S.S. Kalpler 40. Bölüm

Merhaba arkadaşlar. Normalde dün bölüm gelmesi gerekiyordu ancak sağlık sorunları nedeniyle bölümü yayınlayamadım. 40 bölüm ne ara oldu hiç anlamadım. Maşallah… Umarım bölümü seversiniz.

***

Genç kadın birkaç gündür kocasını vurup bu hale getirenlerin peşinde bir ipucu bulmaya çalışıyordu. Kamera görüntüsündeki adamı kimse tanımamıştı. Adem de Sadık’ta adamın kim olduğunu bilmiyordu. Kendileri iki gülük araştırmanın sonucunda adamı ele geçirdiklerinde hemen jandarmaya haber vermişlerdi. Olayla ilgilenen komutan başta bu duruma sinirlense de Çisem’in sunduğu kanıtlar sonrası adam suçunu kabul etmiş tutuklanmıştı. Ancak Çisem adamı tanımadıklarını, Erhan ile bir husumeti olmadığını belirttiğinde araştırma daha da derinleştirilmiş adamın parayla tutulduğu öğrenilmişti. Sonrasıysa çorap söküğü gibi gelmişti. Üç gündür doğru düzgü uyumayan genç kadın yorgunluktan bitmek üzereydi.

“Hanımım şimdi ne olacak?” Sadık’ın sorusuyla genç kadın ona dönmüştü.

“Bu adamın parayı kimden aldığını öğrenmeliyiz. Jandarma işi ağırdan alıyor sanki.” Çisem düşüncesi karşısında kaşlarını çatmıştı. Bölge küçük olmasa da içinden bir ses olayın araştırılmasının bilerek yavaştan alındığı yöndeydi. Bir avukat olarak adalete güven sonsuzdu ancak onların arasında da işini düzgün yapmayan kişiler olduğunu biliyordu.

“Siz jandarmanın olayı araştırmadığını mı düşünüyorsunuz?”

“Elbette araştırıyorlardır ancak işi yavaş alıyorlar sanki. Olayı araştıran memurları araştırın Adem, ne olur ne olmaz.” Adem şaşkınlıkla Çisem’e bakarken genç kadın hastaneye gideceğini belirterek ofisinden çıkmıştı. Bu gün dört gün olacaktı ve Erhan bir türlü uyanmıyordu. Genç kadın Adem’in açtığı arabanın kapısından içeriye geçip yerine otururken genç adam hızla şoför koltuğuna oturarak yola koyulmuştu. Olaydan sonra Çisem’in etrafını resmen etten duvar ören adam ardından gelen koruma ordusuna kısa bir bakış atmıştı.

“Sence biraz abartmadın mı?” Çisem’in de gözü arkadan gelen korumalardaydı.

“Tedbirli olmakta fayda var hanım ağam. Erhan ağam uyandığında kendisi karar verir koruma sayısına.

Araba kısa sürede hastanenin önüne geldiğinde arkadaki korumalar hızlı davranarak arabanın etrafını güvenlik çemberine almıştı. Çisem sıkkın bir şekilde yanında ki adama döndü.

“Beni değil çocukları korumalısın, duyduğuma göre Neriman’ı serbest bıraktılar.” Adem başını sallarken Çisem hastane kapısından içeriye girmişti. Erhan uyanmasa da onu normal odaya almışlardı. Yanında sırasıyla kız kardeşleri, geceleri Çisem kalıyordu. Odanın kapısından içeriye girdiğinden gözleri direk kocasının uyuyan bedenini bulmuştu. Naz odadaki ikili koltukta oturmuş elindeki kitabı okuyordu.

“Nasıl, bir gelişme var mı?” Çisem kocasının yanına giderek yatağın kenarına oturmuştu.

“Doktor bir şey söylemedi. Hala uyanmıyor.” Naz’ın sözleriyle genç kadın iç çekerek gözlerini kapatmıştı.

“Neden uyanmıyor, nasıl anlamazlar.” Çisem ayağa kalkarken Naz’da onunla birlikte kalkmıştı.

“Nereye?”

“Doktorla konuşacağım, bu uyunmama meselesinin nedeni öğreneceğim.” Cesur abisi acil bir ameliyat için Ankara’ya gitmişti. Telefonunu çıkararak önce abisini aradı. Çalan telefon bir süre sonra meşgule düşerken içi sıkılmıştı. Gerekirse ambulans uçakla kocasını Ankara’ya naklettirecekti. Naz yengesini takip ederken kapıdaki korumalara içeri kimsenin girmesine müsaade etmemelerini söylemişti. Doktor hemşire dahil Erhan yalnızken ona kimse yaklaşmayacaktı. Bazen Çisem fazla evham yaptığını düşünse de elinde değildi. Sanki herkes kocasına zarar verecek gibi geliyordu.

Doktorun odasına geldiklerinde adamın hastalarını kontrol ettiğini öğrenince beklemeye başlamıştı. Neden hala bu hastanede olduklarını bilmiyordu. Maddi durumları yokmuş gibi devlet hastanesinde kalmalarına anlam veremese de Hikmet bayi ikna edemediği için onu özel hastaneye aldıramamıştı.

“Babam neden Erhan’ı başka hastaneye götürmemize izin vermiyor?” Çisem’in sorusuyla Naz ona bakmıştı. Genç kız yengesine cevap vermek üzereyken doktorun onlara doğru geldiğini gördüğünde hızla ona doğru ilerlemişti.

“Çisem hanım?” adamın sabit bir yüz ifadesi vardı ve ne düşündüğünü anlayamıyordu.

“Kocam neden hala uyanmıyor?” Çisem konuyu dolaştırmadan sormuştu.

“Erhan beyin ameliyatı bedeni oldukça yorduğu için uyumasında fayda var.”

“Yani onu siz uyutuyorsunuz?” Çisem merakla sorarken adam kaşlarını çatarak genç kadına bakmıştı.

“Bunu Doktor Cesur Bey size açıklamıştır diye düşünüyordum. Erhan Bey ameliyat sırasında oldukça kan kaybetti. Bu yüzden heyet kararıyla onu bir süre uyutmaya karar verdik.” Çisem doktorun sözleriyle kaşlarını çatmıştı. Kendisinin bundan haberi yoktu.

“Bu konuyu kimler biliyor? Aileden birine söylediniz mi?”

“Eşi olarak size söyleyecektik sadece, Cesur bey aile üyelerinden başkasına söyledi mi bilmiyorum.” Genç kadın doktoru geriye bırakarak hızlı adımlarla Erhan’ın kaldığı odaya gitmişti. Birkaç kez daha abisini ararken oldukça sinirli görünüyordu.

“Yenge biraz sakin mi olsan?”

“Nasıl sakin olayım Naz? Günlerdir kocamın neden uyanmadığını düşünmekten kafayı yiyeceğim. Nasıl bana söylemezler. Üstelik bu haldeyken ne kadar üzüleceğimi bilmiyor muydu?” Naz kaşlarını çatarak yengesine bakmıştı.

“Ne var halinde?” kızın sorusuyla Çisem fazla yükseldiğini düşünerek sakin olmaya çalışmıştı.

“Üzgün, suçlu hissediyorum.” Çisem’in lafı çevirmesi genç kızı tatmin etmese de bir şey dememişti.

“Neyse sen burada mı kalacaksın? Kaç gün oldu çocukları doğru düzgün görmüyorsun.” Çisem başını olumlu sallarken iç çekerek “Konağa haber gönderdim çocukları yanıma getirecekler,” dedi. Naz bunu onaylamasa da Narin’in günlerdir babasını görmediği için huysuzlandığı biliyordu.

“Bu gece evde kalsan daha iyi olmaz mı yenge, çocukları buraya getirmek doğru mu?”

“Narin babasını görmek istiyor. Onu daha fazla oyalayamam.” Çisem Erhan’ın alnını ıslak bezle silmeye başladığında Naz dikkatle genç kadını izliyordu. Uzun zaman geçirmemiş olsalar da Çisem’in abisine olan sevgisini gözlerinden okuyabiliyordu.

“Sizin için çok seviniyorum. Özellikle abim için.”

“Neden? Burada öylece savunmasız yatmanın neresi sevindirici?” Çisem bu kez genç adamın kollarını ıslak bezle silerken aklında sadece kocasının ne kadar temiz olduğu vardı. Böyle yatarken bile temiz olmayı isteyeceğine emindi.

“Neriman cadısından sonra hiç evlenmeyecek sanıyorduk. Sonra birden evlenmek istediğini duyduk. Başta inanmamıştım ama şu halinize bakınca…” Çisem kızın sözleriyle bakışlarını ona çevirmişti. Üzgün bir şekilde Naz’a bakarken derin bir iç çekti.

“Benimle evli olmasaydı şuanda burada yatmazdı.”

“Bu senin suçun değil. Adem’i duydun…” Naz söylememesi gereken bir şey söylemiş gibi susmuştu.

“Sen biliyor muydun?” Soner’i bilen birkaç kişi vardı ve Naz’ın o gece olanları bilmesine anlam verememişti.

“Adem benden bir şey saklamaz.” Çisem tek kaşını kaldırırken Naz yutkunarak gözlerini kaçırmıştı.

“O zaman Adem’e güvenmemem gerekir değil mi?” kadının sözleriyle hızla ona bakan genç kız endişeyle itiraz etmişti.

“Öyle şey olur mu yenge, Adem belki de en güvenilir kişi. Sakın ona bildiğimi söyleme!” dediğinde Çisem şüpheyle kıza bakmaya devam ediyordu.

“Of yenge ya bakma bana şöyle, Adem’in söylediği falan yok. Ben tesadüfen öğrendim. Suat’lar konuşurken.”  Çisem başını yeniden Erhan’a çevirerek bir süre sessizce onu izlemişti. Kaç gündür yaptığı tek şey buydu, kocasının yüzünü en ence ayrıntısına kadar ezberlemek. Bir eli farkında olmadan karnına gitmişti. Acaba bebeği babasına mı benzeyecekti. Bunu çok istediğini fark edince yutkunmadan edememişti. Cihangir’e hamile olduğunu ilk öğrendiğinde tek istediği önceki bebeği gibi onun da düşmemesiydi. Aklının ucundan bile Soner’e benzemesi düşüncesi geçmemişti. Kalbi deli gibi atıyordu. Hamile bir kadın olarak bu kadar heyecan kendisine fazla olduğu için yavaşça kocasının yanından kalkıp odanın penceresine doğru ilerlerdi. Bir eli hala karnındaydı ve bunun farkında bile değildi. Ancak Naz dikkatle yengesini izlediği için şaşkınlıkla öne çıkmıştı.

“Hamile misin?” Çisem hızla karnındaki elini çekerken Naz gözleri parlayarak genç kadına yaklaşmıştı.

“Naz!”

“Gerçekten mi? Hamilesin ve sen…”

“Lütfen sessiz ol henüz kimse bilmiyor.”

“Neden? Neden söylemiyorsun bu habere herkes çok mutlu olur.” Çisem’in bakışları yataktaki kocasına dönmüştü.

“İlk Erhan’ın duymasını istiyorum.” Naz anlayışla yengesine sarılırken sevinçten yerinde duramıyordu.

“O zaman yengecim sen konağa gidiyorsun. İki canlı daha fazla burada kalamazsın.”

“Olmaz ben iyiyim,” diye itiraz edene kadına Naz kaşlarını çatarak cevap vermişti.

“Kaç gündür doğru düzgün yemek yemiyorsun. Kendin için olmasa bile bebeğin için eve gidip dinlen.” Naz’ın sözlerine karşılık kısa biran kararsız kalsa da ona hak vermeden edememişti. En azından birkaç saat eve gidip dinlenebilir sonrada buraya gelebilirdi.

“Tamam o zaman bir şey olursa sen bana haber edersin. Ben çocukları da kontrol etmiş olurum.” Naz yengesini ikna etmenin verdiği rahatlamayla abisinin yanına yaklaşırken buruk bir gülümsemeyle ona bakmıştı.

“Yeniden baba olacağını duyunca çok mutlu olacak. Belki de çıldıracak…” Naz’ın sözleriyle genç kadın içinden ‘umarım’ diye geçirirken Naz devam etmişti.

“O gazulet Neriman hamile kaldığında bile çok sevinmişti. Üstelik onu sevmiyordu bile. Ah onun sevincini görmeyi sabırsızlıkla bekliyorum.” Çisem kızın sözleriyle derin bir iç çekmişti. Genç kadında kocasının tepkisini oldukça merak ediyordu. Birkaç dakika kocasına baktıktan sonra odadan çıkarken Adem hızla peşine takılmıştı.

“Bir şey mi oldu hanımım?”

“Konağa dönüyoruz Adem, bu akşam çocukların yanında olmam gerek.” Adem olumluca başın sallarken Çisem’in önüne geçerek etrafı kontrol ede ede arabaya kadar ona eşlik etmişti. Bazen bu hareketleri Çisem’i gerse de birkaç günde alıştığını düşünüyordu.

Araba hastanenin bahçesinden ayrılırken vakit henüz ikindiye geliyordu. Konağa doğru yol aldığı sırada telefonunun çalmasıyla genç kız hızla telefonuna bakmıştı. Ağabeyinden arama beklerken kendisi için yardımcı olarak tuttuğu en iyi avukatlardan biri olan arkadaşının aradığını görünce hızla telefonu yanıtladı. Birkaç dakikalık karşı tarafı dinledikten sonra öfkeyle telefonu kapatmıştı.

“Adem arabayı hızlandır. Acil konağa gitmemiz gerek.” Adem endişeyle genç kadına baktığında onun öfkeden yanan mavileriyle karşılaşmıştı.

“Bir şey mi oldu hanımım?”

“Konağa Adem konağa!” Adem arabanın hızını daha da arttırırken Çisem elleri yumruk olmuş bir şekilde oturduğu koltuğun kenarına savurmuştu.

“Onu mahvedeceğim…”

“Hanımım…” Adem oldukça endişeliydi. On beş dakika konağın avlusuna girdiklerinde etrafta birçok jandarma arabası vardı. Adem birine bir şey olmuş düşüncesiyle hemen arabadan inerken Çisem onu geçerek hızlı adımlarla merdivenlerden yukarıya koşmuştu. Jandarmanın hemen arkasından kalabalık salona girdiğinde öfkeyle bağırdı.

“Nerede o?”

“Kim? Komutanım neler oluyor?” Sevim hanım hemen ayaklanırken şaşkınlığını kolay atlatarak sinirli gelininin yanına ulaşmıştı.

“Nusret denen o katil!” bakışlar Çisem’e dönerken bu kez genç kadının yönü Nedret hanıma dönmüştü. Yaşlı kadının karşısına geçerek öfkeyle konuşmuştu.

“Siz yaptınız değil mi? Ailede bir tek gerçeği o biliyor diye ondan kurtulmak istediniz.”

“Sen ne dersin gelin, kafayı mı yedin?” Nedret hanım soğukkanlı bir şekilde çıkışırken Çisem daha da öfkelenmişti.

“Nusret’ın gerçekte kim olduğunu biliyordu. Onu susturmak için yaptınız değil mi?” Hikmet bey hızla yerinden kalkarken gözleri ikili arasında gidip gelmişti.

“Ne gerçeği?” Çisem yaşlı adama dönerek konuşmuştu.

“Nusret bey bu kadının oğlu değil. Erhan biliyordu ve bu yüzden Nedret hanıma gerçeği bildiğini açıklamıştı. Tek istediği kardeşlerini bu kadının şerrinden korumaktı ama kendini koruyamadı.” Jandarma kadının ithamlarıyla Nedret hanıma dönmüştü.

“Doğru mu bu söylenenler?”

“Komutan bu kadın acısından ne dediğini bilmiyor. İftira atıyor.”

“Emin misin? Hemen şimdi dna testi yaptırabiliriz. O adam Hikmet babamın kardeşi değil.” Çisem öfkeyle konuşurken Sevim Hanım bir eli göğsünde gözü yaşlı gelinine bakıyordu. Az önce Selcan Hanım da aynı şeyleri söylemişti ancak yaşlı kadının bunu bilerek yaptığını düşünmüşlerdi. Ne de olsa yıllarca Nedret Hanım yüzünden ailesinden koparılmıştı. Ama gelini de aynı şeyi iddia ediyordu.

“Bu kadın yalan söylüyor. Birlik olup kocamı aileden atmaya çalışıyorlar. Yok öyle bir şey. Nusret bu ailenin kanını taşıyor.” Hesna’nın itirazlarını kimse takmıyordu.

“Yeter artık, benim oğlumu kim vurdu?” Hikmet bey araya girdiğinde oldukça öfkeliydi. Uzun süre tepkisiz kaldıktan sonra duyduklarına dayanamayarak araya girmişti. Jandarmalar aile içi kargaşaya denk geldikleri için oldukça şaşkındı. Bu aileyi tanımayan yoktu. Şimdi ise aile sırlarının ortaya döküldüğü bir ana tanıklık ediyorlardı.

“Komutanım duyduklarımız doğdu mu? Oğlumun vurulmasında kardeşimin parmağı mı var?”

“Erhan beyi vuran adamı yakaladık. Kendisi kiralık olarak tutuldu ve tutan kişinin Nusret Günay olduğunu söyledi.”

“Emin misiniz?” Komutan yaşlı adamı onaylarken gözleri bu kez yıllardır anası bildiği Nedret hanıma dönmüştü.

“Sen bunu biliyor muydun? Oğluma bunu yapacağını biliyor muydun?” Hikmet bey kadının üzerine doğru ilerlerken araya ikinci oğlu Erkan girmişti.

“Baba sakin ol,” diyen adama acı dolu bakışlarını çeviren yaşlı adam neredeyse yere yığılacaktı.

“Duydun mu Erkan, abini bu hale bunlar sokmuş. Ben şimdi kime hesap sorayım.”

“Sakin ol Hikmet kurbanın olayım sana da bir şey olacak şimdi.”Sevim hanım üzgün bir şekilde kocasının koluna girerken yaşlı adam mahcupça karısına bakmıştı. Yıllardır bu kadına çektirdiği eziyetin haddi hesabı yoktu. Ona sahip çıkamamıştı. İçi yılanlarla dolu bir evde tek başına mücadele etmiş bir kez olsun şikayet etmemişti.

“Oğlum babanın dilaltı hapını getir.” Sevim hanım bu kez Gürsel’e seslenmişti. Gürsel hızla odadan çıkarken odada bulunan aile üyeleri şaşkındı. Nedret hanımın kızları olanlara inanamazken Hesna Hanım hala itiraz ediyordu. Dicle bir köşede şok olmuş bir şekilde babasının aileden olmayışını sindirmeye çalışırken şimdiden onlara ne olacağını düşünüyordu. Bir de kendisine öfkeli bir şekilde bakan kız vardı. O kızı daha önce gördüğüne emindi ama nerede gördüğünü hatırlamıyordu. Kıvırcık saçları dağılmış, meneviş gözleri alev alev oldukça korkutucu görünüyordu.

“Bu kadından da şikayetçiyim komutanım, gizli gizli aile üyelerini zehirliyor!” Çisem Hesna’yı işaret ederek konuştuğunda yaşlı kadın şok olmuş bir şekilde Çisem’e bakmıştı.

“Yalan iftira.” Dicle annesinin suçlanmasına dayanamayarak ileri atılmıştı.

“Yalan söylüyor. Anneme iftira atıyor. Seni öldürürüm… Sen…” Dicle Çisem’e saldırmak isterken Çisil araya girerek genç kızın önüne geçip sert bir şekilde yüzüne tokat atmıştı.

“Haddini bil, sen kimsinde benim ablama saldırıyorsun?” Çisil’in sesi daha önce duyulmayan bir soğuklukta ortama yankılanmıştı. Buz gibi gözleri ana kıza takılırken Öfkeyle dişlerini sıktı.

“Sen…” bir eli yanağında nefretle Çisil’e bakan Dicle annesine döndüğünde yaşlı kadının beyaza kesmiş yüzüyle karşılaşmıştı.

“Anne yalan desene, bu kadın sana iftira atıyor.” Ortalık iyice karışırken komutan jandarmalara evi arayıp Nusret beyi bulmasını söylemişti. Tüm konak aranmasına rağmen adamı bulamayan jandarma evin önüne bir araba bırakarak şikayet üzerine Hesna hanımı alıp konaktan ayrılmıştı. Olanlara dayanamayan Nedret Hanım baygınlık geçirirken olanları sessizce dinleyen kardeşler ne yapacağını şaşırmıştı.

“Geç mi kaldım, ortam yine hareketlenmiş.” Ali elinde dosya çantasıyla salona girdiğinde aşağıdaki jandarmaya ithafen konuşmuştu. Rahat konuşması herkesçe bilinse de onu kapıda gören Efsun öfkeyle genç adama doğru ilerleyerek Ali daha ne olduğunu anlamadan yüzüne yumruğunu geçirmişti. Kızların çığlıkları arasında şok olan Ali’ye ikinci yumruğunu savuran genç kız kendisini tutup geri çeken Suat’ın elinden kurtulmaya çalışıyor ama Gürsel’in de ona yardım etmesiyle bunu başaramıyordu.

“Bırak beni geberteceğim bu gevşeği.” Ali şoka girmiş bir şekilde ağrıyan çenesini tutarken çıldırmış gibi kendisine ulaşmaya çalışan kızı görünce yutkunmuştu. Efsun’un kıvırcıkları yüzünü örtse de o gözler ortadaydı ve Ali ö gözlerin kurşun olup kendisini nasıl öldürmediğini hayretle düşünmüştü.

“Efsun ne yapıyorsun?” ananesinin seslenmesine aldırmayan yeniden Ali’ye doğru hamle yapacakken Suat sesini yükselterek kızı durdurmaya çalışmıştı.

“Kes şunu Efsun, yoksa seni kilitlemek zorunda kalacağız.”

“Onu geberteceğim. Ananemden uzak durmasını söylemiştim… Sen…” Ali düştüğü yerden kalkarak çıldırmış gibi saldırmaya çalışan kızın karşısına geçmişti.

“Sence kaç yıl yersin?” Ali’nin sorusuyla Gürsel gözlerini kapatırken Suat kardeşi adına şimdiden dua etmeye başlamıştı. Yediği iki yumruğa rağmen hala sakin kalan kardeşine şuanda kendisi vurmak istiyordu. Yangına körükle gidiyordu resmen. Sevim hanım, Hikmet bey ve diğerleri şaşkınca üçlüye bakarken Efsun deli kuvvetiyle kolundaki hafif gevşemeyi hisseder hissetmez kurtarıp diğer kolunu tutan Suat’a sert bir yumruk geçirerek duraksamadan Ali’nin üzerine atlamıştı. Genç adam ne olduğunu anlayamadan kendini yerde üzerine Efsun’u bulmuştu. Genç kız öfkeyle adama yumruklarını savururken Sevim Hanım yerinden kalkarak “Ay öldürecek çocuğu,” diye hızla kızın yanına koşup iki oğlunun yapamadığını yaparak Efsun’un elini tutup kendisine bakmasını sağlamıştı. Yaşlı kadının gözündeki hüzün genç kızı durdurmaya yetmişti. Zaten Efsun için bir annenin üzülmesinden daha kötü bir durum yoktu.

“Kızım yapma!” diyen kadına üzgün bir şekilde bakarken yakasını tuttuğu genç adamı sert bir şekilde yere yapıştırmıştı.

“Dua et annene, yoksa elimden kimse alamazdı seni.” Efsun ananesinin yanına giderek onun kınayıcı bakışlarına aldırmadan “Hadi anane toparlanalım buradan gidiyoruz,” dedi.

“Ben gitmek istemiyorum.” Selcan Hanım torununa yüzünü buruştururken Efsun sabır istercesine gözlerini kapattığında dayanamayarak sesini yükseltmişti.

“Anane sen benimle dalga mı geçiyorsun? Senin burada bu ailenin içinde ne işin var? Bak çok rica ediyorum evimize gidelim.”

“Hangi evimize? Sen bir gidiyorsun ben yalnız kalıyorum. En azından burada yeğenlerim var.”

“Yıllardır arayıp sormayan yeğenlerin.”

“Varlığından haberimiz yoktu.” Hikmet bey az önce olanların şaşkınlığını atarak araya girmişti. Oğlu bir kadından dayak yemişti ve bu durum garip bir şekilde Hikmet beyin hoşuna gitmişti. Üstelik de Ali’nin dayak yemesi Hikmet beyi neredeyse şu ortamda bile güldürecekti. O ağırbaşlı oğlu soğukkanlı avukat oğlu dayak yemişti. Bazen oğlunun bu sakin vurdumduymaz hallerine kendisi de sinirlenirdi ancak bir şey söylemezdi. Mizacı böyle diyerek geçiştirse de bu gün ki sakinliği Hikmet beyi de sinirlendirmişti.

“Eline sağlık kızım!” Hikmet beyin sözleri ortama şok etkisi yaratırken yaşlı adamın bakışları bu kez aldığı darbeyle hala şaşkınca yerde duran Suat’a takılmıştı. Başını iki yana sallarken yaşlı adam kapıdan çıkmadan önce “Elin değmişken diğer oğullarıma da dayak atabilirsin. Zamanında benim yapmadığımı sen yaptın. Eline sağlık,” diyen adam çocuklarını şoka sokarak salondan çıkıp gitmişti. Sevim hanımın bakışları karma karışık saçların arasında hızlı hızlı soluklanan genç kıza dönmüştü.

“Maşallah, eli maşalı gelin… Severim!” Sevim hanım kocasının peşinden salondan çıkarken Efsun kaşları çatılı bir şekilde arkasından bakmıştı.

“Ne dedi bu kadın şimdi?” bir eliyle giden kadının arkasından işaret ederken bakışları Gürsel’e çevrilmişti. Kız o kadar öfkeli görünüyordu ki Gürsel yutkunmadan edememişti.

“Ne dedi ki?”

“Gürsel benimle oynama…” Evin dayanamayarak öne çıkıp kocasıyla Efsun’un arasına girmişti.

“Biraz sakin mi olsan artık, burada başka sorunlarımız var. Ayrıca hiç yakıştıramadım bir kadın olarak.” Evin o kadar naif konuşuyordu ki Efsun geldiğinden beri ilk kez şaşırmıştı. Ailede herkesin gür sesi çıkarken karşısında ki narin bakışlı kadın kocasının önüne geçerek gözlerini kısıp ona laf atıyordu.

“Yakıştıramadığın nedir?”

“Ananen burada mutlu, onun mutlu olmasını istemiyor musun? Anladığım kadarıyla sende polissin ama kendi ananeni korumaktan acizsin. Yaşlı kadının son zamanlarını baba evinde geçirmek isteyebileceğini hiç düşünmedin mi?” diye çıkışan Evin herkesi şaşırtmıştı.

“Evin hayatım…” Gürsel araya girmek istemiş ama Evin ona ters bir bakış atarak “Sen karışma Gürsel,” diye çıkışmıştı. Gürsel şaşkınlıkla karısına bakarken onun şaşkınlığı herkesi güldürmüştü. Çisem ve Çisil salondan sessizce çıkıp giderken diğer aile üyeleri de yavaş yavaş ortamdan ayrılıyordu. Olanlara inanmakta hala güçlük çekiyorlardı. Birde üzerine ailenin ortasına bomba gibi düşen Efsun vardı.

Ali sarsak bir şekilde yerinden kalkarken yüzü gözü mosmor olmuştu. Kıza olan bakışları alev alevdi. Efsun adamın bakışlarıyla savaşını sürdürürken arkadan gelen boğaz temizleme sesiyle bakışları sesi çıkaran kadına dönmüştü.

“Horoz güreşiniz bittiyse artık yemek yiyebilir miyiz? Ben çok açıktım.” Menekşe söze girerken diğerleri ona gözlerini kısarak bakmıştı. Genç kadın soldan çıkarken gülümseyerek geri dönüp Efsun’un gözlerine bakmıştı.

“Aileye hoş geldin Efsun,” dedi. Efsun kadının sözleriyle irkilirken hızla ananesine dönmüştü. Yaşlı kadının gözündeki sevinç genç kızı gafil avlamıştı.

“Anane?” yaşlı kadın omzunu silkerek yerinden kalktığında torununun yanına giderek gözlerine bakmıştı.

“Ben bir yere gitmiyorum, geri kalan hayatımı babamın evinde geçirmek istiyorum. Burada ölmek istiyorum.”

“Ama…”

“Bu son vasiyetim Efsun, ben baba ocağında ölmek istiyorum.”

“Allah geçinden versin anane, böyle konuşma.” Genç kızın gözleri dolarken yaşlı kadına sıkıca sarılmıştı. “Ben sensiz ne yaparım, kimsem kalmaz.” Selcan hanım torununun sırtını sıvazlarken aslında onun için baba ocağına döndüğünü söyleyemezdi. İyice yaşlanmıştı ve öldüğünde torununun kimsesi kalmayacaktı. Ama bu aileye geri dönerse Efsun’un kocaman bir ailesi olacaktı. Hikmet’in de Erhan’ın da ona sahip çıkacağını biliyordu. Efsun bu ailenin bir ferdi olacaktı. Sırf bu yüzden sürüldüğü topraklara yeniden ayak basmıştı. Birde daha mezarına bile gidemediği annesinin mezarına gidebilmek için…

***

Yorumlarınızı bekliyorum. Sizce yeni çift olur mu? 🙂 Bu arada yeni hikayeye başladım ama ismine bir türlü karar veremedim. Bu yüzden takipte kalın tanıtımı paylaşır paylaşmaz isim konusunda birlikte karar vereceğiz. Herkesin fikrine açığım. Seviliyorsunuz.

33062cookie-checkS.S. Kalpler 40. Bölüm

19 yorum

  1. Hikmet bey giderek kendini aşıyor. Efsunu çok sevdi eh iki oğlunun hakkından geldi . Aileye ilerde gelin geliyor bu belli oldu. Tabi bu iki keçi anlaşmayı becerirse.

  2. Nusret oğlu olmadığı ortaya çıktı sonunda yeğeni aslında :X Hesna da tutuklanır inşallah zehirlemekten geriye Dila ve Neriman kalıyor 😡 Efsun ve Ali ❤️ Ademi de Naz’a alıyoruz anlaşıldı damat geliyor bir tane de 😀

  3. Ellerinize sağlık. Erhan bari hamilelik haberini hissedip uyansaydı. tepkisini merak ediyorum. Ali ve Efsun da güzel çift olacaklar gibi. Aileye de hareket gelecek sanırım bu sayede. Birde suatla öğretmen vardı o kısım geri planda kaldı galiba biraz.

  4. Ayy Ali ve Efsun harika bir çift olur umarım Erhan Ağa,da uyanır emeğine sağlık yazarcım güzel bir bölümdü

  5. Ali ve Efsun harika bir çift olur umarım Erhan Ağa,da uyanır emeğine sağlık yazarcım güzel bir bölümdü

  6. Ellerine yüreğine sağlık canım,bir nefeste okudum,Bu arada Efsun ellerine bileğine kuvvet canım Nedret hanımı da sıradan geçirseydin ne güzel olurdu, Efsun ve Ali süper olur Ali bu gevşeklikle daha çok Efsun ‘u çileden çıkarır gibi,sabırsızlıkla yeni bölümü bekliyorum

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir