S.S. Kalpler 42. Bölüm

Merhaba arkadaşlar nasılsınız? Ben şükür iyiyim. Bölüm biter bitmez yayınlamak istedim. Umarım beğenirsiniz. Keyifli okumalar!

****

Araba karanlık yolda ilerlerken tek tük soka lambaları sıklaşmaya başlamıştı. Arkasında bıraktığı kaos şuanda düşündüğü en son şey bile değildi. Adem dikiz aynasından arkada oturan hanımına kısa bir bakış atarak yeniden önüne döndüğünde Erkan yengesine dönerek sormuştu.

“Orada ne oldu?”

“Yakında öğrenirsin,” diyen genç kadın adamın meraklı bakışları altında Adem’e “Erkan’ı konağa bırakıp hastaneye geçeceğiz,” dedi.

“Bende ağabeyimi görmeye gidecektim, sizinle geleyim.”

“Olmaz, şuanda senin konakta olman gerekiyor. Anne babanın sana ihtiyacı var.” Erkan sıkıntıyla iç çekerken genç kadını onaylamadan edememişti. Çisem ile aynı yaşta olduğunu biliyordu ve kadının bu zamana kadar göstermiş olduğu suskunluğunun bu geceden sonra dışarıya karşı bir kılıftan ibaret olduğunu anlamıştı. Çisem göründüğünden çok daha fazlasıydı. Umuyordu ki bu gece her ne olduysa Çisem’in başını ağrıtmamasıydı.

***

Genç kadın Erkan’ı konağa bıraktıktan sonra hastaneye doğru yola çıkmıştı. Ağabeyinden aldığı bilgiye göre kocası hala uyamamıştı. Verilen ilaçlar kesilse de uyanması biraz zaman alacaktı. Çisem’in artık sabredecek takati kalmamıştı. Biran önce kocasının o koyu gözlerini açıp kendisine bakmasını istiyordu. Şu son birkaç gün daha da güçten düştüğünü hissetse de ailesi için ayakta kalmalıydı. Çok yorgundu ve yorgunluğunu ancak Erhan alabilirdi. Onun sesini özlemişti, üzerine olan bakışlarını özlemişti. En çokta ona sarılarak uyumayı özlemişti. Araba hastanenin önüne durduğunda her zamanki gibi arabanın etrafını saran korumalar genç kadının aşağıya inerek hastaneye girinceye kadar etrafına etten duvar örmüştü.

“Adem, Sadık’tan bir haber var mı?” Adem gelen soruyla başını iki yana sallamıştı.

“Henüz yok hanımım, yakında haber verecektir.”

“Ne kadar çabul olursa o kadar iyi olur. Yanına güvendiğin adamlardan gönder yardımcı olsun.”

“Emredersiniz hanımım,” diyen adam Erhan’ın odasının kapısına kadar genç kadına eşlik ettikten sonra adamlara emirler vererek oradan ayrılmıştı.

Çisem kapı ağzında derin bir nefes alarak kapıyı açarak odaya girmişti. Odada genç adamın nefes alış verişinden başka ses yoktu. Genç kadın adamın göğsünün her inip kalkışında şükrediyordu.

“Geldin mi hayatım, geç kaldın?” Cesur odadaki tekli koltuğa oturmuş kitap okurken kapının açılmasıyla gelen kardeşine bakmıştı.

“Durumu nasıl?”

“Hayati bulgularında bir sorun yok, ilaçlar etkisini azaltınca kendine gelecektir.”

“İnşallah,” diyen kız kocasının yattığı yatağa yaklaşarak kenarına oturmuştu. Adama her baktığında gözleri doluyordu.

“Erhan iyi olacak asıl sen nasıl oldun? Doktora göründün mü?” Çisem omzunu silkerken abisine cevap vermişti.

“Erhan uyanmadan görünmek istemiyorum.”

“Saçmalama Çisem, bebeğin durumunu öğrenmen gerekiyor. Bu kadar stresin bebeği etkileyeceğini biliyorsun.” Çisem ağabeyine hak verse de içinden gelmiyordu. Erhan ile birlikte o duyguyu tatmak istiyordu.

“Erhan uyansın…”

“Kalk gidiyoruz.”  Cesur kardeşine kızarak elindeki kitabı kenara bırakıp ayaklanmıştı.

“Abi lütfen…”

“Asıl sana lütfen Çisem, karnında ki canın değeri yok mu? Erhan uyandığında bunu öğrenince üzülmeyecek mi?” Çisem gözleri kapalı genç adama bakarken içi gitmişti. Yanaklarında bir üç günlük sakalıyla o kadar ayrı ve güzel görünüyordu ki Çisem kocasının her bir haline hayran kalmadan edemiyordu. Uyandığında kesinlikle sakalını kesmesine izin vermeyecekti. Derin bir iç çekerek başını sallayıp oturduğu yerden ayağa kalkmıştı. Cesur kardeşini kolunun altına alarak kapıya yöneldiğinde genç kadının bakışları hala kocasının üzerinde duruyordu.

“Merak etme henüz kendine gelemez. Uyandığında ona güzel bir sürpriz yaparsın.” Çisem buruk bir şekilde gülümseyerek kapıdan çıktığında kapıda ki korumalara bakarak “Odaya doktor dahil kimseyi almıyorsunuz,” diyerek oradan ayrılmıştı. Akşamüzeri olduğu için kadın doğum uzmanı bulacağına şüpheli olsa da o akşam nöbetçi doktorun kadın doğum doktoru olduğunu öğrendiğinde bunun bir tevafuk olduğunu düşünerek abisiyle kadının odasına geçmişti. Erhan Ağanın karısı olması genç kadına hastanede büyük kolaylık sağlıyordu. Genç kadın hamile olduğunu söyleyerek muayene için sedyeye yattığında Cesur onun elini tutuyordu. Kadın Çisem’in hazırlanması için beklerken Cesur kardeşine yardım ederek karnını açmasını sağlamıştı. Soğuk jeli hissettiğinde kısa süreli bir ürperti yaşasa da çabuk toparlamıştı. Kadının dikkatle ekrana bakıp makinedeki birkaç tuşa basarak incelemelerine devam ediyordu.

“Bir sıkıntı mı var doktor hanım, neden bir şey söylemiyorsunuz?” kadın birkaç ölçüm yaptıktan sonra gülümsemişti.

“Merak etmeyin bebeğiniz gayet sağlıklı,” diyen kadınla Çisem rahat bir nefes alırken bakışları ekrana dönmüştü. Doktor olmasa da kendisinin bile fark edebileceği bir büyülükte bebeği görebiliyordu.

 “Çok şükür,” diyen genç kadına doktor bakarak imayla sormuştu.

“Duyduğuma göre burada ağalar müjde veren doktorlara hediye veriyormuş doğru mu?” kadının sesi oldukça muzip çıkmıştı. Çisem ve Cesur birbirine bakarken Çisem şakacı doktora gülmeden edememişti.

“Kocam şuanda hasta yatağında uyuyor ve hala uyanmadı. Uyandığında ona sorarız, tabi müjdeniz hediyeyi hak ediyormuş bilmemiz lazım,” dediğinde doktor gülerek bebeğin kalp atışlarını dışarıya vermişti. Ortama yayılan hızlı melodi Çisem’i mest ederken Cesur bir doktor olarak kalp atışlarının sağlıklı olup olmadığıyla ilgileniyordu.

“Annede sağlıklı değil mi doktor hanım?” Cesur’un sorusuyla kadın başını sallamıştı.

“Evet, gayet sağlıklı. Bulantılarınız başlamış olmalı, merak etmeyin birkaç aya daha hafifler.”

“Henüz bulantım olmadı. İlk bebeğimde de böyle olmuştu. İlk aylar daha rahattım.” Doktor anlayışla başını sallarken sorduğu soruyla genç kadını şaşkına çevirmişti.

“Cinsiyetini öğrenmiş miydiniz?”

“Cinsiyet mi? Bu kadar çabuk mu?” diye soran Çisem ağabeyine bakmıştı. Doktor kadının şaşırmasına anlam veremeyerek sormuştu.

“Bebeğiniz dördüncü ayına girmek üzere, önceki muayenede öğrenmeniz gerekiyordu. Ama bazen bebekler kendini sakladıkları için sormak istedim.”

“Dört ay mı?” Çisem yutkunurken abisini gülümsemesiyle tuttuğu elini sıkmıştı. Oldukça heyecanlıydı. Öğrenip öğrenmemekte kararsız kalan genç kadın Cesur’un “Öğrenmek istiyoruz,” sözleriyle yutkunmuştu. Biliyordu ki Çisem karnında ki bebeğin cinsiyetini öğrenirse daha rahat edecek ve Erhan’ı beklerken daha dirayetli olacaktı.

“O zaman Erhan ağadan müjdemi isterim, küçük bir aslan parçası geliyor.”

“Erkek mi?” Doktor gülümseyerek Çisem’i onaylarken Cesur gülerek karşılık vermişti.

“Bu da bana benzerse değmeyin keyfime. Dayısının ikinci aslanı olacak!” dediğinde Çisem de gülmüştü. Cihangir doğduğunda ağabeyinin kopyası gibiydi ve hala dayısına benziyordu. Büyüyünce de Cesur’a benzemesini çok istiyordu. Ödü kopuyordu Soner’e benzeyecek diye.

“Boşuna dememişler kız halaya oğlan dayıya diye. Sağlıkla doğsun da gerisi hallolur.” Çisem duygulanarak Cesur’a bakarken doktor ilk ultrason fotoğrafını genç kadına uzatarak yerinden doğrulmuştu.

“Siz toparlanın içeride konuşuruz.” Cesur kardeşinin toparlanmasına yardım ederek önüne çömelmişti. Çisem’in yanağından aşağıya bir damla düşerken Cesur başını iki yana salladı.

“Ağlama hayatım bu sana verilmiş bir mucize. Her bebek anne karnına düştüğünde bir mucizeye işaret eder. Şu haline şükretmelisin, Allah sana ikinci kez anne olma lutrunda bulunmuş. Şükret!”

“Çok şükür,” diyen genç kadın haline elbette şükrediyordu. Birçok insan vardı anne baba olabilmek için çırpınıp duran. O ise hiç farkında olmadan anne olacaktı. İçinden yeniden şükrederken toparlanarak doktorun yanına geçmişlerdi. Doktor ona şimdilik takviye vermezken stresten uzak durması gerektiğinin altını çizerek göndermişti.

“Ben kahve alacağım sen içecek bir şey ister misin hayatım?” Çisem ağabeyinin sorusuyla ona bakmıştı.

“Çocuklara söyleyelim seni konağa bıraksınlar abi, çok yoruldun.”

“Seni burada bırakamam.”

“Tek değilim ki kapıda adamlar var. Hem Çisil’e de moral olur seni görmek. Erhan için geride kaldılar, düzenleri bozuldu.”

“O nasıl söz Çisem, elbette ablasının yanında kalacak. Ayrıca unutuyorsun Erhan Asaf’ın ağabeyi, o bu durumdayken bırakıp Ankara’ya gelecek değil ya.”

“Haklısın, ama içim hiç rahat değil. Hadi üzme beni de konağa git. Hem sen söyledin Erhan yarına kadar kendine gelemez diye.” Cesur kardeşinin yalvaran bakışlarına dayanamayarak başını sallamıştı.

 “Tamam sen nasıl istersen ama bir şey olursa hemen beni arayacaksın. Ben Erhan’ın ilaçlarını verdim, sabah erkenden gelirim. Başka ilaç almasına gerek yok, ona göre sende dinlen. Çok yordun bu aralar kendini.” Cesur kardeşinden onay aldıktan sonra yanağını öperek Çisem’in yanına kattığı adamlarla hastaneden ayrılmıştı.

“Ne kadar daha uyuyacaksın?” Çisem hala uyuyan kocasına buruk bir şekilde bakarak ayaklarını çıkarıp yanında ki boşluğa kıvrılmıştı. Yatak küçük olsa da zayıf olduğu için boşluğa sığması zor olmamıştı. Kolunu kocasına dolamak istese de yarasına zarar veririm düşüncesiyle cesaret edemiyordu. Kocasına doğru dönük bir şekilde yatarken bir eli karnında hafif gülümsedi.

“Bak oğlum, bu adam senin baban. Seni çok sevecek,” diye fısıldadığında aklına konaktaki Cihangir gelmişti. Bebeği yaşını dolduralı çok olmuştu. Karnında ki bebeği doğduktan sonra Erhan’ın onu dışlamayacağını biliyordu. Genç adam Narin ile Cihangir’i ayrı tutmuyordu. İkisine de eşit şekilde vakit ayırıyordu. Derin bir iç çekerek boştaki eliyle kocasının soğuk elini tutarak gözlerini kapatmıştı. Sabah olmasını, kocasının uyanmasını dinlenerek bekleyecekti.

Genç kadın kulaklarına dolan melodik sesle gülümseyerek olduğu yere daha çok sokulmuştu. O kadar yorgundu ki nerede uyuduğunu dahi unutmuş durumdaydı. Bedenine dolanan kolların farkında olmadan başını yastığına sürterek hafif mırıldandı. Kendisini izleyen gözlerden habersiz uykusuna devam ederken odanın kapısının tıklatılmasıyla yeniden homurdanmış ancak uykusundan geri durmamıştı.

“Hayatım!” genç kadın kulağına dolan sevgi sözcüğüyle homurdanırken gözlerini aralamaya zorlanıyordu.

“Şuna bak nasılda uyuyor, hala senin farkında değil,” diyen tanıdık ses Çisem’in gözlerini aralamasına neden olmuştu.

“Abi ne zaman geldin?” derken Çisem olduğu yerde hafif doğrulup sırtını uyandığının farkında olmadığı kocasına dönerek yerdeki ayakkabılarını giymeye başlamıştı. Onun bu Halil Cesur’u gülümsetirken Erhan yorgun gözlerle karısına bakıyordu.

“Günaydın karıcım!” Erhan’ın seslenmesiyle Çisem uykunun verdiği sersemlikle “Günaydın kocacım,” demiş ancak odada birkaç saniye sessizlik oluşmuştu. Bakışları karşısında kendisine gülümseyen ağabeyine takılırken yutkunarak ondan onay beklercesine bakmaya devam etmişti. Cesur başını sallarken Çisem hızla arkasına dönmüştü. Kendisine gülümseyerek bakan kocasını gördüğündeyse dayanamayarak ağlamaya başlamıştı.

“Uyandın sonunda!” diyen kadın hıçkırarak ağlarken Erhan yerinde doğrulmak istemiş ancak canının yanmasıyla yeniden yerine uzanmıştı.

“Neden ağlıyorsun şimdi?” diye sitem eden genç adam karısına uzanmaya çalışırken Çisem daha hızlı ağlamaya başlamıştı.

“Çok korktum, uyanmayacaksın diye çok korktum,” diyen genç kadın kocasına sarılırken Cesur yalancı bir boğaz temizleme sesiyle “Ayıp oluyor ama,” diye uyarsa da Çisem omzunu silkerek “Sende arkanı dön o zaman,” diye çıkışmıştı. Erhan karısının omzunun üzerinden kayınbiraderine bakarken gülmeden edememişti.

“Benim hanım ağamı kim üzdü böyle,” derken aklına gelen şeyle hızla “Cihangir, o nasıl?” diye sordu. Sesinde ki endişe elle tutulacak derecede belli oluyordu.

“İyi konakta seni bekliyor. Annenler babanlar çok korktu.” Çisem abisine dönerek sormuştu. “Onlara haber verdin mi?”

“Merak etme Çisil’i arayıp haber verdim. Erhan gayet iyi, biraz dinlenmesi gerek sadece. Yarın hastaneden çıkarabiliriz.”

“Bu kadar çabuk mu?” diye soran bu kez Erhan’dı.

“Bir buçuk haftadır uyuyorsun sana erken mi geldi?” diye soran karısına şaşkınlıkla bakmıştı.

“Bir hafta mı?” Çisem başını sallarken Erhan yutkunmadan edememişti. O bir haftadır burada uyuyorsa işlerle, ailesiyle kim ilgilenmişti. Aşireti biraz olsun tanıyorsa yeni kararlar almak için gecikmemiş olmalılardı.

“Ben uyurken bir sorun oldu mu?” Erhan endişeyle sorarken Çisem omzunu silkerek cevap vermişti.

“Halledemeyeceğim bir şey olmadı.”

“Beni kim vurdu, öğrenebildiniz mi?” Erhan sırayla sorularını sorarken odanın kapısının hızla açılmasıyla bakışlar oraya dönmüştü. Önce Sevim annesi, hemen arkada kardeşleri odaya doluşmuştu. Çisem ezilme tehlikesi geçirmemek için ağabeyinin yanına cam kenarına geçerken bir eli ağzında gözyaşlarına engel olmaya çalışıyordu.

“Oğlum, çok şükür gözlerini açtın,” diyen Sevim hanım Erhan’ın yüzünü öperken Erhan homurdanarak annesine bakmıştı.

“İyiyim ana, ayıp oluyor çocuklara…” derken annesi kaşlarını çatarken oğlunu küçük bir çocuk gibi sevmeye devam etmişti.

“Ana karımın yanında…”

“Sus bakayım, ne kadar korktuk haberin var mı senin. Karın perişan oldu buralarda!” dediğinde Erhan’ın bakışları gözü yaşlı karısına çevrilmişti.

“Onlar size emanetti ana, sahip çıkmak sizin görevinizdi.” Çisil buruk bir şekilde gülümseyerek ablasına bakmıştı. Şu birkaç günde Çisem çok yorulmuştu. Ailenin erkeklerinden daha çok koşturmuştu bu olay peşinde.

“Merak etme enişte, ablam her şeyin üzerinden gelir.” Çisem kardeşine buruk bir gülümseme gönderirken Cesur kolunu iki kardeşinin omzuna atarak kapıya yönelmişti.

“Uyandığına göre biz bir şeyler yiyip gelelim.” Erhan itiraz edemeden genç adam iki kardeşiyle odadan çıkarken Sevim Hanım oğlunun başucuna oturarak saçlarını okşuyor arada başına dudaklarını konduruyordu.

“Hanım bırak oğlanı da rahat nefes alsın.” Hikmet bey ıslak gözlerle oğluna bakarken Erhan babasını ilk kez böyle gördüğü için üzülmüştü.

“Nasılsın baba, sağlığın yerinde mi?” yaşlı adam hasta yatağında bile kendisini düşünen oğluna minnetle bakmıştı.

“Şükür halimize oğlum, sen uyandın ya daha iyiyim.” Genç adam kardeşlerine kısa bir bakış atarken beklenmedik bir şekilde sessiz olmaları dikkatini çekmişti.

“Hayırdır ne bu haliniz?” Erhan’ın sorusuyla ilk önce Naz atılarak ağabeyine sarılmıştı. Genç kız ağlarken ardından Azra ve Gül’de ağabeyine sarılmıştı. Erkan buruk bir sevinçle onlara bakarken derin bir iç çekti.

“Postu deldirdin nasıl hissediyorsun?” Erkan’ın sorusuyla genç adam gülmüştü. Canı yanınca sakinleşen Erhan bu kez diğer kardeşi Ali’ye bakında genç adamın moraran yüzünü görünce şaşırarak “Sana ne oldu?” diye sordu. Ali yüzünü buruştururken Ahmet, Asaf, Gürsel ve Suat gür bir kahkaha atmıştı.

“Efsun çarptı abi, görmen lazımdı,” dediğinde Ali söylenerek yatağa yaklaşmıştı.

“Efsun şu bahsettiğiniz kız mı?” diye soran genç adam durumdan oldukça memnun görünüyordu.

“Selcan halanın torunu geldi. Ananesi konağa getirdiği için çok kızgındı. Sonuç morarmış bir Ali,” diyen Ahmet oldukça eğleniyordu.

“Kızdan dayak yedin hiç yakıştıramadım,” diyen Erhan diğer aile üyelerini de güldürmüştü. Şen şakrak geçen dakikalarda Erhan aklına gelen şeyle babasına dönmüştü.

“Aşiret ben uyurken bir şey yaptı mı?” Hikmet bey gözlerini kaçırırken Erkan araya girmişti.

“Dün akşam aşiret toplandı. Bir haftadan fazla uyanmayınca seni azletmek istediler.” Erhan tek kaşını kaldırırken babasına bakmaya devam etmişti.

“Sen ne dedin baba?” diye sorduğunda Hikmet bey ayağa durmaktan yorularak odadaki koltuğa çökmüştü.

“Bir şey demedim, toplantıya ben katılmadım.” Erhan kaşlarını çatarken sormuştu.

“Kim katıldı senin yerine?”

“Ben gittim toplantıya,” diye araya giren Erkan derin bir iç çekmişti. Kardeşi bu tarz toplantılardan hiç hoşlanmadığı için onun katılmasına şaşırmıştı.

“Sen toplantıya mı gittin? Peki karar ne oldu?” Erkan abisinin sorusuyla keyfi yerine gelerek yerinde rahatsızca yatan ağabeyine göz kırpmıştı.

“Bir karar alamadılar ki?”

“Nasıl?” diye soran adam şaşırsa da Hikmet Bey de merakla oğlunu dinlemeye başladı.

“Herkes çok endişeliydi. Ersoy’lar aşireti topladı. Sözde amcam seni vurdurduğu için aşiret liderliğini bizim aileden almak istiyordu.”

“Amcam mı? Beni amcam mı vurdurdu?” Erhan dişlerini sıkarken Hikmet Bey araya girmişti.

“Orası henüz belli değil,” diyen adamla gözler ona dönmüştü.

“Nasıl belli değil Hikmet Bey, jandarma dedi ya adam itiraf etmiş. Nusret vermiş parasını!” dediğinde Hikmet bey başını iki yana sallamıştı.

“Öyle olsa Nusret kendi ayağıyla jandarmaya teslim olur mu? Ayrıca bu işte bir iş var.”

“Neyse herkes hem fikir ortam sesten yıkılıyor. Kimileri itiraz ediyor Selman beye, sonra bir baktık kapıdan içeri yengem girdi.”

“Yengen mi? Karımın o adamların arasında ne işi var?” Erhan öfkeyle sorarken Çisem’e bir şey olma düşüncesi kanını kaynatıyordu.

“İnan bende ilk gördüğümde şaşırdım. Ağalar salondan çıkması için baskı yapsa da yengem hanım ağa olarak seni temsil ettiğini söyledi. Sonra da nereden çıkardığını anlamadığım bir sürü borç belgesi adamların önüne koydu. Sen uyuduğuna göre işlerle hanım ağa olarak kendisinin ilgilendiğini en kısa sürede borcu olanların borcunu vermesi gerektiğini söyleyip ortalığı karıştırdı. Sonra da çıkıp gitti. İnan ne olduğunu bende anlamadım, biz oradan çıktıktan sonra silah sesleri yükseldi ama inan ne olduğunu bilmiyorum.” Erhan dişlerini sıkarken kızgın bakışlarla babasına dönmüştü.

“Buna nasıl izin verirsin baba, ya ona bir şey olsaydı?”

“Çisem doğru söylüyor, senden sonra en yetkili kişi karın olarak Çisem gelin. Ben bir şey söylesem de o bildiğini okuyacaktı. Sabah duyduğuma göre akşam Selman’ın konağına jandarma baskın yapmış. Kaçak mı ne saklıyorlarmış.” Erhan her duyduğunda daha da sinirleniyordu. Karısını biraz olsun tanıdıysa bu işin ardında onun çıkacağına emindi.

“Geçen gün bizim tırların yola çıkmasını engelledi.” Ali araya girerken Erhan kaşlarını çatarak ona dönmüştü.

“Ne demek tırların çıkışını engelledi? Sebep?”

“Bilmem gelince karına sorarsın. Yengemin şirkete gittiğini bile fark etmedik. O kadar senin derdine düştük ki kimsenin aklına iş gelmedi. Valla helal olsun,” diyen bu kez Ahmet olmuştu. Erkan ve diğerleri mahcup bir şekilde bakışlarını kaçırırken Erhan ne düşüneceğini bilememişti. Demek ki kendisine bir şey olsaydı aile işiyle ilgilenmeyecekti. Gözlerini kapatarak yorgunluğunu gidermeye çalışmıştı.

“Bu gün ayın kaçı?” genç adamın sorusuna kimse anlam veremezken Naz ağabeyine cevap vermişti.

“Yirmi dördü abi…”

“Neyse ben çok yoruldum sizde daha fazla işinizden geri kalmayın. Herkes dağılabilir.” Erhan yatağına yerleşerek annesinin yardımıyla üzerini örtüp babasına bakmıştı. Kardeşleri bir bir odadan ayrılırken geriye anne babası kalmıştı.

“Neden karımı yalnız bıraktınız? Kardeşlerimin dünyadan haberi yok, siz neden ona yardımcı olmadınız?” Erhan üzgün bir şekilde anne babasına bakmıştı. Sevim hanım mahcup olurken Hikmet Bey oğluna hak verse de zamanı geri alamayacağından bir şey dememişti.

“Evlat acısı bir başkaymış oğlum,” diyen Sevim hanım oğlunun elini tutup öperken Erhan derin bir nefes almıştı. Üzgün olduklarını görebiliyordu ancak içi hiç rahat değildi. Çisem’in tek başına ailesini ayakta tutmaya çalışmasını kabul edemiyordu.

“Babaannem ve diğerleri hala konakta mı?” Erhan’ın sorusuyla Hikmet Bey başını olumsuzca sallamıştı. Nedret hanımım yaptıklarını öğrendikten sonra onu ve diğerlerini daha fazla konakta görmek istememişti. Bu yaşında gerçek annesinin bir başkası olduğunu öğrenmişti ve bunu kaldırmak yaşlı kalbine kolay gelmiyordu.

“Yazlık konağa gönderdim. Bundan sonra orada yaşayacak.”

“Halamla yüzleştiler mi?” Erhan merakla sorarken Sevim hanım oğlunun saçını okşayarak “Bunları düşünme sen şimdi iyileşmeye bak. Çisem çok yoruldu seni eve götürmeden de rahat etmeyecek.” Erhan kapıdan içeri giren karısını ve kayınbiraderini görünce buruk bir şekilde gülümsemişti.

“Gel kızım bizde çıkacaktık.”

“Sen kal anne, Çisem eve gidip dinlensin biraz.  Hem çocuklarda annelerini görür.”

“Ben kalacağım, yarın birlikte buradan eve geçeriz.” Çisem anında itiraz ederken Cesur araya girmişti.

“Erhan haklı Çisem, senin dinlenmen gerek. Kaç gündür doğru düzgün uyuyamıyorsun.” Genç kadın abisinin sözlerine hak verse de kararlıydı. Kocasıyla kalacaktı.

“Bir akşam daha dayanabilirim. Siz eve geçin,” dediğinde kadının ikna olmayacağını anlayan ailesi ayaklanarak kapıya yönelmişti.

“Bir ihtiyaç olursa ararsın kızım, adamlar zaten kapıda,” Hikmet bey minnetle genç kadının kolunu sıvazlarken Çisem başını sallayarak onu onaylamıştı. Karı koca odadan çıktıklarında Çisem ıslak gözlerle kocasının yanına giderek yanına oturmuştu.

“Çok korktum Erhan, o kadar korktum ki ne yapacağımı bilemedim.” Çisem’in yanağından aşağıya akan yaşı elinin tersiyle silen genç adam yattı yerden doğrulmadan karısını kendine çekerek yanına uzanmasını sağlamıştı.

“Çok şükür iyiyim karıcım, bu günleri de atlatacağız.”

“Bir daha aynı korkuyu yaşamak istemiyorum,” diyen kadın kocasına sığınırken Erhan karısına bu korkuyu yaşatanları bulup kendi eliyle cezalandıracağına dair yemin etmişti. Günlerin yorgunluğuyla kocasının kollarında uykuya dalan genç kadın ertesi günün olaysız ve huzurlu geçmesi için dua etmişti. Yakmış olduğu ateşin ne denli alev alacağını düşünmeden!

***

Erhan ağamız sonunda uyandı bakalım işin altından kim çıkacak. Yorumlarınızı bekliyorum. Bu arada Youtube kanalında yeni hikaye Kördüğüm Kalp karakter tanıtımları yayınlanmaya başladı. Takipte kalmayı unutmayın. Linke tıklayarak kanala abone olabilirsiniz. LİNK

33391cookie-checkS.S. Kalpler 42. Bölüm

22 yorum

  1. Çok şükür Erhan uyandı. Erhan’ı kim vurdurdu cidden çok merak ediyorum. Ama Nusret’le Nedret hanım da masum değil onlar da çorap örmeye devam ediyordu Allah’tan zamanında müdahale ettiler.

  2. Çok güzel bölümdü elinize sağlık. Bir tek Erhan bebeği öğrenseydi dedim. Moral olurdu biraz. Umarım güzel şeyler olur gerçi Çisem baya ortalık karıştırdı gibi ama

  3. Yeni hikaye buradaki kitaplarla veya karakterlerle bağlantılı mı? Yoksa tamamen bağımsız bir hikaye mi? Onu da merak ettim bakalım..

      1. Ay doğru şimdi hatırladım Ahmeti. Aslı ailesi istemiyor diye bırakmıştı Ahmeti. Sonra geri dönüyor demek. Merak ettim şimdi. Teşekkür ederim cevap için

  4. Ellerine yüreğine sağlık canım sabırsızlıkla yeni bölümü bekliyorum, bakalım Çisem’ in yaptıkları arkalarından dönen oyunları açığa çıkaracak mı

  5. Doktora görünmekle abisi doğru olanı yaptı. Erhan uyandı. Çisem müjdeli haberi veremedi.

    Ellerine sağlık

  6. Şükür uyandı ♥️ bakalım kim vurdurdu Erhani amca yapmadi belli de yine de mutfakta fln ne iş yaptiklarini öğrenseler diğer bölüm ya :/ 😡 4 aylık hamileymiş vay be ama inşallah bu Hesna mutfakta bir şeyler yapması yan etki yapmaz bebeğe önca zaman yapmıştır belki de o kadın bir şeyler 😡 bakalım bu çatışma ne iş ogrenemedik ama diğer bölüm belli olur herhalde emeğine sağlık yazarcigim harika bir bölümdü ❤️

  7. Nihayet Erhan ağa uyandı bir ara ben bile korkmadım değil , kimin vjrduğünüda ayrıca çok meak ediyorum .Belalnolsun Çisembtam bir hanım ağa oldu herşeyi düsünerek yetişti üstelkknhakile haliyle .Emeklerine saģlık yazarcım .

  8. Benim anlamadığım şey şu neden daha sonra cesuru arayıp Erhan ın uyanmadığını sormadı yada cesur neden bir hafta boyunca arayıp durumunu sormadı sonuçta aileden biri illa ki durumundan haberi olması lazım dı ameliyata giren cesur ama arayıp durumunu ondan öğrenmiyorlar uyanmadığını söylemiyorlar söyleseler bir hafta uyumazdı bu adam bir de abisi aynı aileden ama durumdan haberi olmuyor çok garip bir durum

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir