S.S. Kalpler 45. Bölüm

Merhaba arkadaşlar. Bir haftalık ayrılıktan sonra yeniden karşınızdayım. Haftaya bölüm yayınlayıp yayınlayamayacağımı bilmiyorum çünkü bilgisayarım yine bozuluyor sanırım. Ekranı sürekli gidip duruyor. Tamire göndereceğim. Telefondan yetiştirebilirsem bölüm gelir ama gününde gelemez sanırım. Hafta içi her hangi bir gün yayınlarım artık. Fazla uzatmadan bölüme geçebiliriz. Keyifli okumalar.

****

Duvarlar üzerine üzerine geliyordu ve genç kız bir şekilde bu odadan çıkmayı kafasına koymuştu. Özellikle son ziyaretçisinden sonra hayattaki tek ailesini tehlikeye atamazdı. Ananesinin ailesini ilk öğrendiğinden beri araştırma yapıyordu ve araştırdığı aile ne kadar birbirine bağlı gibi görünse de tehlikeli fikirleri olan aile üyelerini içinde bulunduruyordu. Bir plan yapmalıydı ve bu planı sorunsuz şekilde uygulamalıydı. Şuanda içinde olduğu operasyon annesinden önemli değildi. Odanın penceresinden dışarıyı izlerken birkaç hastayı kendi kendine kavga ederken görünce derin bir nefes bıraktı. Onlar gerçekten sinir hastasıydı kendisinin aksine…

“Bir şekilde kaçmam gerekiyor!” kendi kendine söylenirken planını bu gece uygulamaya karar vermişti. Odasının içinde bulunan kimsenin haberdar olmadığı birkaç alet onun işini görebilirdi. Ama önce bu kıyafetlerden kurtulması şart olmuştu. Bunun içinde hasta bakıcısının ilaç saatinde odasına gelmesini bekleyecekti.

Zaman geçmek bilmiyordu. Gittikçe sabırsızlanmaya başlamıştı. Bu odada zaman kavramını da kaybetmişti. Onun için sadece sabah ve akşam saatleri vardı. Bulunduğu odada ezan sesi bile duyulmazken nasıl vakti anlayabilirim ki! İlk başta bu duruma oldukça itiraz ederken birkaç aydır itiraz etmenin bir faydası olmadığını anlamıştı. Ne zor bir durumdu ki onun söz hakkı bile yoktu. Hastane personeli, müdürü dahil onu hasta sanıyordu. Bunda kendi davranışları oldukça etkili olmuştu. Pencerenin kenarında ayrılarak yatağına uzanan genç kız hiç bu kadar pasif kaldığını hatırlamıyordu. Hamlanmamak için kendince odada antrenman yapsa da fazla aktif bir spor olmuyordu. O her zaman hareketli bir hayata sahipti. Polisti, hem de çok iyi bir polisti. Öfke problemi olduğunu düşünenlerin haklı olmadıklarını bilse de kimseyi kendine inandıramamıştı. Bu yüzden de bu hastanede başkası adına yatırılıyordu. Yattığı yerde düzelterek bakışlarını sinir bozucu derecede beyaz olan tavana dikmişti. Yıllardır tek başına yaşasa da etrafı hep kalabalık olurdu. Şimdiyse o kalabalıktan eser kalmamıştı. Buruk bir şekilde gülümseyerek derin bir iç çekti. Ekip arkadaşlarıyla anlaşamıyordu ve bu onun hatası değildi. Çoğunluğu erkekten oluşan ekip kadın olduğu için onunla uğraşmayı kendinde hak görüyordu. Efsun yıkılmaz bir dağ gibi karşılarında dik durdukça onların kendince tacizleri artmaya başlamıştı.

Etrafında olan erkekler Efsun’un başarılı olmasını hazmedemiyordu! Kapının kilidini açıldığını duyduğunda hemen yan dönerek gelen kişinin kendisine yaklaşmasını beklemişti. Hava henüz kararmamıştı ve şuanda bu odadan kaçması onun için sorun olabilirdi.

Ya da olmazdı!

Efsun yatağına yaklaşan görevlinin elindeki plastik tabakta bulunan yemeği komodinin üzerine bıraktığı sırada arkasını dönen adama hızla hamle yapmış adam ne olduğunu anlayamadan bayıltmıştı. Yere düşmeden adamı usulca yatağın yanına uzandıran genç kız oldukça hızlı hareket ediyordu. Uzun saçlarını toplayarak adamı başından aldığı kasetin altına saklarken belindeki kilitleri eline alarak hızla odada çıkmıştı. Koridorda kimsenin olmaması onun şansına olurken hızlı adımlarla diğer kilitli kapıya giderek seri bir şekilde kilidi açıp adımlarına devam ediyordu. Alt kata inen merdivenleri eş geçerek diğer taraftaki yangın merdivenlerinde doğru ilerlerken elindeki anahtarlarını kilitli kapıyı açmasını umuyordu.   

Yangın merdiveni kapısına geldiğinde kapı kolunu aşağı çekerek açmak istemişti. Kapı açılınca başta şaşıran genç kız kapı ardında ki adamı görünce içinden kendine iyi bir küfür edip adam bağıramadan hızla adamın ağzını kapatarak kendine doğru çekmişti. Adam debelenirken Efsun hızlı davranarak ensesine indirdiği darbeyle adamı bayıltıp merdivenin başında ki duvara yaslayarak hızla merdivenlerden aşağıya inmeye başlamıştı. Arka bahçenin çitlerinden atlamasına imkan yoktu.  Mecbur ön kapıdan çıkması gerekiyordu ve bu durumda güvenliğin dikkatini dağıtmak için birşeyler yapmalıydı. Genç kız güvenliğe yakın olan hastaları arasına usulca sokulacak birinin saçını çekip diğerinin kolunu acıtınca bir anda ortam bağırış çağırış sesleriyle dolmaya başlamıştı. Onları kavgasını oyun zanneden diğer hastalar olaya dahil olurken kavga daha da büyümüş çalışanlar yetmeyince kavgayı ayırmaya güvenlikteki adamlarda gelmişti. Efsun fırsattan istifa ederek hızla güvenlikten kendisini dışarıya atmıştı. Olabildiğince hızlı bir şekilde hastaneden ayrılan genç kız önüne gelen ilk taksiye atlayarak “Lütfen ilerleyin,” diye taksiciye gideceği yeri söylemişti.

Üzerinde para da kimlikte olmadığı için düşünmeye başlayan genç kız derin bir nefes alarak taksiciye “Abi telefonu evde unutmuşum seninkini kullanabilir miyim?” diye sordu. Taksici genç kızı kısa bir inceledikten sonra telefonunu ona uzatırken Efsun ezbere bildiği adamlardan birinin numarasını tuşlamıştı. Aradığı kişi eskiden yakaladığı suçlulardan biriydi. Temiz bir hayata başladıysa bunu Efsun’a borçluydu. Otogarda çalıştığını bildiği için ondan başkasını arama aklına gelmemişti. Üstelik adam gideceği şehirde doğmuştu. Efsun taksiciye önce her ihtimale karşı bıraktığı emanetlerini almak için küçük evini tarif etmişti. Polis kimliği ve silahı asayişteki masasının çekmecesinde kilitliydi. Ancak evde yedek bir silahı ve parası vardı. Araba apartmanı önüne geldiğinde “Abi beni beş dakika bekler misin hemen geleceğim,” dediğinde adam başını sallayarak genç kızı beklemeye başlamıştı. Efsun aylardır girmediği evinin yedek anahtarıyla içeriye girerken hızla odasına doğru ilerlemişti. Merkezdekiler onun kaçtığını öğrendiğinde peşine düşecekti ve ilk bakacakları yer bu ev olacağından oldukça hızlı davranıyordu. Odasında ki komodinin çekmece altına sakladığı küçük tabancasını alarak beline sıkıştıran genç kız dolabının alt bölümünde her zaman hazır bulundurduğu küçük el valizini alarak hızla dış kapıya yönelmeden önce mutfaktaki kutuda sakladığı bir miktar parasını alarak kapıya yönelmişti. Evini iyice kilitleyerek hızla apartmandan dışarıda bekleyen taksiye bindiğinde “Otogara,” diyerek gideceği yeri bildirmişti. Taksici yola çıkarken araba da büyük bir sessizlik hakim olmuştu.

Araba otogara geldiğinde kendisini karşılayan adama taksi ücretini ödeten genç kız Urfa’ya da bilet aldırmıştı. Şuanda elindeki parayı idareli kullanmak zorundaydı. Kart kullanmasına imkan yoktu. Bu açıkça adresini emniyete bildirmek olurdu. En azından ananesini görene kadar parasını kullanmayacaktı. Efsun borcunu ödeyeceğini söyleyerek ilk arabaya binerken ananesine doğru yola koyulmuştu. Urfa’ya daha önce iş için gelmiş olsa da ilk kez şahsi bir mesele yüzünden gidiyordu. Tek amacı annesini alarak geri dönmekti. Mesleğini ne kadar çok sevse de şuanda düşündüğü en son şey mesleğiydi.

“Efsun abla neden bu kadar endişelisin?” genç adam yıllardır tanıdığı kıza sorarken Efsun nefesini dışarıya vererek konuşmuştu.

“Beni boş ver sen neler yapıyorsun? Temizsin değil mi?” Efsun dikkatle genç adama bakarken adam mahcup bir şekilde bakışlarını kaçırmıştı.

“Sayende helalinden kazanıyoruz abla. Tövbe ettim, artık çalmıyorum.”

“Senin adına sevindim ailenin boğazından haram girmesin Ali. Ben biraz dinleneceğim mola yerine geldiğimizde beni uyandırırsın.” Adam kızı onaylayarak yanından ayrılırken oldukça düşünceliydi. Efsun’la yıllar önce hoş olmayan bir şekilde tanışmıştı. Şimdi kaçarcasına otobüse binmesi onu şaşırtmıştı. Üstelik üzerine para yoktu. En azından genç adam öyle tahmin ediyordu.

Efsun yolculuk boyunca uzun uzun düşünmüştü. Annesinin ona haber vermeden Urfa’ya gelmiş olmasına bir anlam verememişti. Günay aşiretini ona zarar verebileceğini düşünmeden kalkıp buralara kadar gelmesi Efsun’u endişelendirmişti. Otobüs Urfa’ya vardığında küçük çantasını alarak hızla otobüsten inmişti.

“Efsun abla bekle seni gideceğin yere kadar bırakayım!” genç adamın seslenmesiyle Efsun başını iki yana sallamıştı.

“Kendim gidebilirim, sen işinden geri kalma.”

“Olur mu öyle şey abla, hadi inat etme de beni bekle. Hem arkadaşımın arabası vardı onunla götürürüm seni.” Genç kız adamı onaylarken oldukça sıkıntılıydı. Derin bir nefes alarak boğucu havayı içine çekerken şimdiden sıcaktan bunaldığını hissediyordu.

“Bu taraftan abla, araba caddenin karşısında,” diyen adamı takip eden genç kız etrafına delici bakışlar atıyordu. Mesleği gereği gözü sürekli etraftaydı.

“Nereye gideceğiz abla?” diye soran Ali’nin kapısını açtığı arabaya binerken “Günay’ların konağına,” dediğinde Ali duraksamıştı.

“Abla bildiğimiz Günay’ların mı?” diye sorarken genç adam oldukça şaşkındı.

“Evet başka Günay aşireti varsa bilemem ama beni Hikmet Günay’ın konağına götüreceksin.” Ali kızın sözleriyle direksiyona geçerken oldukça düşünceliydi. Yola çıktıktan yarım saat sonra dayanamayan genç adam sormuştu.

“Abla senin Günay aşiretiyle ne işin olur anlamadım, başın dertte mi yoksa?” Ali gerçekte endişelenmişti.

“Yok Ali merak etme başım dertte değil. Hikmet Günay’ın iki oğlu polis belki bilirsin, aynı ekipteyiz halletmemiz gereken bir iş vardı,” dediğinde Ali gözle görülür bir şekilde rahatlamıştı.

“Öyle desene abla bende kötü bir şey oldu sandım. Ne bileyim, başın dertte Hikmet ağadan yardım isteyeceksin sandım.” Efsun adamın sözleriyle homurdanmıştı. Onlar yardım isteyeceği son insanlar bile olamazdı. Genç adam arabayı kalabalık konağın önünde durdurduğunda Efsun hızla arabadan aşağıya inmişti. İçeriden gelen bağırışlarla genç kız dayanamayarak hızla kalabalığı yararken eli belindeki silaha gitmişti. Seslerin geldiği büyük odaya girdiğinde elinde tüfekle ananesi ve adını bildiği ama tanışmadığı Çisem’i tehdit eden kadını görünce gözünü kırpmadan kadına silahını doğrultmuştu.

Olaylar birden karışırken kadının uzatması halinde tetiği çekeceğini biliyordu. Kimse onun ananesine dokunamazdı. Genç kız kendini o kadar kaptırmıştı ki ananesinin kendisini uyardığını sonradan fark etmişti. Salon birden jandarmayla dolunca silahını indirerek hemen ananesinin yanına ulaşmıştı. Yaşlı kadını ardına çekerken kadının koluna asılmasıyla kısa bir an ona bakıp yeniden tetikte beklemeye başlamıştı. Konuşmalar havada uçuşuyor ancak Efsun bir şey anlamıyordu. Sonunda ortam biraz sakinleşirken genç kadın kendisine imayla bakan adamı görünce dayanamayarak yüzüne sert bir yumruk geçirmişti. Ortam yeniden karışırken bu kez kendisini tutmaya çalışan adama vurmuştu. Bir süre daha devam eden karışıklıkla genç kız sonunda sakinleşerek ananesiyle salondan ayrılırken herkes şok olmuş bir şekilde onun ardından bakıyordu.

***

Genç kız aradan birkaç gün geçmesine rağmen kendisini aramayan amirine şaşırıyordu. Ananesini bir türlü gitmeye ikna edemezken yaşlı kadının ağzından sadece baba ocağında ölmek istediği kelimeleri dökülüyordu. Bu durum genç kızı üzse de elinden bir şey gelmiyordu. Ananesi ölürse dünyada bir başına kalacaktı. Yalnızlığa alışsa da ananesinin varlığı ona güç veriyordu.

“Paket nerede?” genç kız kendisine verilen odadan çıkarken gördüğü Suat’a sormadan edememişti.

“Anlamadım?”

“Anlaşılmayacak bir şey yok, uğruna beni tımarhaneye tıktığınız paketi soruyorum, o nerede?”

“Güvenli bir yerde neden soruyorsun?” Efsun Suat’a ‘sen aptal mısın’ bakışı atarken “Sence?” diye sordu. Suat hala yüzüne anlamamış bir şekilde bakarken Efsun derin bir nefes alarak başını iki yana salladı.

“Sizi bu zekayla nasıl polis yaptılar anlamıyorum,” dediğinde Suat gözlerini devirmişti.

“Bende merak ediyordum Efsun Hanım ne zaman hakaretlerine başlayacak diye,” Suat’a ters bir şekilde bakan kız konuşmuştu.

“Aptal olmasaydınız benim hastaneden kaçtığımı duyan adamların her yerde onu aramaya başlayacağını bilirdiniz.” Suat kızın öfkeli sesiyle kaşlarını çatarken dişlerini sıkmaya başlamıştı.

“Sen hastaneden mi kaçtın?” diyen adamın sesi oldukça setti.

“Yok iyileştiğim için serbest bıraktılar. Aptal mısın elbette kaçtım.”

“Sen ne yaptığının farkında mısın?” Suat adeta kükrerken ailenin diğer üyeleri de onların yanına koşmuştu. Suat bağırmaya devam ediyordu. “Nasıl bu kadar sorumsuz davranabilirsin? Bu operasyonun ne kadar önemli olduğunu bilmiyor musun?” diye konuşmasına devam eden adamla Efsun oldukça rahat cevap vermişti.

“Operasyonun ne olduğunu bilmiyorum, benim bildiğim boş yere aylarca o odada tıkılı kaldığım. Kaldı ki hiçbir operasyon ananemden daha önemli değil. Kardeşin olacak serseri sözlerimi dikkate alıp ananemden uzak dursaydı böyle olmazdı. Ayrıca amire birçok kez haber gönderdim beni kaile bile almadı. Ama sizin kuyruk acını başka değil mi? Siz de o amir olacak herifte beni yıldırmak için elinizden geleni yaptınız ama başaramadınız. Şimdi paketin nerede olduğunu söylersen onu kendim koruma altına alacağım,” dediğinde Suat daha da öfkelenmişti.

“Biraz sakin olun,” diye araya giren Gürsel ikilinin bakışlarını kendi üzerine çekmişti.

“Seni daha akıllı sanırdım Gürsel, ikinizin de gözleri kör olmuş durumda. Güvenmemeniz gereken kişilere güveniyorsunuz.” Gürsel ve Suat genç kıza kaşlarını çatarak bakarken Suat dişlerinin arasından adeta tıslamıştı.

“Sen neden bahsediyorsun?”

“Kendinize o kadar güveniyorsunuz ki gözünüzün önündeki haini göremediniz. Size bir tavsiye paketi kimsenin bilmediği bir yerde saklayın yakında onun için gelecekler.”

“Sen… Sen ne biliyorsun?”

“Bu seni ilgilendirmez. Beni o odaya kapattığınız bir bakıma iyi oldu. Bol bol düşünecek zamanım oldu diyebilirim. Sayenizde başarısız olan operasyonların nedenini çözdüm. Ama bunu sizinle paylaşmayı düşünmüyorum. Size yapacağım ilk ve son iyilik o kızı hemen bu şehirden çıkarın demek olur.” Efsun ikili endişeli bir şekilde ardına bırakarak ananesinin odasına doğru ilerlerken kendisine şaşkın bir şekilde bakan aile üyelerine aldırış etmeden yaşlı kadının odasına girmişti.

 ***

“Sence neden bahsediyordu?” Suat Gürsel’e sorarken oldukça endişeliydi. Yonca’nın başına bir şey gelmesine izin veremezdi. Onu ailesinin yanına sakladığını aile üyelerinden başka bir kişi biliyordu o da amirleriydi. Dişlerini sıkan genç adam hızla konağın kapısına doğru giderken Gürsel koşarak onu durdurmuştu.

“Nereye gidiyorsun?”

“Yonca’yı buradan götüreceğim, Efsun doğru söylüyor olabilir. Yonca burada güvende değil,” dediğinde Gürsel kaşlarını çatmıştı.

“Öyle bile olsa plan yapmadan onu götüremezsin. Önce sakin kafayla nereye saklayacağımızı bulalım.” Suat kısa bir an duraksarken konuşmayı duyan Çisil araya girmişti.

“Sanırım ben nereye götüreceğimizi biliyorum,” diyen genç kadın ikilinin odak noktası olmuştu. Çisil gülümseyerek ikiliye bakarken Suat derin bir nefes alarak “Burada konuşmayalım, çalışma odasına geçelim,” dedi. Üçlü çalışma odasına geçerken Gürsel Efsun’un uyarılarını dikkate alarak farkında olmadan etrafına bakınmaya başlamıştı. Resmen kendi evinde paranoyakça davranıyordu.

***

“Anane neden beni anlamıyorsun, buradan gitmemiz gerek. Senin için burası güvenli değil.” Selcan Hanım dizlerinin dibine çökmüş torununa sevgiyle bakarken hafif gülümsemişti.

“Bu yaştan sonra kim bana ne yapsın Efsun, asıl sen anlamıyorsun. Yıllardır sıla hasreti çektim. Anne babamın mezarına gidemedim. Şimdi son zamanlarımda baba ocağında yaşamak istiyorum. Hem bu konakta ve aile mirasında senin de hakkın var.”

“Ben miras falan istemiyorum. İsteseydim dedemin mirasını alırdım,” diyen kız öfkelenmişti. O kimsenin parasını istemiyordu. Zamanında ananesinin kocasından annesine kalan mirası da istememişti. Hepsini bağışlamayı düşünüyordu.

“Yine de bunu alacaksın Efsun, bunca yıl sana baktım. Üzerinde biraz olsun hakkım varsa bu ailenin parçası olacaksın. Gözüm arkada ölmek istemiyorum.”

“Allah geçinden versin anane neden böyle konuşuyorsun?”

“Ölüm hak, miras helal Efsun. Ben ölünce benim olan her şey tek torunum sana kalacak. Bu topraklar yüzünden çok acı çektim. Bir başıma kaldım, çocuklarımın ölümünü izledim. Hepsi bu miras yüzünden,” diyen yaşlı kadının gözleri ıslanmıştı.

“Anane sen neden bahsediyorsun? Annemden başka çocuğun mu vardı?” Selcan Hanım üzgün bir şekilde başını sallamıştı.

“Bir dayın vardı, annenden büyük. Ne kadar dedenden nefret etsem de çocuklarım benim her şeyimdi. Çok sağlıklıydı ama birden hastalandı. Biz daha ne olduğunu anlayamadan dayını kaybettik. Annen çok küçüktü. Sonra da deden öldü zaten. Anneni hep kaçırarak gözden uzakta büyüttüm. Dedenin akrabaları sürekli peşimizdeydi. Sırf aile mirası kalmasın diye annene de fenalık yapacaklar diye çok korkuyordum. Zaten yıllar sonra korktuğum başıma geldi.”

“Anane?” genç kız yutkunarak anladığı şeyi doğrulamak istemişti.

“Annenin ölümü kaza değildi Efsun, bir cinayetti. O arabada sen de bende olacaktık. Ama o gün sen rahatsızlanınca evde kalmaya karar vermiştim. Annenle baban da sana doktor bulmak için evden çıkmıştı. Sonrasını da biliyorsun.” Efsun ellerini iki yanda yumruk yaparak sıkmaya başlamıştı.

“Kim?”

“Büyük amcanlar, dedenin mirası için bizden kurtulmak istedi ancak başaramadı. Ben o kazada evladımı kaybettim. Polis kaza olmadığını söylediğinde evladımın yasını tutamadan seni de alıp ortalıktan kayboldum. Kolay mı sanıyorsun el kadar bebeyle saklanmak?” yaşlı kadının gözlerinden yaşlar akarken Efsun ne yapacağını bilememişti.

“Neden bunca yol benden sakladın? Bilseydim onların cezasını çekmesini sağlardım.”

“Dava zaman aşımına uğradı Efsun, elinden bir şey gelmezdi. Zamanında korkmadan üzerine durabilseydim o katiller cezasını çekerdi.” Efsun yerinden kalkarak yaşlı kadına sıkıca sarılmıştı.

“Sana söz veriyorum anane, annemin de dayımın da intikamını alacağım. O çok sevdikleri toprakları ellerinden söküp alacağım,” dedi.

“Bunun için Günay aşiretini arkana alman gerek Efsun, basit bir polis memuru onlara hiç bir şey yapamaz. Hem babamdan bana kalan mirası yeğenim geri verecek.”

“Bundan emin misin?” Selcan Hanım torununun sözlerine gülümsemişti.

“Ben istemeden kendisi teklif etti Efsun, o para sana ölünceye kadar yeter. Hikmet’in ne kadar hakkı varsa senin de o kadar hakkın var. Hatta daha fazla bile olabilir.”

“Anane ben para istemiyorum,” diyen kız inadına devam ediyordu. “Hem benim güzel bir mesleğim var, burada kalamam zaten.” Yaşlı kadın başını sallayarak kızı onaylamıştı. Dışarından gelen korna sesiyle odanın camından aşağıya bakan genç kız gelenleri görünce derin bir nefes vermişti.

“Erhan ağayı hastaneden çıkarmışlar.”

“Çok şükür,” diyen yaşlı kadın ailede en çok Erhan’a güveniyordu. O genç adam babasının kopyası gibiydi.

“Erhan iyi çocuktur, diğer yeğenlerim de iyiler. Onlarla anlaşırsan senin için daha iyi olur.”

“Anane ikisiyle aynı yerde çalışıyorum. İki gün önce olanlardan sonra bizim iyi anlaşabileceğimize inanıyor musun?” Efsun imayla yaşlı kadına bakarken Selcan Hanım gülmüştü. Torunu koca iki adamı zorlanmadan yere sermişti.

“Senin gibi tatlı bir kıza yakıştıramadım o halleri bilesin Efsun, adamlarla kavga etmek hiç yakışmadı.”

“Anane ben onlarca adam yakalıyorum, sence bu normal değil mi?”

“Ama dün boş yere çocuğa vurdun. Zavallı elini kaldırıp karşılık bile vermedi.”

“Bir de verseydi…” Efsun susarken aşağıda ki coşkulu karşılamayı izliyordu. Gözü Çisem’e takılırken genç kadının yüzündeki yorgunluk dikkatini çekmişti. Oldukça solgun görünen kadın Efsun’un dikkatli bakışları altında merdivenlerden yukarıya doğru çıkmaya başlamıştı. Erhan’ın yüzündeki ifade de genç kızın dikkatini çekmişti.

“Anlaşılan yeni bir kavga çıkacak!” Efsun’un sözleriyle elindeki tespihi çekmeyi bırakan yaşlı kadın birkaç dakika sonra odalarına gelen genç adamla ona dönmüştü. Erhan büyük halasını görmek için odasına geçerken ilk gözüne çarpan şey Efsun olurken genç kız için yapmış olduğu planlardan bir kez daha emin olmuştu. Bu ikili bu ailenin bir parçasıydı ve Erhan onların aileden kopmasına izin vermeyecekti. Bir süre hal hatır sorduktan sonra Efsun’un eline pimi çekilmiş bomba bırakan Erhan ardında öfkeli kızı bırakarak odadan ayrılmıştı.

“Duydun mu anane ne dediğini? Benim haberim olmadan tayinimi nasıl aldırır!”

**..

33822cookie-checkS.S. Kalpler 45. Bölüm

14 yorum

  1. Merakla yeni bölümü bekliyorum
    Güzel bir bölümdü
    Acaba efsun ‘un dayısı yaşıyor olabilir mi bir ihtimal işte 🙂

  2. Son bölümden sonra Çisemi ve Erhanı merak ediyordum. Bir kaç bölüm öncesine ve Efsuna dönmek beklentimi karşılamadı ne yazık ki. Evet çok fazla karakter var ama böyle karışınca öbür hikayeden kopuluyor biraz. Kardeş sayısı da çok olunca acaba bu kardeşlerin bir kısmını ayrı hikaye olarak mı okusak ki? Efsun ve ananesinin hikayesinden de baya olay çıkacak gibi çünkü. Zaten Günaylar hikayesi yeterince karışıktı diye düşünüyor. Elinize sağlık..

  3. Eline emeğine yüreğine sağlık çok güzel bir bölüm olmuş severek okudum umarım bilgisayarın bozulmaz bizde güzel hikayelerini heyecanla okuruz her gün yeni bölüm varmı diye kontrol ediyorum kitaplarını ne kadar seviyorum artık anların yazarım asil kanada inşallah yeni bölüm yazarsınız

  4. Emeğine sağlık ah annesini de sayısını da öldürmüş resmen akrabaları 😡 al Efsun mirası güçlü olursan onlarla başa cikabilirsin 🙂 amirleri çete ile çalışıyor sanırım Efsunu hastanede kim ziyaret ettiyse anlamış ve uyardi evden de o hala ve babaanne dışında kimse haber vermez onlar da bilmediginr göre amirleri hain :X Efsun her şeyi anlatsa bari duzgunce

  5. Bu işi Efsun çözücek gibi şimdiden içerideki haini buldu emeğine sağlık canım yeni bölümü merakla bekliyorum

  6. Çisemli bölüm için gün sayan ben birazcık hüsrana uğradım yalan yok ama efsunu da merak ediyorum ayrı bir hikaye çıkmazmı burdan da

  7. Efsun un nasıl kaçtı merak ediyordum hikaye için de işlenmemişti. Ayrı bir bölüm de okumak iyi oldu. Efsunun sınırlı halleri de anlaşıldı. Başarılı olmasını sindiremiyorlar. İçlerindeki hain de söyledi.
    Babaanne de haklı tek torun. Ailesi olsun istiyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir