S.S. Kalpler 41. Bölüm

Herkese merhaba arkadaşlar. 41. Bölüme maşallah diyerek okumaya başlayalım. Keyifli okumalar.

*****

İnsanın doğumundan ölümüne kadar dünyada geçirdiği hayatında yapması gerektiği zorunlulukları vardı. Bunlardan biri de hayatını ne şekilde idame ettireceğine karar vermekti. Kaderinde ne yazıldığını bilmeden Allah’ın bize sunduğu yolları kendimiz seçiyoruz. Seçimlerimizin getirdiği sorunları kadere yükleyemezdik. Kendi tercihlerimizin yol açtığı şeyleri kader deyip geçemezdik. Genç kadın aldığı haberle acele bir şekilde Ankara’ya gitmişti. Kocası hastanede hala uyutulurken kendisinin şehirlerarası yolculuk yapması gerektiği için huzursuz olsa da bunu yapmak zorundaydı.

“Çisem hanım?” karşısına gelen polis memuruyla genç kadın gözlüklerini çıkararak ona baktı.

“Evet benim?”

“Size eşlik etmek için gönderildik.” Çisem onaylarcasına polisin gösterdiği resmi araca binerken korumasının hemen arkadan kendilerini takip edeceğini biliyordu.

“İşimiz çok uzun sürer mi memur bey? Biliyorsunuz kocam hastanede geri dönmem gerek.”

“Sanmıyorum akşama geri dönebilirsiniz. Sizi teşhis için çağırdık.” Çisem sıkıntıyla başını sallamıştı. Soner’in bir kaza geçirdiği haberini almıştı. Ancak nasıl bir kaza olduğu hakkında bilgilendirilmemişti. Ailesi onu teşhis etmek istemediği için eski eşi olarak kendisine başvurmuşlardı.

“Ailesi neden teşhis etmiyor. Annesi ya da kuzenleri de bu işi yapabilirdi.” Polis memuru genç kadına hak verse de annesi haberi duyunca fenalaşarak hastaneye kaldırılmış, diğer kuzenleri de teşhis yapmak istememişti. Çisem’e verilen bu bilgiler nedense genç kadını hiç şaşırtmamıştı. Araba önce hastaneye doğru ilerlemişti. Abisi geldiğini duyunca ondan önce hastaneye ulaştığı için kardeşini kapıda karşılamıştı.

“Çisem, neden gelmeyi kabul ettin?” genç kadın abisine sarılırken onun sorusuyla geri çekilip genç adamın yüzüne bakmıştı.

“Bilmek zorundaydım abi, Soner’den tamamen kurtulduğumuza emin olmak zorundaydım.” Cesur kardeşine hak verse de bu durumu onaylamıyordu.

“Yine de gelmemeliydin hayatım, ben de onu teşhis edebilirdim.” Polis abi kardeşin konuşmasını bölerek ikiliyi morga doğru yönlendirmişti. Morga geldiklerinde Cesur kardeşini yalnız bırakmamıştı. İkili birlikte morgun kapısından içeriye girdiğinde Cesur kardeşinin elini tutmuştu. Morg görevlisi genç kadına bakarak “Siz mi teşhis edeceksiniz?” diye sordu.

“Evet, eski eşiyim.”

“Uyarmak istiyorum, ceset suda kaldığı için pek tanınacak durumda değil.” Çisem adamın sözleriyle polise dönmüştü.

“Onun kaza geçirdiğini söylemiştiniz!” diye sorarken polis memuru başını sallayarak cevap verdi.

“Geçen hafta polislerden kaçarken arabası uçurumdan denize düştü. Kendisine dün ulaşabildik.”

“Geçen hafta mı?” Çisem’in aklı karışmıştı. Söylenen tarih Erhan’ın vurulma zamanlarına denk geliyordu. O zamanlarda Soner Urfa’daydı.

“Tam olarak hangi gün kaza oldu?” Polis genç kadının sorusuna anlam verememişti.

“Bunu neden soruyorsunuz?”

“Soner geçen hafta Urfa’daydı.” Polis şaşırmış bir şekilde genç kadına bakmıştı. Kısa süreliğine morgtan çıkarak amiriyle görüşme yapıp yeniden yanlarına dönmüştü.

“Pazartesi sabahı,” diye cevap veren polisle Çisem “Düğünden sonraki gün,” diye kendi kendine söylenmişti.

“Tarihler uyuyor mu?”

“Urfa’da Pazar günü onu görmüştüm.” Görevli yeniden araya girerek “Teşhis edecek misiniz?” diye sorduğunda Çisem başını sallamıştı. Adamın örtüyü açmasıyla Çisem’in midesi bulanmıştı. Hamileliğin getirdiği hassaslıkla midesi daha da kötü olmuştu. Ceset iyice morarmış, suda kaldığı için iyice şişmişti. Tanınmayacak bir halde olan adamın Soner olup olmadığından emin değildi.

“Tanıyabildiniz mi?” Çisem başını ağabeyinin göğsüne yaslayarak derin derin soluklanmıştı.

“Tanınacak bir yanı kalmamış ki!” diyen genç kız kapıya yöneldiğinde aklına gelen şeyle duraksadı.

“Soner’in sol omzunda büyükçe hilal şeklinde ben vardı.” Genç kadın o beni ilk gördüğünde gülümseyerek kocasına ‘sen kaybolmazsın,’ diye şakalaştığını hatırlayınca yüzü gevşemişti. Morg görevlisi polisin isteğiyle Soner’i sağ tarafa çevirerek sol omzuna bakmış ve beni orada görünce rahat bir nefes alarak “Soner bey olduğu kesinleşti,” diye bilgi vermişti. Cesur’un içi nedense hiç rahat değildi. Morg görevlisi adamın üzerini kapatıp dolaba süreceği sırada Cesur adama yardım etmişti. İkili oradan çıkıp polis merkezine doğru yola çıkmıştı. Çisem’in ifadesi alındıktan sonra dosya kaldırılacaktı.


Genç kadın arabanın camından Ankara sokaklarını izlerken sürekli telefonuna bakıyordu. Akşama Urfa’ya geri dönecekti. Polis merkezinde iki saatten fazla kaldığı için oldukça yorgundu. Abisi onu eve bırakıp uçak saatinde de havaalanına götüreceğini söylemişti. Bu sırada Çisem’de biraz dinlenmiş olacaktı.

“Hanımım!” önde oturan Adem genç kadına dönerek endişeyle seslenmişti.

“Bir şey mi oldu Adem?”

“Aşiret, akşama toplanacakmış!” Çisem kaşlarını çatarken Cesur anlamaz bir şekilde yanında oturan adama bakmıştı.

“Aşiret neden toplanıyor? Erhan hala uyanmadı!” Cesur kardeşinin sözleriyle aynadan ona bakmıştı.

“Ne demek uyanmadı, bir hafta oldu…” Cesur kaşlarını çatarken Çisem bu kez ağabeyine bakmıştı.

“Sen öyle uygun görmüşsün, ameliyat zor geçtiği için dinlensin diye uyutmak istediğini söylediler.”

“Ben onlara üç gün dedim bir hafta değil…” Cesur dişlerini sıkarken Çisem yutkunarak abisine bakmıştı.

“Abi hemen dönmem gerek!” Çisem endişeyle öne doğru eğilirken Cesur da başını sallayarak onu onaylamıştı. Yine bir şeyler dönüyordu ve Çisem bu durumdan hiç hoşlanmamıştı.

“Aşiret neden toplanıyor Adem?”

“Erhan ağa uyanmadığı için onu aşiret ağalığından alacaklarmış.” Çisem elleri yumruk olurken öfkeyle konuşmuştu.

“O o kadar kolay değil Adem, ben daha ölmedim. Kocam hiç ölmedi…” Cesur kardeşinin buz gibi sesi karşısında şaşırırken güçlü durduğu için gurur duymuştu. Arabaya bağlı olan telefonundan sekreterini arayarak özel uçağın yarım saate hazır olmasını istemişti. Normal şartlarda kullanmadığı uçağı acil durum olduğu için kullanıyordu.

“Abi ilk uçakla giderdik.”

“Bu acil durum Çisem, Erhan’ın neden uyanmadığını anlamız gerek… Zaman yok.” Çisem ağlamak istiyordu ancak bunu abisinin yanında yapamazdı.

“Adem, Sadık’a haber ver adamları hazırlasın. Bakalım biz olmadan aşireti kimler toplamaya kalkışmış.”

“Çisem ne yapacaksın?”

“Onlara kim olduğumu hatırlatacağım.” Çisem hiç düşünmeden ağabeyine cevap vermişti. Erhan hasta yattığından beri kimse bilmese de şirketin işleriyle kendisi ilgileniyordu. Üstelik birkaç arkadaşı yönetim dosyalarını incelerken ona yardımcı oluyordu. Kendisi iyi bir şirket avukatıydı ve işleri anlaması zor olmamıştı. Adem’in birkaç mesaj attığını görünce bu kez kendisi arkadaşını arayarak “Bana şirkette borcu olan herkesin adını ve borcunun miktarını atmanı istiyorum. Biraz acil olursa sevinirim.” Cesur kardeşine kulak verse de soru sormamıştı. Adem hanım ağasının sözleriyle ona dönmüştü.

“Ne yapmayı planlıyorsunuz?”

“Onlara unutulmayacak bir ders vereceğim Adem, kiminle uğraştıklarını öğrenecekler.” Çisem’in son sözleri bunlar olmuştu. Arkadaşı dosyaları yarım saat içinde ona gönderdiği için uçak yolculuğunda dosyaları inceleme fırsatı olmuştu. Uçak Urfa’ya indiğinde genç kadın hızla hazırlanarak ayağa kalktı. Onları havaalanında bir koruma ordusu karşılamıştı.

“Hastaneye!” arabalar peş peşe yola koyulduklarında Çisem’in içi içini yiyordu. Erhan’ın neden bu zamana kadar uyandırılmadığını merak etmeden duramıyordu. Sekiz gün olmuştu hastanedeydi. Yarası neredeyse iyi olmuş ama kocası iyi olmamıştı. Koskoca sekiz gün yüz doksan iki saattir kocasının sesine hasret kalmıştı.

“Sakin ol hayatım gidince ne olduğunu anlayacağız.”

“Onu uyutacağınızı neden bana söylemedin? Doktor pişkin bir şekilde senin bize söyleyeceğini söyledi.”

“Doğru söyledim ancak acil ameliyat çıkınca hızla Ankara’ya geldim sende biliyorsun. Ama doktora size bilgi vermesini bildirmiştim.”

“Bu işin içinde başka bir şey var. Burnuma hiç iyi kokular gelmiyor abi.”

“Merak etme Erhan güçlü biri. Eminim uyanacaktır.”

“Uyansa iyi olur,” diyen Çisem’in eli karnına gitmişti. Cesur kardeşinin farkında olmadan yaptığı hareketle hafif gülümsemişti.

“Nasıl gidiyor?” Çisem abisine döndüğünde onun karnını işaret ettiğini görünce utanarak boğazını temizlemişti.

“Şimdilik bir sıkıntım yok. Her şey yolunda.” Cesur başını sallarken bir saat sonra arabalar sırasıyla hastanenin önüne dizilmişti. Hastanenin dışında hala ailenin korumaları vardı ve bu durum Çisem’in içini az da olsa rahatlatıyordu. Genç kadını görenler ona selam verirken Adem’e dönen Çisem “Erhan’ın doktorunu gözleyin. Kaçmaya çalışırsa izin vermeyin,” dediğinde Adem şaşırmıştı.

“Hanımım…”

“Ne söylediysem onu yapın. Hatta Erhan’ın odasına giren bütün doktor ve hemşirelerin hastanede olduğundan ve çıkmadıklarından emin olun.”

“Emredersin hanımım,” diyen adam adamlara dönerek talimat vermişti. Hastanenin dört bir tarafı çevrilirken Çisem hızlı adımlarla Erhan’ın odasına doğru ilerlemeye başlamıştı. Kardeşini takip eden Cesur etrafına bakınarak yürürken genç adamın odasına geldiklerinde kapıda ki güvenlik ona selam vererek kapıyı açmıştı.

“Yenge çabuk döndün!” her zamanki gibi Erhan’ın başında Naz vardı. Cesur hızlı davranarak genç adama verilen seruma kısa bir bakış atarken onun sıvı takviyesi olduğunu görünce bir şey söylememişti.

“Hemşire az önce iğne yaptı,” diye bildiren Naz’la Cesur hızla serumu Erhan’ın kolundan çıkarmıştı.

“Ay ne yapıyorsunuz?”

“Size ne iğnesi yaptığını söyledi mi?”

“Ağrı kesiciymiş,” diye cevap veren Naz ile Cesur’un kaşları daha da çatılmıştı. Yanda ki dolaptan enjektör alarak genç adamın kanını alıp odadan çıkmıştı. Naz ve Çisem merakla onun arkasalından bakarken kapıda ki adamlardan birine abisinin peşinden gitmesini söyledi.

“Neler oluyor yenge?”

“Birileri abinin uyanmasını istemiyor.” Naz endişeyle açılan ağzını kapatırken dişlerini sıkmıştı.

“Parçalarım ben o kadını…” Naz odadan çıkarak az önce abisine iğne yapan hemşireyi aramaya başlamıştı. Çisem kocasının yanına oturarak soğuk elini avuçlarının arasına aldı.

“Sana bunu yapanı bulacağım, bedeli ağır olacak Erhan. Bize bu ayrılığı yaşatana hesabını soracağım.” Genç kadının gözünden bir damla yaş akarken kimse görmesin diye hızla silmişti. Şuanda pes edemezdi. Kocasının da ailesinin de kendisine ihtiyacı vardı. Birkaç gün önce konakta yaşanan fırtına sonrası büyük bir sessizlik oluşmuştu evin içinde. Ama bu sessizliğin hayra alamet olmadığının da farkındaydı.

“Hanımım Sadık geldi.” Sadık odaya girdiğinde Çisem Erhan’ın yanından kalkarak adamın karşısına dikilmişti.

“Bu toplantıdan Hikmet babamın haberi var mı?”

“Az önce oldu hanımım.”

“Peki ne diyor toplantı hakkında?” Sadık üzgün bir şekilde başını sallamıştı.

“Sağlığı iyi olmadığı için katılamayacak. Onun yerine Erkan ağanın katılmasını istedi. Ama aşiret ağalarının isteği belli, Erhan ağayı yerinden etmek.”

“Buna güçleri yetmez.” Çisem kendi kendine söylenirken Adem ve Sadık ona bakıyordu.

“Saat kaçta nerede bu toplantı öğren. Akşama beni o toplantıya götüreceksin.”

“Ama hanımım…” adam itiraz edeceği sırada Çisem’in öfkeli gözlerini görünce susmuştu. Genç kadının söylediklerini kabul ederek akşamki toplantıya hazırlıkları yapmak için oradan ayrılmıştı.

“Ben ne yapayım hanımım?”

“Bana Erhan’ın doktorluğunu yapan adamı araştır.” Adem hızla başını sallayıp oradan ayrılmıştı. Kocasıyla baş başa kalan genç kadın Erhan’ın yanına oturup elini tutmuştu.

“İyi olmak zorundasın Erhan, beni bir başıma bırakamazsın. Gücüm tükenmek üzere.” Çisem değiştiğini hissediyordu. Erhan’la evlendiğinden beri daha da güçlendiğini düşünse de onun yokluğu gücünü tüketiyordu. Odanın kapısının açılmasıyla genç kadın içeriye giren abisine bakmıştı.

“Ne yaptın abi?”

“Kan testi yapılmasını istedim. Ayrıca Erhan’a verilen ilaçların listesini almak için birini gönderdim. Hastanenin başhekimi burada yokmuş. Birkaç gündür izin kullanıyormuş.”

“Sence bu kadarı tesadüf mü?” Çisem şüpheyle sorarken Cesur cevap vermişti.

“Adam geçen hafta kaza geçirmiş Çisem, bu kadar şüpheci olma. Evinde istirahat ediyor.” Çisem başını sallarken Cesur kardeşinden izin isteyerek Erhan’ı muayene etmeye başlamıştı. Yaraları oldukça iyi durumdaydı. Hatta dikişleri alınacak kadar iyi kapatmıştı yarası. Rutin kontrollerini de yaptıktan sonra hiçbir sorun olmadığına kanaat getirerek genç adamı gereksiz yere uyuttuklarını söylemişti.

“Dediğim gibi birkaç gün dinlenme ona yeterdi. Bu kadar uyutulmasına gerek yoktu.”

“Ya da uyuması birilerinin işine geldiği için uyuması gerekiyordu.” Cesur anlamaz gözlerle kardeşine bakarken Çisem derin bir iç çekmişti.

“Neden şüpheleniyorsun Çisem?”

“Bu akşam ki toplantı… Birileri kocamı saf dışı bırakmak istiyor. Hatta sadece kocamı da değil, Nusret beyi de…” Çisem öfkeyle odada dolanmaya başlamıştı. Olanların hepsi tezgahtı. Erhan’ın vurulmasında Nusret’in dahili olamazdı. Bu olayla hem Erhan’dan hem de Nusret’ten kurtulmak isteyen birisi olmalıydı. Çünkü ikisi olmasa ailedeki diğer erkeklerin ağalıkta gözü olmadığı için başka bir aileye aşiret ağalığı geçecekti. Aklına gelen şeylerle abisine dönmüştü.

“Sen burada kalmalısın, benim hemen konağa gitmem gerek.” Cesur kardeşini durduramadan Çisem hızla odadan çıkmıştı. Çisem’in aceleci tavırları adamlarının da dikkatini çekmişti.

“Çisem hanım bir sorun mu var?”

“Hemen konağa dönmeliyim,” diyen genç kadın arabaya binerken adamları da aynı hızla ona eşlik ediyordu. Araba hızla konağa doğru ilerlerken Çisem kendisine kızıyordu. Daha önce nasıl olmuştu da bunu anlayamamıştı. Birisi onlara pis bir oyun oynuyordu ama öğrenecekti. Taş evlerin sıralandığı Arnavut yollardan geçerlerken içinde büyük bir sıkıntı vardı. Düşündüklerinin gerçek olma olasılığı genç kadının içini sıkıyordu. Araba dar sokaklardan geniş alana çıkarak konağın gösterişli avlu kapısından içeriye girerken etraf etten duvar örülmüşçesine kalabalıktı. Arabanın durmasıyla hızla aşağıya inerek merdivenlere yönelmişti.

“Hikmet babam nerede?” yanından geçtiği çalışanı durdurarak yaşlı adamı sorduğunda ani gelen soruyla şaşıran kız duraksamıştı.

“Hanımım kendisi odasındaydı.” Çisem hızla yaşlı adamın odasına doğru ilerlerken Sevim Hanım gelinini görerek yanına gelmişti.

“Hayırdır kızım bu ne telaş? Erhan’ıma bir şey mi oldu?” kadının korkusu sesine yansımıştı.

“Erhan iyi anne korkma, ben babamla konuşmaya geldim.”

“Sen Ankara’ya gitmemiş miydin?” Sevim hanım merakla sorarken Çisem yürürken kayınvalidesine cevap vermişti.

“Birkaç saat önce geri döndüm. Şimdi babam müsait mi bakar mısın anne onunla önemli bir konu hakkında konuşacağım.” Sevim hanım odaya girerken birkaç dakika sonra da Çisem’e odaya girmesini söylemişti.

“Hayırdır kızım bu kadar acele olan nedir?” yaşlı adam yatakta toparlanmış oturur pozisyona gelmişti. Adamın yüzü oldukça solgun görünüyordu. Son olanlar şüphesiz en çok Hikmet babasını etkilemişti. Annesinin gerçek annesi, erkek kardeşinin ise aileden bile olmadığını öğrenmişti.

“Baba bizden biri aşiretin başına geçmek istemezse sıra aşiretin başına hangi aile geçecek?”

“Nereden çıktı şimdi bu?”

“Lütfen baba bunu bilmek zorundayım?”

“Öyle bir şey söz konusu dahi olamaz. Erhan olmasaydı bile diğer kardeşleri aşiretin başına geçer. Onlar olmasa da Nusret geçerdi.”

“Nusret olmasa…” Hikmet bey dişlerini sıkarak cevap vermişti.

“Ersoy ailesine geçer sıra ancak o da benim ölümümden sonra. Ben ölmeden kimse aşiretin liderliğini Günay aşiretinden alamaz.”

“Allah korusun bey o nasıl söz?”

“O zaman Ersoy’ların başka planları olmalı. Kim bu Ersoylar?” Çisem sordukça Hikmet Bey cevap vermişti. Kendilerinden sonraki en büyük toprak sahipleriydi. Oldukça katı kurallara sahiplerdi. Bu yüzden Günay ailesiyle anlaşamıyorlardı. Ayrıca aile dede tarafından akrabaları sayılıyordu.

“Neden bunları soruyorsun?”

“Bence Erhan’ın vurulmasında Nusret beyin suçu yok. Birisi ailenin başına geçecek kişilerden kurtulmaya çalışıyor.” Hikmet bey yerinde doğrulurken Sevim hanım şaşkınlıkla gelinine bakmıştı.

“Nereden biliyorsun bunu?”

“Erhan, normalde uyanması gerekiyordu ancak birileri uyanmaması için ona ilaç veriyor. Abim Ankara’dan benimle birlikte geldi. Hastane de olayı soruşturuyor.”

“Hikmet bey neler oluyor böyle, oğlumdan ne istiyorlar?” Hikmet bey üzerindeki örtüyü kenara çekerek yatağından kalkmıştı. Sinirli bir şekilde üzerini giyinirken Çisem şaşkınlıkla ona bakıyordu.

“Baba ne yapıyorsun?”

“Utanmadan birde bu akşam toplanmayı talep ettiler. Meydanı onlara bırakır mıyım sanıyorlar?”

“Baba bu toplantıya çağrıldın mı?” yaşlı adam durarak gelinine bakmıştı. Çisem şüpheyle kendisine bakarken aklına gelen ihtimalle yutkunmuştu.

“Bu toplantı bir tuzak olabilir baba. Seni oraya çekmek için bir tuzak olabilir.” Sevim hanım kadının her bir sözünde korkuyla ona bakmıştı.

“Buna cesaret edemezler.”

“Aşiretin başındaki adamı, Erhan’ı kendi konağında vuran kişiler sence öyle bir yerde sana saldırı düzenleyemez mi?”

“Ne yapacaksın?”

“Toplantıya ben gideceğim,” diyen genç kadınla şaşkınlıkla bakan adam hızla itiraz etmişti.

“Buna izin veremem. Eğer dediklerin doğruysa sana zarar verebilirler.”

“Bana dokunamazlar, bunu sende biliyorsun. Öncelikle hanım ağayım, ayrıca bir kadın olarak benden korkmayacakları için yapmayacaklar.”

“Buna güvenemezsin, onların ne yapacağı belli olmaz. Oraya tek gidemezsin…” Çisem aklına gelen kişiyle hafif gülümsemişti.

“Tek gideceğimi kim söyledi? Sen dinlenmelisin baba iyi görünmüyorsun. Bu sorunu kökten halledeceğime emin olabilirsin.” Genç kadının sesi o kadar emin çıkıyordu ki Hikmet Bey ona güvenmekten başka bir yol bulamamıştı. Genç kadın hazırlanmak için odasına giderken önce çocuklarını kontrol etmişti. Üzerine resmi bir etek ceket takımı giyerek çalışma odasına geçmişti. Önceliği kendisine eşlik etmesini istediği kişiyi aramak oldu. Başta adam buna şaşırsa da hemen kabul etmişti. Sonra Ersoy ailesini araştırmaya, kendi şirketleriyle bir bağı lup olmadığını anlamaya çalışmıştı. Öğrendiği bilgiler işine oldukça yarayacaktı. Sonrasında kendi adamlarıyla konuşmayı düşünüyordu. Öyle bir kaosun içinden ancak iyice düşünerek ve akıllı davranarak çıkabilirdi. Birçok kez zor durumda kalmıştı. Bir avukat olarak oldukça güç ve tehlikeli davalar almıştı. Bu en tehlikeli davası olacaktı ancak ailesi için buna değerdi.

Yerinden kalkarak üzerini düzeltti. Birkaç adımda pencerenin kenarına gelerek dışarıyı izlemeye başlamıştı. Düşünmeden duramıyordu. Bundan bir yıl önce ne kadar da sakin bir hayatı vardı. Bir yıl.. Evleneli birkaç gün önce bir yıl olmuştu ve kocası evlilik yıl dönümünde yanında değildi.

Derin bir iç çeken genç kadın bir süre daha düşündükten sonra ağabeyini arayıp kocasının durumunu öğrenmeye karar verdi. Birkaç çalışın ardından telefona cevap veren Cesur tahmin ettikleri şeyi doğrulamıştı. Erhan’a uyanmaması için ilaç veriyorlardı. Abisi ilacı kestiğini, Erhan’ın birkaç saate uyanabileceğini söylemişti. Sevinci gözlerinden taşan genç kadın yanağında ki ıslaklığı silerken abisine kocasını bir başına bırakmamasını söylemişti. En azından kendisi yanına gelene kadar. Erhan’ın iyi haberini almak Çisem’e daha büyük güç vermişti. Masanın üzerinde ki çantasını alarak içindeki emanetini kontrol edip hızla odadan ayrılmıştı. Merdivenleri kendinden emin adımlarla inerken bahçedeki sedirde oturan yaşlı kadını görünce ona doğru ilerlemeye başladı.

“Selcan hala, neden yalnız oturuyorsunuz?” Çisem etrafına bakınarak birilerini görmeyi ummuştu.

“Kiminle oturayım kızım? Herkes bir işin ucundan tutuyor. Hikmet desen rahatsız yatıyor. Kızlar kendi aleminde.” Çisem yaşlı kadının sitemine üzülmüştü. Kalabalık bir evde bir başına kalmak zor olsa gerekti.

“Zor zamanlar geçiriyoruz. Keşke annemi çağırsaydınız…”

“O kadına da yazık, bir başına koca konağı çeviriyor. Yetmesi herkesin derdine koşuyor. Kimse de dönüp nasılsın diye sormadı kadına.” Yaşlı kadının sözleriyle Çisem yutkunmuştu. Derin bir nefes bırakan Selcan hala hafif gülümseyerek Çisem’e bakmıştı.

“Sen nereye gidiyorsun kızım?”

“Ağalar toplanıyormuş hala, dertleri neymiş bir öğreneyim dedim.” Selcan Hanım kadının kendinden emin duruşu karşısında tek kaşını kaldırarak ona bakmıştı.

“Toplantıya gireceğine emin misin? Kadınları o toplantılara alacaklarını sanmıyorum.”

“Diğerlerini bilemem ama ben o toplantıya çok rahat bir şekilde gireceğime eminim. Kocamı kimin bu hale getirdiğini de öğrenmiş olacağım.”

“Erhan’ın vurulmasıyla bir ilgisi mi var bu toplantının?”

“Göreceğiz hala, gidince onu da öğreneceğiz. Ben geç kalmadan çıkayım.” Çisem kadının elini öpüp kapıya yöneldiğinde yaşlı kadının seslenmesiyle durmuştu. Çisem merakla kadına bakarken kadının Selman Ersoy’a selam söylemesiyle gözleri kısılmıştı.

“Bu selamın bir anlamı var mı hala?”

“Sen benden selam söyle, eski hesabı kapatmaya geldiğimi de belirt o anlar kızım.” Çisem karşısında ki yaşlı kadının bu kadar gizemli olmasından hoşlanmamıştı. Kadının aileye dönüşünde bir amacı olduğu belliydi. Olmasaydı babası yıllar önce ölmüş birinin bunca yıl geri dönmemesine olanak yoktu. Başını sallayarak arabaya binerek konaktan ayrılan Çisem derin düşüncelerdeydi. Hava kararmak üzereydi ve gideceği adrese yol kısaldıkça geriliyordu.

“Adem arabayı kenara çek.”

“Bir şey mi oldu hanımım?”

“Birini bekleyeceği, o gelsin birlikte toplantıya katılacağız.” Adem arabayı durdururken arkasından gelen korumalar da durmuştu. Yaklaşık yarım saat bekledikten sonra Adem dayanamayarak konuşmuştu.

“Hanımım toplantı çoktan başladı, beklediğiniz kişi henüz gelmedi.” Çisem adamın sözlerine gülümsemişti.

“Beklediğim kişi çoktan toplantıya gitti, bizde şimdi gidiyoruz.”

“O zaman neden bekledik?” Çisem derin bir soluk alarak Adem’e ilerlemesini söylemişti. Gidecekleri yere beş dakikada varan grup durduğunda korumalar hızla Çisem’in arabasının etrafını sararak arabadan inmesini beklemişti. Çisem lüks arabaların sıralandığı bahçede bulunan kalabalık adamlara kısa bir bakış attıktan sonra kendinden emin bir şekilde toplantının yapıldığı yere doğru yürümeye başlamıştı. Onu görenler şaşkın bir şekilde ne yapacaklarını düşünüyordu. Tanıyanlar Erhan ağanın karısının neden aşiret toplantısına geldiğini merak ederken tanımayanlar da kadının güzelliğine bakmadan edemiyordu.

“İçeri giremezsiniz? Bu toplantı kadınlara kapalı…” Çisem kendisini engellemeye çalışan adamlara alaycı bir şekilde bakarak gülümsemişti. Ardında duran iki adamına baş işareti yaptığında önündeki adamlar hızla etkisiz hale getirilmişti. İçeriden sesler yükseliyor, kimi Erhan’ın aşiretin başında kalamayacağını savunurken bir diğeri onu onaylıyordu. Erkan’ın sesini duyduğundaysa derin bir nefes alarak sert bir şekilde odanın kapısını açıp duvara savurmuştu. Kapının açılmasıyla gözler genç kadına dönerken Çisem kendinden emin bir şekilde odaya adım attığında ağalardan biri hızla ayağa kalkmıştı.

“Bu ne densizlik, kim oluyorsun da odaya bu şekilde giriyorsun?”

“Sizin hanım ağanızım…” Çisem soğuk bir şekilde etrafında ki adamlara bakarken Erkan gözlerini kapatarak sabır dilemişti.

“Hanım ağa bile olsan aşiret toplantısına giremezsin.” Konuşan adama bakan genç kadın alaycı bir şekilde gülmüştü.

“Kim söyledi bunu? Kocamın olmadığı yerde onun görevleri Hanım ağa olarak bana düşer. Onun görevleri benim boynumun borcu olur. Siz kim oluyorsunuz da benden izinsiz toplanıyorsunuz?” Çisem’in sesi oldukça sert çıkarken Erkan ilk kez yengesinden çekinmişti. Mavi gözleri daha da koyulaşırken Çisem ağır adımlarla odanın ortasına kadar ilerlemişti. Birkaç ağa itiraz edercesine ayaklanırken Çisem çantasında ki dosyayı çıkararak adamların öfkeli bakışları arasında kısa bir göz atmıştı.

“Erhan ağa size çok yüz verdi anlaşılan, elinin hamuruyla erkeklerin işine karışmayın hanım ağa!” diye konuşan adam son sözlerini tükürürcesine söylemişti.

“Haddini bil Somer ağa, konuştuğun kişi Erhan ağanın karısı benim de yengem!” Erkan hızla ayağa kalkarken Çisem genç adama bakarak “Sorun değil Erkan ben onları takmıyorum. Benim asıl taktığım şey Erhan ağayı hanginiz vurdurdu!” dediğinde salonda büyük bir uğultu oluşmuştu.

“Sen ne dersin hanım ağa, Erhan ağayı vurduran bellidir.”

“Yanlış! Kocamı vuran bulundu ancak kanını döktüren henüz yakalanmadı. O kişinin aranızda olduğuna da eminim.”

“İftira atmaya mı geldiniz.” Çisem gülümseyerek etrafında ki adamlara bakmıştı. Gülüşü o kadar soğuktu ki Erkan bile kendini suçlu hissetmişti.

“Ben iftira atmam beyler, bunu sizler yaparsınız. Beni buranın kadınlarıyla karıştırmayın. Şimdi ben nasılsa kocamı hanginizin öldürmeye çalıştığını bulacağım ama ondan önce toplandığınıza göre şu borçlarınızı ne zaman ödeyeceğinizi konuşalım.”

“Ne borcu?” adamlar şaşkın bir şekilde genç kadına bakarken Erkan yengesinin ağalık için toplanan kişilerin toplantısını sabote ettiğine inanamıyordu.

“Evet, Kenan ağa hanginiz?” diyerek etrafına bakınan genç kadın kendisine dik dik bakan adama gülümseyerek “Kocama oldukça borcunuz varmış, vadesi de bir hayli geçti. Size birkaç gün mühlet eğer borcunuzu ödemezseniz icraya gidilecek. Aynı şekilde Ekrem, Selim ve Botan ağa sizlerde borçlarınız bir hayli kabarmış durumda. Merak ediyorum da size bu kadar mesahama gösteren Erhan’ı hasta yatağında ziyaret etmek yerine onu koltuğundan etmek için bu kadar uğraşmaya utanmadınız mı? Son olarak Nusret ağaya atılan iftira yakında temizlenir o zaman düşünün size neler yapabileceğimi. Bu günü unutmayın beyler, bu günün hesabı Erhan ağa uyandığında sorulacak.” Çisem bağırış çağırışların altında kapıya yöneldiğinde duraksayarak adamlara bakmıştı.

“Unutmadan Selman Ersoy hanginiz?” dediğinde adamların başı merakla Selman ağaya çevrilmişti. Herkes merakla Çisem’in ne söyleyeceğini beklerken Çisem yaşlı adamla göz göze gelerek oldukça ciddi bir ifadeyle konuşmuştu.

“Selcan Günay eski hesapları kapatmak içi geri döndüğü haberini iletti. Hazırlıklı olsanız iyi olur yakında savaş var!” dediğinde adamın öfkeyle elini masaya vurmasına aldırmadan hızla odadan çıkıp gitmişti. Erkan yengesinin arkasından şaşkınlıkla bakarken Zeynel ağayla göz göze gelmişti. Yaşlı adam baş işaretiyle gitmesini söylerken Erkan hızla yengesinin peşinden gitti. Bu sırada onun peşinden gitmek isteyen kişileri oyalamakta Zeynel ağaya kalmıştı.

“Yenge bekle!”

“Hemen arabaya bin Erkan!”

“Ne?” genç adam itiraz edemeden adamı arabaya sokarak Adem’e “Hadi gidelim,” diye emir vermişti. Arabalar hızla oradan ayrılırken arkalarından yükselen silah sesleriyle Erkan ve Çisem arabanın arkasına bakmıştı. Geriye bıraktıkları yer mahşer yerine dönerken Çisem rahat bir nefes almıştı.

“Neler oluyor yenge!”

“Savaş başladı Erkan, hazırlıklı ol!” 

****

Çisem ortalığı karıştırdı galiba. Sizce ne olmuştur? Bölümü nasıl buldunuz? Yorumlarınızı bekliyorum.

33241cookie-checkS.S. Kalpler 41. Bölüm

20 yorum

  1. Vay Çişem ortalığı baya karıştırdı. Bakalım neler olacak. Yalnız o değilde yenge, babanne falan da işin içinde gibiydi onlarda vurana yardım mı ettiler bu durumda.. Yoksa yaptıkları yalnızca Soner e yardım etmek mi. Soner gerçekten öldü mü orda da bir acaba mı oluştu. Son olarak da erhanın artık uyanacak olmasına sevindimm. Emeğinize sağlık

  2. Aferim çisem hak edene hak ettiği ver ki anlasınlar günayları bu arada da bananne ve nusret karışı nıda çıkar aradan bir rahat edin ya sevim hanımda

  3. Çisem ne yaptı yahu öyle 😮 babaanne de yardım etti kesin ya 😡 Soner ölmedi bence gün uymuyor gibi yani bilemedim :/ Zeynal ağa mı ates açtı ne oldu ya :/ Erhan sonunsa uyanıyor ya :’) ❤️ bu Selman İle ne dusmanligi var halanin acaba ya

  4. Wayyy hanım ağam vay
    Bölüm harikaydı ellerine emeğine sağlık
    Nasıl bir savaş bizi bekliyor sabırsızlıkla bekliyorum

  5. Vay Vay be çisem muhteşemdi tam 12den vurdu ağaları gerisi erhan ağa uyansın halleder….muhteşemdi ellerinize emeğinize sağlık

  6. Süperdi,ya Çisem hamlesini yaptı bakalım neler olacak dört gözle bekliyorum emeğine sağlık yazarcım

  7. Bu bölümde üç sonuca vardım Erhanın gerçek babaannesinin bu toplantıyı isteyen ağa ile bir akrabalığı var hala bu hesabın sebebini biliyor. İkincisi Neriman kesin bu vurulmada rol oynuyor yenge ve sahte babaanne bu sebeple soner e yardım etti ölen soner değil ortadan kaybolmak için çisemin ayırd edeceği ip ucunu bilerek onun teşhis etmesini istediler aile bilerek yapıyor

  8. Çisem tam hanım ağa oldu , bombayı ellerine verdi şimdi birbirlerini yerlerken kenardan izlemesi kaldı , Selcan hala da ortalığı ateşe vermek de Çisem’ e yardımcı oldu gibi,Soner gerçekten öldü mü? ellerine yüreğine sağlık, MaşaAllah

  9. İste kadının gücü vallahi tek kelimeyle soluksuz ve de ağzım açık okudum Çisem sana helal olsun okurken ben bile gurur duydum bakalım Erhan ağamız ögrenince bir kez daha aşık olur herhalde üstelik bir de hamile haberini öğrenirse tam olur .Harika bir bölümdü sonraki bölümü merekla bekliyorum çok bekletmiyin yazarcım

  10. Ortalık iyice karıştı. Çisem Erhan uyandığında ne cevap verecek. Birbirlerine selam göndermeler de oldu. Hesaplaşmalar başladı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir