S.S. Kalpler 43. Bölüm

Herkese merhaba oldukça gergin bir bölümle karşınızdayım. Umarım bölümü seversiniz. Satır arası yorumlarınızı bekliyorum!

****

Genç adam sessiz bir şekilde yanında oturan karısına kısa bir bakış atarken konağın avlusundan içeriye giren arabanın durmasıyla onun hızla arabadan indiğini görünce derin bir soluk bırakmıştı. Kendi kapısının açılmasıyla Çisem genç adamın koluna girerek onun arabadan inmesine yardım ederken oldukça sessizdi. “Neyin var senin?” Erhan daha fazla dayanamayarak sorduğunda kendilerine doğru heyecanla gelen annesini görünce susmak zorunda kalmıştı.

“Oğlum çok şükür senin bu kapıdan sağ salim girdiğini gördü bu gözler.” Yaşlı kadın oğluna sarılırken canı acıyan Erhan inleyince Sevim Hanım hemen geri çekilmişti. Kadının gözündeki endişeyi gören genç adam gülümseyerek kolunu yaşlı kadının omzuna atarak “Ben iyiyim ana, merak etme.” Konağın avlusu aile üyeleriyle dolarken hafif gülümsedi.

“Neden hepiniz buradasınız?” kardeşlerine bakarken Erkan derin bir nefes alarak ağabeyine sarılmıştı. Aralarında iki yaş olmasına rağmen Erhan her zaman bir baba gibi sarmıştı kardeşlerini. Kardeşlerinin arkasındaysa babası Hikmet Bey vardı.

“Hadi çocuklar abinizi fazla yormayın. Sonra nasılsa görürsünüz. Şimdi yardım edin de odasına çıksın.” Babasının sözleriyle Erkan ve Gürsel genç adamın koluna girmek istemiş ancak Erhan izin vermemişti. “Ben iyiyim, kendim yukarı çıkabilirim. Hem benim çocuklarım nerede?” Erhan kalabalığın arasında çocukları göremeyince merakla sormuştu.

“Selcan halanın yanında oynuyorlar. Odaya çıkınca yanına getiririz.” Sevim hanım oğlunu yanıtlarken genç adam başını sallayarak onaylamıştı. Çisem kocasının koluna girerek onu merdivenlere yönlendirirken genç adam sessizce genç kadına uymuştu. Hala karısının neden bu kadar durgun olduğunu düşünüyordu. Odaya girdiklerinde karı koca önce elini yüzünü yıkarken Çisem üzerini değiştirmek için giyinme odasına geçmişti. Erhan karısının ardından bakarken sıkıntıyla nefesini dışarıya vermişti.

“Konuşmayacak mısın?” Çisem’in odadan salona geçişiyle Erhan merakla sormuştu.

“Önemli bir şey yok. Sadece yorgunum biraz dinlenirsem geçer.” Erhan genç kadının yaşadıklarını düşününce üzerine gitmemeye karar vererek sessizliğini korumuştu. Dairenin kapısının tıklatılmasıyla Sevim Hanım yanında iki çocukla salona girmişti.

“Baba!” diye sevinçle bağırarak kanepede oturan Erhan’a koşan Narin yüzünde kocaman bir gülümsemeyle Erhan’a atılmış ancak Çisem atik davranarak kızı yakalayarak onu durdurmuştu. Narin üzgün bir şekilde genç kadına bakarken Çisem onun önüne eğilerek “Ne konuşmuştuk hayatım, baba iyi olana kadar üzerine atlamayacaktın.” Narin başını sallarken Erhan kızının üzgün haline dayanamayarak kollarını açmıştı.

“Gel hayatım,” diye kızını çağıran adam onun kendisine az önceki coşkusuna nazaran daha sakin bir şekilde babasının yanına gitmişti. Erhan kızını kucağına ekerek sıkıca sarılmıştı. Narin babasının dizine oturmuş onun yanaklarını okşarken bıcır bıcır konuşmaya başlamıştı.

“Baba biliyor musun Selcan nene çok komik!” dediğinde Erhan tek kaşını kaldırarak annesine bakmıştı.

“Selcan nene mi?” dediğinde Sevim hanım buruk bir şekilde gülümsemişti.

“Selcan hala çocuklarla ilgilenmeyi seviyor. Çocuklarda onu sevdi.”

“İyi bari,” diyen adamın gözleri bu kez Çisem’in kucağında ki Cihangir’e takılmıştı. Küçük çocuk dikkatle Erhan’a bakarken genç adam “Cihangir, oğlum!” diye seslendiğinde Cihangir annesinin kucağında hareketlenmişti. Çisem oğlunun atılmasını son anda tutarak kucağından düşmesini engellerken gülümseyerek Erhan’a vermişti çocuğu.

“Baba!” Erhan iki çocuğu kucağında onları severken Cihangir’in kendisine her ‘baba’ değişi adamın yüreğini ısıtıyordu.

“Söyle babam,” diyen adamla Çisem yutkunmuştu. Adamın sesindeki şefkat o kadar belliydi ki istem dışı eli karnına gitmişti. Oradaki bebeğinin ne kadar şanslı olduğunu düşünmeden edememişti. Eğer nasip olurda sağlıkla kucağına alabilirse Erhan’ın Cihangir’e olan davranışlarının değişmesinden korkuyordu. Bunun olmayacağını bilse de içinde küçükte olsa bir şüphe vardı. Gözlerini kapatarak yatak odasına geçerken kocası ve çocukları salonda bırakmıştı. Sevim hanım geldiklerinden beri gelinindeki durgunluğun farkındaydı.

“Çisem iyi mi evladım neden bu kadar moralsiz?”

“Bilmiyorum anne hastaneden çıktığımızdan beri böyle. Ne olduğunu söylemiyor yorgunum dedi sadece!”

“Haklı kız, sen hastaneye düştüğünden beri biran olsun oturmadı yerine.” Narin ikilinin konuşması arasında babasının kucağından inerek sessizce Çisem’in peşine takılmıştı. Odanın kapısını uzanarak açmaya çalışırken ağır kapıyı iteklemekte zorlanmıştı. Çisem yatağa gireceği anca kapının açılmasıyla gelen kişiye bakarken yüzüne takındığı hafif gülümsemeyle Narin’e bakarken küçük kızın yüzünün asık olması gülümsemesinin silinmesini sağlamıştı.

“Narin, kızım ne oldu?”

“Uykum geldi!” Narin mahzun bakışlarını kaçırırken Çisem onun kendisiyle yatmak istediğini anlayarak kollarını açmıştı.

“Gel hayatım birlikte yatalım,” dediğindeyse Narin koşarak kadının kollarına girmişti. Çisem önce kızın üzerini değiştirerek yatak kıyafetlerini giydirmiş sonrada kolları arasına alarak yatağa uzanmıştı. Yorgunluktan uyuya kalan ikili odaya giren adamın bile farkında olmamıştı. Karısı ve kızını bir süre izleyen Erhan aklındaki düşünceyi hayata geçirmek için odadan çıkarken ona yardımcı olacak tek kişiyi aramaya başlamıştı.

“Hayırdır Erhan abi?” Çisil karısında genç adamı görünce şaşırarak sormuştu.

“Yardımına ihtiyacım var,” diyen adam kızın meraklanmasını sağlarken söz konusu ablası olunca hemen adamın isteğini kabul etmişti.

***

Konak uzun zamandır hiç bu kadar sessiz olmamıştı. Erhan bir süre dinlendikten sonra ziyarete gelen ağaları kabul ederken birçoğu o gece olanları konuşma arasına anlatmaya çalışmış ancak Erhan yeri olmadığını bildirerek onların konuşmasını bölmüştü. Ailenin erkekleri aşiret ağalarını ağırlarken Gürsel ve Suat dayanamayarak sormuştu.

“O gece Selman ağayı tutuklamışlar diye duyduk doğru mu?”

“Öyle, jandarma baskın verince neye uğradığımızı şaşırdık. Bizi de aldılar ama dahilimiz olmadığını anladıkları için bıraktılar.”

“Neden tutuklandı?”

“Birisi jandarmaya kaçakçılık yaptığına dair ihbarda bulunmuş. Sınırdan kaçak göçmen geçiriyorlarmış.” Erhan duyduklarıyla kaşlarını çatmıştı.

“Ne zamandan beri?”

“Bilmiyorum, ama jandarma öğrenecektir elbet.” Erhan’ı onaylayan adamlar kendileri servis edilen ikramları yerken Ali abisine bakarak konuşmuştu. “Sırası gelmişken hanım ağamız şirketten çıkan tırların termal kameradan geçirilmeden çıkışına izin vermiyor artık. Bir de özellikle jandarma denetimlerinin sık olduğu yollardan geçmesi için güzergahları değiştirdi.” Erhan şaşkınlıkla kardeşine bakarken çaylarını içen birkaç ağa içtikleri çayı yutamayarak öksürmeye başlamıştı.

“Ne yaptı dedin?””Duydunuz, hanım ağamız özellikle bu işle ilgilendi. Biliyorsunuz şirketin tüm yasal işlemleriyle ben ilgileniyorum. Malum yengem de avukat olunca bana yardımcı oldu. Şimdiki güzergahlar daha kısa ve daha hesaplı. Dolayısıyla bende onu onayladım.”

“Kendi başına nasıl karar verebilir?” ağalardan biri atılırken Erhan şüpheyle kardeşine bakmıştı. “Ağalar, unutuyorsunuz galiba, benden sonra en yetkili kişi karım olarak hanım ağanızdır. Demek ki ben hastanedeyken işlerle kendisi ilgilenmiş.”

“Ağam tır şoförleri bildikleri yoldan çıkarsa…” adamlardan biri itiraz ederken Erhan elini kaldırarak onu susturmuştu.

“Bu konuyu sonra konuşuruz. Şuanda oldukça yorgunum dinlenmem gerek. Geldiğiniz için sağolasınız. En kısa sürede yeniden toplantı ayarlayacağım. Ayrıca ben uyurken arkamdan iş çevirenlerinde hesabı sorulacak.” Erhan’ın taviz vermez sesiyle ağalar yerinden kalkmıştı. Erhan daha bu gün hastaneden çıktığı için adamın yorgun olduğunun farkındaydılar. Ancak ziyaret etmezseler de ayıp olacağını düşünerek konağa akın etmişlerdi. “Hikmet beyi göremedik sağlığı yerinde mi?” Zeynel ağanın sorusuyla Erhan ona bakmıştı. Diğer ağalar kapıdan çıkarken onları yolcu etmek kardeşlerine düşmüştü.

“Babam iyi şükür, biraz endişelendi malum olaylardan dolayı.”

“Duyduğuma göre misafiriniz varmış!” diyen adama gözlerini kısarak bakmıştı Erhan. Onun neyi merak ettiğini anlayamamıştı.

“Zeynel ağa ne soracaksan açık açık sorasın. Lafı evirip çevirmenin anlamı yoktur.” Zeynel ağa babasından birkaç yaş büyük olmasına rağmen oldukça dinç bir adamdı.

“Madem öyle Selcan Hanım geldi diye duydum doğru mu?” Zeynel ağanın sorusuyla Erhan kaşlarını çatmıştı. “Halamı tanıdığını sanmıyorum malum yaşın buna uygun değil,” dediğinde Zeynel ağa tiz bir kahkaha atmıştı.

“Elbette onu şahsen tanımıyorum ama bizim konakta adı çok geçmişti zamanında. Benimkisi sadece merak?”

“Neyi merak ediyorsun?”

“Bir zamanlar amcamın sevdiği kadını elbette!” dediğinde Erhan şaşkınlıkla adama bakmıştı. Zeynel ağanın iki amcası vardı ve biri ölmüş diğer amcası seksen yaşını devirmiş olsa da sağlıklı bir adamdı. Yaşlı adam şimdi torunlarıyla şehrin diğer göbeğinde inzivaya çekilmişti.

“Sen neden bahsediyorsun?”

“Duydun, zamanında Selcan halayı istemişler ailenden ancak küçük olduğu için vermemişler amcama. Sonrası malum halan kaçıp gitti buradan.”

“Kaçmadı kaçırıldı!” Erhan sinirle konuşurken Zeynel Bey başıyla genç adamı onaylamıştı.

“Neyse bunlar eskide kaldı ama bir ara amcama uğrarsan iyi edersin sana verecek emaneti vardı diye hatırlıyorum.”

“Anlamadım?” Zeynel Bey yaşına göre oldukça muzip bir adamdı. Omzunu çocuk gibi silkerken kapıya yöneldiğinde aklına gelen şeyle duraksamıştı.

“Bu arada hanım ağanın korumalarını arttırsan iyi edersin. Selman ağa onu ihbar edenin karın olduğunu yakında anlayacaktır.” Erhan adamın arkasından şok olmuş bir şekilde bakarken sinirle dişlerini sıkmaya başlamıştı. Çisem’in böyle bir şey yapacağını düşünmemişti. İçinden yapmamış olması için dua ediyordu.

“Uyarın için sağ ol Zeynel ağa yeniden bekleriz.” Yaşlı adam arabasına binerek konaktan ayrılırken Erhan hızla konağa girip merdivenlere yönelmişti. Duyduklarına inanamıyordu. Çisem nasıl böyle sorumsuz davranabilirdi.

“Çisem, neredesin?” Erhan’ın sinirli sesi koridorda yankılanırken onun sesini duyanlar şaşkınlıkla odalarından çıkmıştı. Genç kadın uykusunun arasında kocasının sert sesini duysa da uykusuna devam etmişti. Çok yorgundu ve şuanda kimse umurunda değildi.

“Çisem dedim!” diye bağıran adam daireye girdiğinde salonda oynayan çocukları görünce duraksamıştı. Onların yanında Çisem’le konuşamazdı.

“Zeynep sen çocukları anneme götür.” Zeynep ağasının ifadesinden korkarak hemen başını sallayıp çocukları aldığı gibi daireden dışarıya çıkmıştı. Erhan hızla yatak odasına girdiğinde Çisem’i sere serpe yatakta uyuduğunu görünce sakinleşmek için elinden geleni yapmış ancak karısının tehlikede olabileceği düşüncesi aklına düşünce yeninde kükremişti.

“Çisem kalk hemen!” Çisem kocasının sesiyle yerinde sıçrarken Erhan bağırdığına kısa biran pişman olsa da kendinden taviz vermemişti.

“Ne oluyor Erhan ne bağırıyorsun?” Çisem damağını başparmağıyla çekerken çakmak çakmak gözlerle kocasının gözlerine bakmıştı. “Kalk ve yaptıklarının hesabını ver. Selman ağayı ihbar etmekte ne oluyor?” Çisem adamın sözleriyle derin bir nefes alarak gözlerini kısmıştı.

“Öğrendin demek, ne var bunda adam suç işliyordu bende ihbar ettim.”

“Sen aklını mı yedin kadın, bunun sonuçlarını düşünmedin mi?” Çisem adamın gittikçe yükselen sesiyle dişlerini sıkmaya başlamıştı.

“Bana bağırma Erhan, ne yapsaydım sessiz mi kalsaydım sizin gibi?” “Kalsaydın, bana söyleseydin!” diye bağırtısına devam ederken Çisem yerinden kalkarak kocasının karşısına dikilmişti.

“Bana bağırma Erhan! Siz üzerinize düşen görevi yapsaydınız o adam ne insanların ölümüne neden olurdu ne de şirketin tırlarıyla silah taşınırdı!” dediğinde Erhan gözlerini büyüterek karısına bakmıştı. “Sen neden bahsediyorsun?” Çisem adamın öfkesi karşısında dik durabilmek için elinden geleni yaparken hamilelik hormonları buna pek yardımcı olmuyordu. Gözlerinde ki hayal kırıklığıyla kocasına bakarken bunca zamandır bu durumdan haberi olmamasına şaşırmıştı. O daha ilk günden fark etmişti kaçakçılığı. Ailesine zarara gelmemesi için bir haftadır doğru düzgün uyumamış yasal prosedürlerle işini halletmeye çalışmıştı. Bunu da kaçakçılık şubesiyle birlikte yapmıştı. Neyse ki önceki sevkiyatların arandığına dair belgeler vardı elinde de iş fazla uzamamıştı. Ama Çisem emindi, kaçakçılığa göz yuman kişiler vardı ve aynı kişiler Erhan’ın vurulmasını amcaları Nusret’in üzerine atıyordu.

“Önce gözleri aç etrafında olup bitenleri gör ondan sonra gel benden hesap sor Erhan ağa. Yaptığım hiçbir davranıştan pişman değilim. En azından ben vicdan sahibiyim, insanların ölmesine göz yummadım.” Çisem öfkeyle odadan çıkarken üzerine hırkasını geçirerek daireden dışarıya atmıştı kendini.

“Abla neler oluyor?” Çisil endişeyle ablasına bakarken Çisem omzunu silkerek hızla genç kadının yanından geçerek misafir odalarından birine girmişti. Aile üyeleri genç kadının akmak üzere olan yaşlarını fark etse de müdahil olamamıştı.

“Sen karışma hayatım onlar kendi aralarında hallederler.” Asaf karısını uyarırken Çisil kızgın bakışlarıyla kocasına bakmıştı.

“Ne demek karışma, abin benim ablama bağıramaz. Haddi mi benim ablamı azarlamak!” Çisil öfkeyle kocasının yanından ayrılarak ablasının sinirle girdiği odaya girmişti. Kapıyı kapattığında Çisem’in söylenerek odada dolandığını görünce dayanamayarak onu durdurmuştu.

“Neler oluyor abla, neden kavga ettiniz?”

“Ağamız yaptıklarımdan hoşlanmamış anlaşılan!” Çisil ablasının neden bahsettiğini bilmediği için bir şey söyleyememişti.

“Ne yaptın ki?” genç kadının sorusu odanın kapısının sert bir şekilde açılmasıyla havada kalmıştı.

“Öyle kapıyı çarpıp kaçamazsın Çisem, konuşacağız!” Erhan karısının odadan çıkmasıyla daha da öfkelenmişti.

“Konuşacak bir şey yok. Ben son sözlerimi söyledim. Sende hazmetsen iyi edersin.”

“Kadın sen beni deli mi edeceksin, ne bu sakinlik?” adam kadının sakince cevap vermesine daha da sinirleniyordu.

“Erhan kendine gel neler oluyor?” Sevim hanım oğlunun karısına bağırtısına daha fazla dayanamayarak araya girme ihtiyacı hissetmişti.

“Sen karışma anne bu aramızda.”

“Aramızda olan bir şey yok Erhan ağa, bu durum tüm aileyi ilgilendiriyor. Ayrıca çok şaşkınım doğrusu, bu kadar kalabalık bir ailede bu kadar sorumsuz insanlar nasıl olur diye. Gerçekten şaşkınım üstelik iki tanesi polis bunların!” Çisem’in sözleri aile üyelerinin kaşlarını çatmasına neden olurken kardeşler taşın neden kendine geldiğini anlayamamıştı.

“Çisem sözlerine dikkat et!”

“Merak etme Erhan ağa bundan sonra ederim. Neyse benden bu kadar, siz kendi pisliğinizle baş edersiniz artık.” Erhan karısının sözleriyle yumruklarını sıkarken Çisem’in gözleri kapıda kendisine şaşkınlıkla bakan kıza takılmıştı. Efsun!Kız kendisine öyle bir bakıyordu ki o gözlerdeki rahatlama hissini anlamamasına imkan yoktu. Çisil ablasının yanına yaklaşarak kolunu tutarken sanki onu korumak ister gibi bir tavır takınmıştı.

“Kızım biraz sakin ol ne söylüyorsun sen?” Sevim hanım ılımlı bir şekilde genç kadına yanaşırken Çisem yorgun bir şekilde kayınvalidesine bakmıştı.

“Üzgünüm anne söyleyecek bir şey yok. Çok yoruldum ve dinlenmek için ailemin yanına gitmeye karar verdim. Umarım anlayış gösterirsiniz!” Sevim hanım gözlerini büyütürken Erhan dişlerini sıkmaya başlamıştı.

“Böyle bir zamanda ailenin yanına mı gideceksin?”

“Ne varmış zamanda? Burada dinlenemeyeceğim belli, en iyisi bu.”

“Kime göre? Hanım ağa hasta kocasını bırakıp baba evine dönüyor, sence ne düşünür aşiret?”

“Aşiretin ne düşündüğü umurumda değil. Bir avuç vicdansız insana göre hayatımı yaşamayacağım. Ayrıca domuz gibisin neren hasta?” Çisem Erhan’ı geride bırakarak şaşkın bakışlar arasında odasına giderken genç adam şok olmuş bir şekilde kendisine hakaret eden karısının arkasından bakıyordu. Sevim hanım başta gelininin oğluna ettiği lafa şaşırsa da sonradan oğlunun davranışlarını düşününce bir şey söylememişti. Bu zamana kadar sakin kalan gelininin damarına basıldığında nasıl birine dönüştüğüne ilk kez şahit olmuştu.

“Anne gelinine bir şey söyle!” Erhan dişlerinin arasından tıslarken Sevim Hanım iç çekerek “Çisem kararlı onu durduramayız. Bırak birkaç gün ailesinin evinde kalsın,” dediğinde Erhan annesine inanamayarak bakmıştı.

“Anne sen ne dediğinin farkında mısın? Çisem’in gitmesine izin veremem!”

“Ne yani ablamı burada hapis mi tutacaksın?” Çisil kızgın bir şekilde eniştesine bakarken Asaf karısına yaklaşarak “Hayatım sen karışma,” dediğinde bu kez Asaf’a patlamıştı.

“Asıl sen karışma Asaf, ne bu sert erkek ayakları. Bende ablamla gidiyorum, ailemde kalırım, sen ister burada kal ister dön.”

“Saçmalama Çisil, ne demek ailemde kalırım?” Asaf kaşlarını çatarken Naz aradan sıvışarak annesinin koluna dokunmuştu.

“Anne konuşalım mı?” Sevim hanım kızının bir karın ağrısı olduğunu anlayınca başını sallamıştı. Kapıya döndüğünde tüm çocuklarının şaşkınlıkla onları izlediğini görünce sinirlenerek “Ne bakıyorsun öyle, dağılın artık,” dediğinde çocuklar sinirli olan annelerine yol vererek yeniden ağabeylerine dönmüştü.

“Neler oluyor ağabey?” Erkan ilk kez karı kocayı kavga ederken görünce sormadan edememişti.

“Olan şu senin akıllı yengen Selman ağanın kaçakçılık yaptığını jandarmaya ihbar etmiş!” dediğinde Erkan yutkunurken polis olan Suat ve Gürsel öne çıkmıştı. Ali ise oldukça sakin karşılamıştı.

“Ne yaptı dedin?””Ne var bunda?” Çisil ablası kötü bir şey yapmış gibi konuşulmasından hoşlanmamıştı.

“Siz aklınızı mı kaçırdınız? Selman ağa ablanı düşman olarak görecek bundan sonra?””Zaten dost olduğu söylenemezdi. Pek bir şey fark etmedi yani!” Ali abisine baktığında Erhan’ın kaşları iyice çatılmıştı.

“Sen biliyordun değil mi?” Ali omzunu silkerken Erhan kükremişti.

“Buna nasıl izin verirsin, onu tehlikeye attığını bilmiyor musun?”

“O bu aileye girdiğinden beri her zaman tehlikedeydi abi sende biliyorsun. Ayrıca doğru olanı yaptığı için onu suçlayamazsın. Asıl bu durumu bilip susan ağalar suçlu. Ne zamandan beri aşiret insan kaçakçılığa sessiz kalır oldu. Eskiden olsa Selman ağanın tüm topraklarına el konulup onu bu topraklardan sürerlerdi. Şimdi ödül gibi serbest kalacak.” Erhan kardeşinin doğru söylediğini biliyordu. Ancak kabul etmek istemiyordu. Ali abisinden ses çıkmayınca arkasını dönüp giderken kapıda durarak imayla diğer kardeşlerine bakmıştı.

“Son olarak yengem bir konuda çok haklıydı. Hepimiz sorumsuzuz. Ailede yedi erkek, ah babamda dahil sekiz erkek var ancak yengem kadar olamadık. Kadın iki günde şirket tırlarıyla silah taşındığını fark etti. O olmasaydı şimdiye kadar hepiniz tutuklanmıştınız. Ve siz ikiniz polislikten olurdunuz!” dediğinde herkesi şoka sokarak oradan ayrılmıştı. Şirkette tüm aile üyelerinin hissesi vardı. Büyük hisse Erhan’ın olsa da küçük hissedar olarak onlarda suçlanabilirdi.

“Doğru mu bu?” Suat sorarken Gürsel ile göz göze gelmişti. Nasıl olmuştu da aile işlerini bu kadar boş verip denetlememişlerdi. Çisil ablasının yaptıklarını duyunca onunla bir kez daha gurur duymuştu. Ablasının bu hayatta yaptığı belki de en iyi şey mesleğiydi. Şuana kadar kaybettiği hiç dava yoktu ve bu durum özellikle ceza avukatı olarak onun tercih edilme sebebiydi. Çisil odadan çıkıp giderken kardeşleri baş başa bırakmıştı.

***

“Kızım ne bu gizem neden beni sürüklüyorsun?” Naz annesini kendi odasına sokarken oldukça endişeliydi.

“Anne sana bir şey söylemem gerekiyor.”

“Ne oldu, birine bir şey mi oldu?”

“Çisem yengemin gitmesine yardım et. Konaktan bir süre uzaklaşması onun için daha iyi.”

“Kızım sen ne diyorsun? Erhan buna asla izin vermez.”

“Vermek zorunda anne, bunu da senden başka kimse yapamaz. Burada kalırsa strese girecek. Bu hem onun hem de yeğenim için çok tehlikeli.” Sevim hanım kaşlarını çatarak kızına bakmıştı. Torunlarının bu işle ne alakası vardı ki…

“Çocukların ne alakası var. İkisi de çocukların yanında kavga etmeye özen gösterdi sende gördün!”

“Anne ben çocuklardan bahsetmiyorum. Yengem hamile!” dediğinde Sevim hanım şaşkınlıkla gözlerini büyütmüştü.

“Ne? Doğru mu bu?”

“Doğru ama kimseye söylemedi. Önce Erhan abime söyleyecekti ama olanlar malum. Anne yengem bu gerginliğe daha fazla dayanamaz. Bebeğin iyiliği için biraz uzaklaşması gerekiyor.” Yaşlı kadın aldığı haberle oldukça mutlu olurken genç kadının solgun yüzü aklına geldiğinde kızına hak vermeden edememişti. Çisem konaktan uzaklaşmalıydı ve Erhan’ı engelleyecek tek kişi de kendisiydi.

****

Sizce Erhan Çisem’in gitmesine izin verecek mi? Çisil’den nasıl bir yardım istemiş olabilir? Bebeği öğrendiğinde Erhan’ın tepkisi ne olacak? Yorumlarınızı bekliyorum.  

33532cookie-checkS.S. Kalpler 43. Bölüm

18 yorum

  1. Bölüm süperdi ellerine emeğine sağlık
    Ağamız gitmesine izin vermeyecek ama bakalım Sevim hanım ne yapacak yeni bölümleri sabırsızlıkla bekliyorum

  2. Erhan’a çok kızdım, bence bir süre hamilelik haberini almayı haketmiyor. O yokken yaptıklarına teşekkür edeceğine herkesin içinde bağırıp çağırıyor. Umarım hatasının farkına varır.

  3. Erhan yine hamileliği öğrenmedi. Umarım bebeğe bir şey olmadan duyabilir malum Çisemin başı belada. Çisem se kızmakta haklı Erhana yanı doğru bir şey yapmış sonuçta. Ama giderken tehlikeye de düşme ihtimali var gibi. Bakalım neler olacak. Ve artık suçlularda bulunsa iyi olacak gibi. Selcan Hala olayında da baya bir şeyler var gibi

  4. Zeynal Ağa’nın amcası Selcan hala’ya mı aşıkmış kıyamam yaa onca zaman gecmis karşılaşırlar umarım 🙁 ah Erhan ne yaptın ya tamam korktun ama bağırmak kavga etmek ne 😡 gitmesine mecbur izin vereceksin artık Erhan . Erhan Cisilden ne istedi ki yaa :/ ? Ayrıca bu mutfakta ki kamera olayına ne oldu yaa ortaya çıkmadı mı daha ?

  5. Erhan ne yaptın ya kız hamile üzdün o kadar. Gerçi daha haberin yok ta. Umarım Çisilden istediğin güzel bir şeydir. Çisemin evden gitmesi umarım uzamaz zaten yaralanma ile Erhan-çisemden uzak kaldık. Selcan hala ve amca hikayesini de merak ettim. Demek hala boşa selam iletmemiş Çisemle.. Ve şu Erhanı vuranlar artık çıksa ortaya kamera olayları falan vardı bulunamadı sanırım henüz. . Ellerinize sağlık güzel bölümdü ne zaman bitti anlamadım..

  6. Erhan senden bunu beklemezdim kadın senin iyileşmen için canını dişıne taktı yetmedi şirketini kurtardı sizleri hapse girmekten kurtardı karşılığında azar işıtiyor bu olmadı üstelik hamile tabi bunu sen bilmiyorsun bòyle davranırsanda zor òğrenirsin .

  7. Tam erhan uyandı herşey yoluna girer diye düşünürken tam tersi oldu acaba erhan biraz daha uyusaymıydı…muhteşemdi ellerine emeğine sağlık

  8. Erhan da haklı Çisem de. Erhan Çisem için endişeli Çisem de Erhan için. Bence bağırmak yerine sessizce konuşmalıydı. Sevim anne de öğrendi artık geriye Erhan kaldı.

  9. Şu Erhan ağanın ağzına iki tane patlatacak bir baba yiğit yokmu ya kadın okadar üzüldü kendini parçaladı bunun yaptığına bak ahhhh

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir