona cevap vermişti.

“Kamera kayıtlarını güvenceye al Sadık, kimseye gösterme! Ayrıca babamın yakın takibinde ol. Konak pek güvenli değil.” Sadık kadını onaylayarak odadan çıkmıştı. Önündeki tepside duran ekmek arasına kısa bir bakış atarak kenarda duran ayrana elini uzatmıştı. Canı hiç bir şey yemek istemiyordu ancak yemesi gerekiyordu. Ayranından birkaç yudum alıp ekmeğinden bir ısırk koparmıştı. Odanun kapısının tıklatılmasıyla genç kadın elindeki ekmeği yeniden tabağın içine bırakıp odaya giren kişilere dönmüştü. Kapı açılıp içeriye Suat ve komutanın girmesiyle bakışları yeniden önündeki ekmeğine çevrilmişti.

“Buyrun komutanım?” Çisem eliyle adama oturması için yer gösterirken komutan dikkatle etrafı incelemeye başlamıştı. Genç kadın ses gelmemesi üzere yeniden adama dönerken adamın sözleriyle duraksamıştı.

“Yemek yediğinizi bilmiyordum, rahatsız mı ettik?” Suat yengesinin başında ayakta dikilirken Çisem başını iki yana sallayarak ani can çekmesiyle ekmeğinden bir ısırık daha almıştı. Komutanın kendisine dik dik bakmasına dayanamayarak Çisem elindeki ekmeğini bırakarak ona dönmüştü.

“Ne soracaksanız sorabilirsiniz komutanım?”

“Biraz fazla rahat değil misiniz?”

“Anlamadım?”

“Kocası vurulmuş birine göre çok rahat davranıyorsunuz. Sizce de bu işte bir terslik yok mu?” Çisem adamın sözleriyle kaşlarını çatarak önündeki tepsiyi kenara çekip ellerini silkelemişti.

“Ne demeye çalışıyorsunuz? Kocamı ben mi vurdum?” Suat elini genç kadının omzuna koyarak sakin kalması için destek olmak istemişti. Çisem ise bu dokunuşun farkında bile değildi.

“Bilmem vurdunuz mu? Duyduğuma göre arka bahçede Erhan Bey vurulduğunda sadece siz ve o vardı!” Çisem dişlerini sıkarak komutana bakarken Suat araya girmek istemiş ancak Çisem elini kaldırarak onu susturmuştu.

“Kardeşimin düğününde, kocamı vurduğumu mu ima ediyorsunuz? Bunu neden yapaym?”

“Neden yapmayasınız?”

“Çünkü o benim kocam, çocuklarımın babası…”

“Aynı zamanda aşiretin en zengin ağası…” Çisem komutanın sözlerine istem dışı kahkaha atmıştı. Başını iki yana sallayarak bakışları Suat’a dönmüştü.

“Duysun mu Suat, abin buraların en zengin ağasıymış. Bu yüzden onu vurduğumu ima ediyor.”

“Yenge sakin ol!”

“Neyine sakin olayım!” Çisem elini masaya vurarak hızla yerinden kalkmış aynı anda da başı dönmüştü. Suat onu tutarken komutan oslukça sakin bir şekilde genç kadını izliyordu.

“Yenge iyi misin?”

“Bana bakın komutan bey, kocamı kim vurdu bilmiyorum ama mutlaka öğreneceğim. Umarım siz benden önce bulursunuz o kişiyi. Ben bulursam size sağ getrieceğime emin olamam. Malum aşiretin ağasını vurdu akıllı. Elbet aşiret kendi içinde halledecektir. Ayrıca kalabalıktan kaçarak kocamla baş başa zaman geçirmek ne zamandan beri suç oldu. Beni suçlu çıkarmaya çalışmak yerine gerçek suçluyu aramaya başlasanız iyi olur.”

“O saatte neden arka bahçedeydiniz?”

“Çünkü oğlumu bulamamıştım. Bakmadığım tek yer arka bahçeydi.”

“Oğlunuzun henüz yürüyemeyecek yaşta olduğunu duydum. Çocuk arka bahçeye nasıl gitmiş olabilir.”

“Çünkü onu kaçırmaya çalıştılar!” Suat kadını sözleriyle şaşkına dönmüştü.

“Yenge sen ne söylüyorsun?”

“Duydun ne söylediysem o.”

“Kim oğlunuzu kaçırmak istesin ki?”

“Eski eşim dün gece buradaydı. Arbede çıktı, Erhan oğlumu alıp bana verdiğinde içeri girerken silah sesi duydum. Arkamı döndüğümde Erhan vurulmuş yerde yatıyordu.”

“Onu eski kocanız mı vurdu?”

“Hayır, o değildi!”

“O zaman kim?”

“Bilmiyorum ama emin olun bulacağım!” Çisem son sözlerini söyleyerek Suat’a bakmıştı. “Başka bir şey bilmiyorum…” komutan yerinden kalkarak Çisem’e üsten bakmaya başlamıştı.

“Yazılı ifadeniz de alınacak, biryere gitmezseniz sizin için iyi olur. Ayrıca eski eşiniz de araştırılacak.”

“İstediğinizi araştırabilirsinz. Önceliğiniz konak olsun… Kocama bu konağın içinden ateş edildi.” Suat şok üstüne şok yaşarken komutan daha da kaşlarını çatmıştı.

“Emin misiniz?”

“Eminim… Konak kamera dolu ancak şahıs kameraların yerini biliyormuşcasına hareket etmiş.”

“Kamera kayıtlarına baktık, bir şey yoktu. Olağan kişiler, eğlenen davetliler.”

“Daha ayrıntılı incelenmesini taleb ediyorum.”

“Bunun için avukatınızla başvuru yapmanız gerekiyor.”

“Kocamın avukatı benim komutan bey, şimdi izin verirseniz ilgilenmem gereken iki çocuğum var. Sonrasında hastaneye geçeceğim.” Çalışma odasından çıkarak kapıyı kapattığında iki adamı baş başa bırakmıştı.

“Her zaman böyle midir?” komutan Suat’a sorarken Suat şaşkınlıkla kapanan kapıya bakmıştı. Gözlerinin önünde neler dönmüştü ancak onlar farkına bile varmamıştı.

“Nasıl?”

“Saldırgan!”

“Aksine çok sakin bir karakteri vardır ancak abimin vurulması onu çok etkiledi. Üzerine büyük bir sorumluluk var şuanda. Eğer suçlu konaktan ateş ettiyse bulmamız gerek. Konakta işbirlikçisi olabilir bu da aileyi tehlikeye atar.” Suat derin bir nefes vererek komutana yolu göstermişti. İkili konuşarak odadan çıktığında koridoru dönerken kulaklarına gelen çığlıklarla koşarak sesin geldiği yöne doğru ilerlemişlerdi. Suat avluya çıktığında çığlıkların sebebini görünce kısa çaplı bir şok yaşamıştı.

“Sen hangi hakla bu konağa gelmeye cesaret edebilirsin. Seni geberteceğim… Sana çocuklarımdan uzak dur demiştim. Sen kim oluyorsun da benim oğlumu kaçırmaya çalışıyorsun.” Jandarma erleri Neriman’ın saçlarına yapışmış Çisem’i geri çekmeye çalışırken bir kaçı da Neriman’ı kurtarmaya çalışıyordu. Çisem öyle güçlüydü ki onu kadının saçından ayırmak kolay olmamıştı. Saçı başı dağınık olan kadın öfkeyle Çisem’e doğru yürürken onları izleyen aile üyeleri oldukça şaşkındı. Çisem’in sözleri avluda bomba etkisi yaparken Sevim Hanım hızla yanlarına gelmişti.

“Sen ne dersin Çisem? Ne kaçırması?” Çisem hızlı hızlı nefes alırken aldığı nefes ciğerlerini yakmaya başlamıştı. Öfke yakıcı bir şekilde tüm damarlarında dolanıyordu. Elini kaldırarak Neriman’ı göstermişti.

“Dün gece Cihangir’i kaçırıp Soner’e vermeye çalıştı!” Ayşem hanım ve Sevim Hanım şaşkınlıkla ellerini ağzına götürürken Neriman anında yalanlamıştı.

“Yalan ben dün burada değildim!” Konakta birkaç kişiden başka kimse Soner’in kim olduğunu bilmiyordu. Herkes merakla onları izlerken Çisem daha da öfkelenmişti.

“Öyle mi? Zeynep gel buraya!” başı sarılı bir şekilde yanlarına yaklaşan genç kız Çisem’in öfkeli sesini duyunca gerilmişti.

“Cihangir’i senden kim aldı?”

“Neriman Hanım hanımım. Başıma vurup oğlanı alıp hızla odadan çıktı.”

“Yalan söylüyor. Bu hizmetliye mi inanacaksınız. Ben buraya kızımı görmeye geldim buna engel olamazsınız.” Komutan kaşlarını çatarak iki kadına bakarken Suat öne çıkıp Neriman’ın karşısına dikilmişti.

“Burada sana ait bir çocuk yok. Ayrıca dün akşam burada olup olmadığını anlamamız birkaç dakikaya bakar.” Neriman gergin bir şekilde Suat’a bakarken Suat elini Çisem’e uzatarak “Yenge telefonun sende mi?” diye sordu. Çisem cebindeki telefonunu genç adama uzatarak vermişti. Suat birkaç işlemden sonra Yonca’nın da kaldığı koridora gizlice yerleştirilen kamera kayıtlarına bakmaya başlamıştı. Genç kadının peşindeki adamlar yabana atılacak kişiler olmadığından Suat birçok yere gizli kamera yerleştirmişti. Konak tüm gün boyunca yedi yirmi dört izleniyordu. Dün gecenin kayıtlarına bakarken Çisem’in dairesinden kucağında Cihangir’le acele bir şekilde çıkan Neriman açık olarak görünüyordu. Komutan görüntüyü izlerken Nerman yutkunarak onlara bakmıştı.

“Ben sadece sevmek için almıştım.”

“Hani dün gece burada değildin?” komutanın sorusuyla gerilen kadın ne söyleyeceğini bilmiyordu.

“Devamı var komutanım!” Suat kamera kayıtlarının devamını izlerken mutfak kapısından Cihangir’i Soner’e verdiği açıkça görülüyordu. Çisem dayanamayarak öne atılırken Suat onu yakalayıp geri çekmişti. Ancak Sevim Hanım o kadar öfkelenmişti ki Neriman’ın yüzüne sert bir tokat atmıştı.

“Lanet olsun seni bu konağa gelin aldığımız güne. Sende halan gibi şeytanın tekisin. Defol evimden, defol bir daha seni buralarda görmeyeceğim.”

“Sevim hanım, bu o kadar kolay değil. Benim kızım bu konakta. Yakında onu sizden alacağım.”

“Sen hala konuşuyor musun?” Komutan, erine işaret vererek “Hanım efendiyi karakola alalım. Çocuk kaçırmaya teşebbüsten sorguya çekilecek.” Neriman şokla kollarına giren jandarmalara bakarken bağırıp çağırıp tehditler savurmaya başlamıştı. Genç kadının gözleri üst balkondan sessizce olanları izleyen Nedret hanımla çakışırken “Hala buna engel olmalısın,” diye bu kez ona bağırmıştı. Ancak Nedret Hanım ona aldırmayarak arkasını dönüp içeriye geçti. Bu hareketi ona pahalıya patlayacak gibi görünüyordu. Jandarma arabasına alınan kadın ağzından köpükler saçarak tehditlerine devam ederken olay inceleme işlerini bitirdiklerini söylemek için yanlarına gelmişti. Çisem sinir küpüydü. Onu sakinleştirecek iki şey vardı. Çocukları ve Erhan… Erhan olmadığına göre çocuklarının yanına gitmesi gerekiyordu. Ve öyle de yaptı…

***

Bir sonraki bölümde görüşmek üzere… Sizce Erhan’ı kim vurmuş olabilir? Sevcan hala henüz konuşmadı, bildiklerini açıkladığında sizce neler olacak? Tahmini olan?

Son olarak yeni hikayeden ilk alıntı Youtube kanalında yapıldı. Takipte kalmayı ve arkadaşlarınıza davet göndermeyi unutmayın. Yorumlarınızı bekliyorum!

32761cookie-checkS.S. Kalpler 38. Bölüm

19 yorum

    1. Nedret amcayı azmettirdi çünkü düğündeki yaşlı hadın erhanın babasının gerçek annesini biliyor hala da nedretin tüm oyunlarını nusretin bu ailede hiç hükmü yok

  1. Bence Nedret vurdu veya amca 😡 Sevcan hala konuşsun artık ya onca şey oldu hem Hikmet bey nerede mutfak kamerasını izlesinler hemen :'( Neriman bitti sırada Nedret ve yandaşları var 😡

  2. Ya hesna cadısı yada nedret hanım yaptı ben ikisinden şüphe ediyorum büyük halayı konağa getirdiği için nedret hanım yapmış olabilir gibi geliyor

  3. Offf ortalık yangın yeri bende Nedret hnm dan süpheleniyorum son zamanda çok şeyeler çeviriyordu gizlice yada başkasına yaptırdı bilemiyorum ama kendi topuklarına sıktılar bundan sonra heşey meydana çıkacak birde hal kinuşsun üstüne tam olacak konaktan sürgün ondan sonrası hekese bayram .Hadi Erhan ağam ayağa kalk an bir çocuğun daha olacak aç gözlerini yoksa Çisem herkese kök söktürecek

  4. Erhan uyurken ortalık baya karıştı. Çişemi böyle okumak baya keyifli oldu. Bir süre daha böyle devam edebilir.Erhanı vuran kim çıkacak acaba merak ettim. Emeklerinize sağlık.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir